Yogyakarta

gezi-logo.qxpGEZİ / HAZİ­R­AN 2014

Yolu­mu­zu bu kez de biraz uzak­la­ra, Güney­do­ğu Asya’daki bir ada­lar dev­le­ti­ne düşü­re­lim iste­dik. Endonezya’nın beni en çok etki­le­yen şeh­ri Yogyakarta’ya… Bir çok eği­tim kuru­mu­na sahip oldu­ğu için üni­ver­si­te­li” diye bili­nen ama en çok tapı­nak­la­rıy­la ünlü şeh­ri­ne… Tabii isterseniz…

Tüm insan hak­la­rı evren­sel­dir ve tüm insan­lar hür, hay­si­yet ve hak­lar bakı­mın­dan eşit doğar­lar. Cin­sel yöne­lim­ler ve cin­si­yet kim­lik­le­ri de bu bağ­lam­da dev­let­le­rin güven­ce­si altındadır.”

İçer­iği yak­la­şık ola­rak bu çer­çe­ve­de, Türkiye’nin de hem yazı­lı­mın­da hem altın­da imza­sı bulu­nan ulus­la­ra­ra­sı bu anlaş­ma 2006 yılın­da Endo­nez­ya Yog­ya­kar­ta, Gad­jah Mada Üniversitesi’nde ger­çek­le­şen top­lan­tı­lar sonu­cu orta­ya bir metin ola­rak dökül­müş ve JOG­JA­CAR­TA (YOG­YA­GAR­TA) İLK­EL­ERİ ola­rak adlan­dı­rıl­mış­tır. Bu bil­gi­nin bizim gezi­miz­le hiç bir ilgi­si yok. Baş­lan­gı­ca düşül­müş bir not sadece.

Endonezya’nın 17. 508 adet iri­li ufak­lı ada­dan oluş­tu­ğu­nu öğren­di­ğim­de şaşır­mış­tım. Üze­rin­de yaşam olan­la­rın sayı­sı­nı bil­mi­yo­rum. Çoğu sade­ce ende­mik bit­ki örtü­sü­ne sahip kaya­lık­lar aslın­da. Ancak bu bil­gi bile, gezi için beni heyecanlandırdı.

Fark­lı­lık­la­rın itti­fa­kı” ulu­sal slo­gan­la­rı. Çok kala­ba­lık, fark­lı ırk­lar­dan oluş­muş bir ülke Endo­nez­ya. 33 eya­le­ti var ama üni­ter bir yapı­ya sahip. Nasıl diye sor­ma­yın, araş­tı­rın. Ben hala araş­tı­rı­yo­rum. Ama çoğu el değ­me­miş gibi olan coğ­raf­ya­sıy­la, dün­ya­nın en büyük ikin­ci biyo çeşit­li­li­ği­ni bize sunan bu ülke­ye ülke­nin ger­çek­le­ri­ni de algı­la­ya­rak bak­mak çok etki­le­yi­ci bir dene­yim. Uygar­lık geli­şi­mi çer­çe­ve­sin­den bakıl­dı­ğın­da ilk gözü­nü­ze çar­pa­cak olan, ada­la­rın çok fark­lı zaman dilim­le­rin­de yaşı­yor oldukları.

Bu ara­da… Her­han­gi bir aşı­ya gerek­si­ni­mi­miz olma­dı­ğı­nı öğren­miş­tik gezi için. An iti­ba­rı ile bu bil­gi­yi kont­rol etme­niz­de fay­da var. Ve mede­ni­ye­tin göbe­ğin­de İtalya’da, Sicilya’da soyul­ma­mı­za, gasp edil­me­mi­ze kar­şın, yal­nız gez­gin­ler ola­rak bura­da hiç güven­lik kay­gı­sı duy­ma­dık diye de ikin­ci bir not daha düşelim.

IMG_3941 copy-2

Baş­ken­ti Cakar­ta Endonezya’nın. Cava ada­sın­da, 19451949 yıl­la­rı ara­sın­da ger­çek­le­şen Endo­nez­ya Ulu­sal Devrimi’nin baş­ken­ti ise Yog­ya­kar­ta idi. Yani Cava eya­le­ti­nin ya da özerk böl­ge­si­nin… Endo­nez­ya hal­kı çok fark­lı din, dil, kül­tü­re sahip etnik grup­lar­dan olu­şur­ken, Cava’lıların en etkin etnik güç ve poli­tik ağır­lık­la­rı­nın da çok faz­la olma­sı­dır bel­ki bu ada­yı her zaman ülke­nin mer­ke­zi konu­mun­da tutan. 7. yüz­yıl ve önce­si Şailend­ra hane­de­nı­na, 8. ve 9. yüz­yıl­lar­da da Kedi­ri ve Sing­ha­sa­ri kral­lık­la­rı­na bağ­lı ola­rak var­lık gös­te­ren bu böl­ge 13. yüz­yı­lın son­la­rın­da Maca­pa­hit, 17. yüz­yıl­da da Mata­ram kral­lı­ğı­nın yöne­ti­mi­ne gir­di. Yog­ya­kar­ta ayrı­ca­lık­lı sta­tü­sü­nü 1749’dan beri böl­ge­de var­lı­ğı­nı sür­dü­ren ve böl­ge­yi koru­ma­sı altı­na alan Hameng­ku­bu­wo­no Sultanlığı’na borç­lu. Endo­nez­ya Hol­lan­da­lı­lar tara­fın­dan isti­la edi­lip sömür­ge­leş­ti­ril­di­ğin­de bu böl­ge­ye de gel­di­ler ama pek dokunamadılar.

Hol­lan­da­lı­lar ada­ya gel­di­ğin­de Sul­tan I. Hameng­ku­bu­wo­no sara­yı­nı bura­ya, Yoga’ya taşı­dı, şeh­rin adı­nı da Yog­ya­kar­ta ola­rak değiş­tir­di. Daha son­ra İng­il­izl­er tara­fın­dan yıkı­lan büyük kütüp­ha­ne de bil­di­ğim kada­rıy­la bu dönem­de inşa edil­miş­ti. Bir dönem Fran­sız­la­rın, İng­il­izl­er­in ve tek­rar Hol­lan­da­lı­la­rın işga­li­ne uğra­yan böl­ge en faz­la tah­ri­ba­tı İng­il­izl­er zama­nın­da almış. Döne­min Sul­ta­nı da taht­tan indi­ri­le­rek sür­gü­ne gön­de­ril­miş. Son Hol­lan­da işga­lin­de ise Hane­dan­lı­ğa tek­rar işlev kazan­dı­rıl­dı­ğı­nı ve Sul­ta­nın çev­re­sin­de­ki­le­rin işgal­ci­ler­le işbir­li­ği yap­tı­ğı, dola­yı­sıy­la bir­çok imti­yaz­lar aldı­ğı, yıkı­lan kütüp­ha­ne­nin de bu dönem­de yeni­den inşa edil­di­ği­ni bili­yo­ruz. Endo­nez­ya bağım­sız­lı­ğı­nı kazan­dık­tan son­ra bugün de devam eden Sul­tan­lı­ğın imti­yaz­la­rı­nı almak için hükü­met bura­da doğ­ru­dan bir seçim yapı­yor ve ezi­ci bir çoğun­luk­la halk bu sta­tü­nün devam etme­si­ne karar veri­yor. Şeh­rin her daim kala­ba­lık ama akşam üzer­le­ri daha da kala­ba­lık Mali­obo­ro Cad­de­si civar­la­rı­na, bura­lar­da­ki sıra­lı dük­kan­la­ra, ren­ga­renk tez­gah­la­ra göz attık­tan son­ra asıl geliş ama­cı­mız, sara­yı ve tapı­nak­la­rı dolaş­ma­ya baş­la­ya­bi­li­riz. Gün­de­lik yaşa­mın kesi­ti gibi burası.

Unut­ma­dan… Şeh­rin silu­eti­ne muh­te­şem bir görün­tü kazan­dı­ran Ateş Dağı, MERA­Pİ Endonezya’daki en aktif yanar­dağ. 1548’den beri aktif olan vol­kan, en son Kasım 2010’da faali­ye­te geç­miş. Şeh­rin tari­hin­de hep söz sahi­bi olmuş bu hır­çın ve teh­li­ke­li güzel­li­ği de ara­ya sıkıştırıverelim…

Şeh­rin Kera­ton böl­ge­si tari­hi doku­nun en çok his­se­dil­di­ği yer. Poli­tik ve kül­tü­rel mer­kez ola­rak kabul edi­len sur­lar­la çev­ri­li böl­ge, böl­ge­ye adı­nı veren Yog­ya Sultanı’nın sara­yı dahil Cava kül­tü­rü­nü yan­sı­tan pek çok mima­ri yapı­yı için­de barın­dı­rı­yor. Beng­sal Ken­ca­na, yani Altın Pav­yon ve müze gör­me­niz gere­ken­ler ara­sın­da. İçer­id­eki diğer pav­yon­da ise her gün mut­la­ka sanat­sal bir per­for­mans var.

IMG_3899 copy

Kera­ton sara­yı aslın­da yaşa­yan müze. Prens Mang­ku­bu­mi tara­fın­dan 1755 yılın­da inşa edil­miş. 1867’deki büyük dep­rem­de hasar alan yapı yine de seçil­di­ği alan nede­niy­le bir­çok doğal afet­ten korun­muş. Bina­lar­da ahşap işle­me­ci­li­ği, özel­lik­le kapı­lar dik­kat çeki­yor. Kral ve aile­si­nin yaşam­la­rın­dan kesit­ler sunan bölüm­ler, saray ara­ba­la­rı kolek­si­yo­nu, sera­mik, cam, batik ve böl­ge kül­tü­rü­ne dair her şey, kuk­la sana­tı vs. hep­si­ne aynı anda göz atar­ken mut­la­ka bir gös­te­ri­ye ya da din­le­ti­ye denk gele­cek­si­niz. Ruhu­nu­zu çok kısa bir süre için de olsa fark­lı bir boyu­ta geçir­mek için ben­ce bulun­maz fır­sat. Key­fi­ni çıkarın.

Ve Taman Sari, 17581765 yıl­la­rı ara­sın­da Sul­tan ve yakın­la­rı için inşa edil­miş saray­lar, giz­li oda­lar, havuz­lar ve su kanal­la­rın­dan olu­şan bir komp­leks. Savaş­lar ve 1865’teki dep­rem yüzün­den büyük oran­da tah­rip olsa da kalın­tı­la­rı gör­me­ye değer yine de.

Saray­dan son­ra bura­da mut­la­ka görül­me­si gere­ken bir­kaç yer daha var. Birin­ci­si özel­lik­le ve önce­lik­le Boro­bu­dur.. Budizm’in mer­ke­zin­den çok uzak­ta, dün­ya­da­ki en büyük Budist tapınağı…

1997’de UNES­CO Dün­ya Kül­tür Var­lık­la­rı Listesi’ne giren yapı, M.S. 775842 yıl­la­rın­da Şailend­ra hane­den­lı­ğı ve Sing­ha­sa­ri kral­lık­la­rı döne­min­de inşa edil­miş. Sanı­rım işgal nede­niy­le terk edi­len tapı­nak, 10. yüz­yı­la denk gelen vol­ka­nik hare­ket­ler sonu­cu kül­ler ve son­ra­sın­da bit­ki örtü­süy­le kap­la­na­rak 1800’lü yıl­la­rın başın­da bir İng­il­iz aske­ri tara­fın­dan tesa­dü­fen bulu­na­na kadar göz­ler­den sak­la­nı­yor. 1855’e kadar da hiç el değ­mi­yor bura­ya. Son­ra­sın­da 100 yılı geçen temiz­le­me çalış­ma­la­rı çeşit­li ülke­ler­le ve özel­lik­le UNESCO’nun da el atma­sıy­la 1983 yılın­da biti­ri­li­yor, res­to­ras­yon çalış­ma­la­rıy­la birlikte.

4 ana yön, 4 giriş ve 9 kat. Hep­si ken­di için­de ve bir­bi­riy­le anlam­lı. Buda”nın kut­sal çiçe­ği, nilü­fe­re ben­ze­ti­li­yor yapı. Top­la­mın­da 504 Buda hey­ke­li, ilk beş kat­ta 432 Buda hey­ke­li, üç teras­ta da içle­rin­de birer Buda hey­ke­li bulu­nan 72 stu­pa ve 2.672 röl­yef. 160’ı neden-sonuç iliş­ki­si­ni anla­tan ve diğer­le­ri de Buda’nın haya­tı­na, Jataka’ya dair sah­ne­le­rin res­me­dil­di­ği röl­yef­ler. Hey­kel­ler­de­ki eller 5 yönü gös­te­ri­yor. Doğu ada­let, güney kut­sa­ma, batı medi­tas­yon, kuzey kor­ku­suz­luk, mer­kez­de ise öğret­me. 9. kat­ta­ki ana stu­pa­nın içi boş. Nir­va­na… Budist­le­rin hac yol­cu­lu­ğun­da rehber…

Eh, hazır bu kadar içsel yol­cu­luk mekan­la­rı­na dal­mış­ken bir diğe­ri­ne, Pram­ba­nan tapı­nak­lar komp­lek­si­ne de uza­nıp son­ra­sın­da kap­sam­lı bir yemek, hat­ta üze­ri­ne tat­lı ile yaşa­dı­ğı­mız dün­ya­ya hız­lı bir dönüş ben­ce iyi bir plan.

Budist ama asıl Hin­du tapı­nak­la­rın­dan olu­şan bu komp­leks ana ola­rak 3, Sewu ‑biz Şiva ola­rak biliyoruz‑, Bub­rah ‑Brah­ma­ve Asu, Vişnu‑, Lumbung’ya ait olmak üze­re 240 tapı­nak­tan olu­şu­yor. Budist tapı­nak­lar­la bu rakam 508’e ula­şı­yor. Bu tan­rı­lar, tan­rı­la­rın varo­luş­la­rı, varo­luş neden­le­ri ve bir­bir­le­riy­le iliş­ki­le­ri­ne değin­mi­yo­rum. İlgi ala­nı­nız­da değil­se canı­nı­zı sık­mış olu­rum, ilgi ala­nı­nız­da ise de zeten ayrı­ca yaz­ma­ma gerek yok ama özel­lik­le bura­da­ki mima­ri size daha bir anlam­lı gele­cek­tir diye notu­mu­zu düşelim.

Aynı zaman­da arke­olo­jik bir park bura­sı. Borobudur’dan yak­la­şık 50 yıl son­ra yapı­mı­na baş­lan­dı­ğı bili­ni­yor. Dev hey­kel­ler, Rama­ya­na des­tan­la­rı­nı akta­ran duvar kabart­ma­la­rı, hey­kel­le­ri, sayı­sız lahit­le­ri ile geç­mi­şin kül­tü­rü­nü yan­sıt­ma­sı­nın yanı sıra din­le­rin barı­şık­lı­ğı­na ve bir­lik­te varo­luş­la­rı­na da bir gön­der­me, gör­sel­li­ğin, sana­tın mima­ri­ye, uyu­mun taşa yan­sı­ma­sı gibi…

IMG_3949 copy

11. yüz­yıl­dan 17. yüz­yı­la kadar bura­sı da ses­siz­li­ğe bürün­müş ben­zer neden­ler­le. 1918’de baş­la­yan res­to­ras­yon çalış­ma­la­rı dönem dönem kesin­ti­ler­le günü­mü­ze kadar geli­yor. Unut­ma­dan ekle­ye­lim, 2006’daki dep­rem­le yeni­den hasar almış yer­ler var. Yog­ya­kar­ta Arke­olo­jik Koru­ma Daire­si ile Kül­tür ve Turizm Bakan­lı­ğı dene­ti­min­de 2 böl­ge­ye ayrıl­mış bu alan. Biri varo­lan­la­rı koru­ma, diğe­ri res­to­ras­yon çalış­ma­la­rıy­la sınır­la­mış çalış­ma­la­rı­nı. Nere­sin­den bakar­sa­nız bakın, çev­re­si dahil etki­len­me­mek müm­kün değil Prambanan’dan. Akşam dans ve müzük gös­te­ri­si var­sa ki bunu sora­rak öğre­ne­bi­lir­si­niz, mut­la­ka akşa­ma uza­tın bura­da­ki zama­nı­nı­zı. Bu mis­tik alan­da özel ışık­lan­dır­may­la etnik bir gös­te­ri­yi kaçır­mak iste­mi­yor­sa­nız tabii ki.

Evre­nin baş­lan­gı­cı­nı tas­vir eden Tugu Moument-anı­tı, Ben­teng Vre­de­burg; Hol­lan­da mima­ri­si­ne bir örnek olan ve sava­şa dair bir­kaç mal­ze­me barın­dı­ran bina, Kota Gede; eski tica­ret mer­ke­zi, gümüş işçi­li­ği ve gümüş mal­ze­me­ler bula­ca­ğı­nız, gün­lük yaşa­mın mima­ri­si­ne de göz ata­bi­le­ce­ği­niz bir böl­ge, Imo­gi­ri; şeh­rin güney batı­sın­da batik sana­tı ve yapı­mı­nı izle­ye­bi­le­ce­ği­niz dük­kan­lar, Kota­ba­ru; yine Hol­lan­da sömür­ge döne­mi kili­se ve manas­tı­rı ve bir stad­yu­mu olan eski bir yer­le­şim ala­nı ve bir­çok müze ile gale­ri… Bun­lar da şeh­rin diğer zenginlikleri…

Yine de eğer yolu­nu­zu bura­la­ra düşür­me­ye karar ver­miş­se­niz alı­şa­gel­di­ği­miz­den çok baş­ka bir kül­tür, tamam ama stan­dart­lar da öyle. Bunu baş­tan bil­mek­te fay­da var. Alış­kan­lık ve stan­dart­la­rı­nız­da tutu­cu ise­niz seya­ha­ti­ni­zi fark­lı plan­la­ma­nız gere­ken bir güzer­gah bura­sı. Şeh­re gidiş için uça­ğı ter­cih etmek, gün­lük şöför­lü ara­ba kira­la­mak ve iyi bir otel ayar­la­mak çok işe yarayabilir.

Yolu­nuz açık olsun…

İlgili Haberler

Leave a Comment