TÜRKİYE BU KEZ TRENİ KAÇIRMADI: Kök hücrede biz de varız

kok_hucre_ile_parkinsona_umut_isigi_h71957

Bilim söz konu­su oldu­ğun­da her şeye geç baş­la­dı­ğı­mız için geliş­miş ülke­le­ri hep geri­den takip etmek zorun­da kal­dık, çoğu konu­da bir tür­lü onla­ra yeti­şe­me­dik. Kök hüc­re çalışm­la­rı­na ise Tür­ki­ye nere­dey­se dün­yay­la eş zaman­lı ola­rak baş­la­dı. Koca­eli Üniversitesi’nde ilk kök hüc­re mer­ke­zi­ni kuran, şim­di de Liv Hospital’de araş­tır­ma­nın yanı sıra kli­nik çalış­ma­la­ra da ağır­lık ver­me­ye baş­la­yan Prof. Dr. Erdal Kara­öz ile kök hüc­re­yi konuş­tuk. Merak edi­len her şeyi sor­duk, yanı­tı­nı ülke­mi­zin en yet­kin ağzın­dan aldık. Anla­şı­lan o ki, geliş­me­ler heye­can veri­ci olsa da sabır­lı olmak ve has­ta­la­rın erken umut­la­ra kapıl­ma­sı­na izin ver­me­mek gerekiyor.

Tür­ki­ye kök hüc­re ile ne zaman tanıştı?

Dün­ya­da bel­ki de ilk kök hüc­re çalış­ma­la­rı Türkiye’de yapıl­mış. Ordi­nar­yus Pro­fe­sör Sürey­ya Tah­sin Aygün, 1970’li yıl­lar­da ple­sen­ta­dan elde etti­ği kök hüc­re­ler­le insan dene­me­le­ri dahi yap­mış. Talidomit’in Türkiye’ye giri­şi­ni engel­le­yen bilim insa­nı­dır. Amerika’da bir­çok kol­suz-bacak­sız çocuk dün­ya­ya gelir­ken labo­ra­tu­var­dın­da deney hay­van­la­rı­na Tali­do­mit verip sakat doğum­lar mey­da­na gel­di­ği­ni görü­yor. Daha son­ra kök hüc­re konu­su­na giri­yor. Ple­sen­ta­dan elde etti­ği bir kısım hüc­re­le­ri insan­la­rı teda­vi amaç­lı kul­lan­ma­ya baş­lı­yor. O dönem­de çok eleş­ti­ri­li­yor. Her dönem­de oldu­ğu gibi aslın­da. Ben­ce kök hüc­re­nin kuru­cu­su odur.
2000’li yıl­la­rın başı­na kadar kök hüc­re konu­sun­da pek bir hare­ket­li­lik olmu­yor. 2000’li yıl­la­rın başın­dan iti­ba­ren Prof. Ercü­ment Ova­lı bu işe ilk kez giri­yor ve mezen­ki­mal kök hüc­re izo­las­yo­nu yapı­yor. Daha son­ra­sın­da da ben başladım.

Sizin hika­ye­niz nasıl oldu?

Benim­ki biraz fark­lı. Bir yakı­nı­ma bir tanı konul­du. Bu tanı­yı araş­tı­rır­ken stem cell” ile kar­şı­laş­tım ve o gün bugün­dür, 1415 yıl­dır tama­men bütün ener­ji­mi bu konu­ya ver­dim. Önce Isparta’da Süley­man Demi­rel Üniversitesi’nde kök hüc­re mer­ke­zi kur­mak için rek­tör­lük­ten onay almış­tım, finans­man da sağ­la­mış­tım ama Koca­eli Üniversitesi’ne gel­dim. Koca­eli Üniversitesi’nde 2004 yılın­da Türkiye’deki üni­ver­si­te­ler sis­te­mi içe­ri­sin­de ilk Ar-Ge mer­ke­zi­nin yönet­me­li­ği­ni yaz­dım. YÖK kabul etti ve mer­ke­zin kurul­ma­sı kağıt üze­rin­de okey­len­di. Fakat o zaman­lar dep­rem­den çık­mış bir üni­ver­si­te­dey­di, fizi­ki şart­lar uygun değil­di. 2006 yılı­na kadar bek­le­dik. O zaman Koca­eli Üni­ver­si­te­si Rek­tö­rü olan rah­met­li Baki Kom­su­oğ­lu, bir gün beni çağır­dı, Bura­sı senin” dedi, bir mik­tar da para ver­di ve niha­ye­tin­de çalış­ma­ya başladık.

Neler yap­tı­nız orada?

2007’nin baş­la­rın­da bütün cihaz­lar alın­dı, Ara­lık ayın­da da ilk kök hüc­re izo­las­yo­nu­nu yap­tık. Fare­le­rin kemik ili­ğin­den yap­tık ve o gece çok mut­luy­dum. Son­ra­sın­da süreç çok hız­lı geliş­ti. Ben bırak­tı­ğım­da 23 kişiy­dik. Koca­eli Üniversitesi’nde ilk kök hüc­re ana­bi­lim dalı­nı kur­duk, lisans üstü eği­tim veren bir ana­bi­lim dalı oldu. Şu anda mas­ter ve dok­to­ra öğren­ci­le­ri­miz var. Daha son­ra Hacet­te­pe Üni­ver­si­te­si Kök Hüc­re Mer­ke­zi, Anka­ra Üni­ve­ris­te­si Kök Hüc­re Ens­ti­tü­sü, Kay­se­ri Gen Kökü Mer­ke­zi kurul­du. Şu anda bir­çok üni­ver­si­te­de büyük bir ilgi var kök
hücreye.

Nere­den kay­nak­la­nı­yor bu ilgi?

İlgi var çün­kü bugün tıp ne kadar geliş­se de, görün­tü­le­me yön­tem­le­ri, cer­ra­hi yön­tem­ler, robotik
cer­ra­hi yön­tem­ler geliş­se de bazı has­ta­lık­lar var ki, nöro­de­je­ne­ra­tif has­ta­lık­lar, müs­kü­ler dist­ro­fi­ler, kas eri­me­le­ri, omu­ri­lik hasar­la­rı, ALS, MS, miyo­pa­ti­ler, nöro­pa­ti­ler gibi bir dün­ya has­ta­lı­ğın henüz çare­si yok. Türkiye’de 1 mil­yon insan mus­ta­rip bu hastalıklardan.
Bu insan­lar şu anda evle­rin­de son dere­ce kon­for­suz bir şekil­de yaşam­la­rı­nı sür­dü­rü­yor­lar. Birçoğu
da kaçı­nıl­maz sonu bek­li­yor. Dün­ya­da yüz mil­yon­lar­la ifa­de edi­le­bi­lecek böy­le has­ta var. Son 20 yıl­da­ki geliş­me­ler Bu has­ta­lık­la­rı teda­vi ede­bi­lir miyiz” soru­su­nun cevap­la­rı­nı ara­ma­mı­za sebep oldu.

page_yapay-kulak-uretimine-bir-adim-daha-yaklasildi_798489685

SADE­CE KÖK HÜC­RE ÇÖZEBİLİR

Kök hüc­re­nin iki tane özel­li­ği var: Bizim vücu­du­muz­da ve hemen hemen her organ­da bulu­nu­yor­lar. Bun­lar fark­lı­laş­ma­mış, ilkel hüc­re­ler. Kara­ci­ğer­de de var kök hüc­re ama
kara­ci­ğer hüc­re­si gibi fonk­si­yon gör­mü­yor. Çok az sayı­da, mil­yon­da bir tane olan bu hüc­re­ler nor­mal­de uyku halin­de. Ne zaman­ki çalış­ma­la­rı gere­ki­yor, o zaman ölen hüc­re­le­rin yeri­ne yeni­si­ni yapı­yor­lar. Bu hüc­re­le­rin labo­ra­tu­var­da çoğal­tı­la­bil­di­ği­nin gös­te­ril­me­si, fark­lı hüc­re­le­re dönüş­tü­rü­le­bil­di­ği­nin gös­te­ril­me­si az önce say­dı­ğım sağ­lık prob­lem­le­ri için çözüm ola­bi­lir mi
soru­su­nu bilim insan­la­rı­nın aklı­na getirdi.
Tıb­bın hiç­bir tek­no­lo­ji­si bu has­ta­lık­lar­da ölen hüc­re­le­ri yeri­ne koya­maz. Bun­la­rın teda­vi­si sade­ce kök hüc­re ve doku-organ mühen­dis­li­ği tek­nik­le­ri ile müm­kün ola­bi­lir düşün­ce­si var her­kes­te. Bu yüz­den de biz labo­ra­tu­var­da bu kök hüc­re­le­ri çoğal­ta­lım, sinir hüc­re­si­ne, Beta hüc­re­si­ne, insü­lin üre­ten hüc­re­ye vs. fark­lı­laş­tı­ra­lım, son­ra da insan­la­ra nak­le­de­lim, onlar da teda­vi olsun­lar diye düşü­nü­yo­ruz. Ya da hiç fark­lı­laş­tır­ma­dan, insa­nın ken­di yağ doku­sun­dan, kemik ili­ğin­den kök hüc­re­le­ri labo­ra­tu­var­da çoğal­ta­lım, insa­na enjek­te ede­lim, kök hüc­re­ler git­sin­ler hasar­lı organa
yer­le­şip o orga­nın hüc­re­le­ri­ni üretsinler.

Bugü­ne kadar neler yap­tı bilim dünyası?

2000’li yıl­la­rın başın­da bir bilim insa­nı fare­ler­de miyo­kard infark­tü­sü yap­tı, yani kal­bi bes­le­yen koro­ner damar­lar­dan biri­ni klemp­le­di, vib­ras­yon yap­tı. Aynı insan­da­ki gibi miyo­kard infark­tü­sü son­ra­sı orta­ya çıkan iske­mik nek­ro­tik doku oluş­tu­rup ora­ya kök hüc­re enjek­te etti.
Bir de gre­en flu­ores­cent pro­te­in pozi­tif dedi­ği­miz bir geni izle­ye­bil­mek için kök hüc­re­le­ri işa­ret­le­di. O hüc­re­ler gidip kalp­te bir mik­tar kalp kası yap­tı. O zaman zaten ina­nıl­maz bir pat­la­ma oldu. Bu bütün has­ta­lık­lar­da dene­ne­bi­lir düşün­ce­si orta­ya çık­tı. Onlar­ca, yüz­ler­ce, bin­ler­ce deney­sel hay­van çalış­ma­sı yapıl­dı. Hay­van­lar diya­bet yapıl­dı, par­kin­son, alz­he­imer, omu­ri­lik hasa­rı gibi bir­çok has­ta­lık model­le­ri oluş­tu­rul­du. Deği­şik kay­nak­lar­dan elde edi­len kök hücrele-
rin fare­ler­de denen­di­ği bu çalış­ma­la­rın büyük bir kıs­mı başa­rıy­la sonuç­lan­dı. Başa­rı göre­ce­li bir kav­ram elbet­te, bazı­la­rın­da çok başa­rı­lı oldu, bazı­la­rın­da az başa­rı­lı oldu.Sonuçta bel­li bir nok­ta­da başa­rı var. Şim­di bun­lar trans­la­te olu­yor, yani insan çalış­ma­la­rı­na doğ­ru geçiyor.

DİY­AB­ET­İK YARA­DA YENİ
DAMA­LAR OLUŞUYOR

Üç ana branş­ta çok büyük başa­rı elde edil­di: Orto­pe­di, plas­tik cer­ra­hi ve der­ma­to­lo­ji. Este­tik kay-
gılar­la yapı­lan hüc­re­sel teda­vi çalış­ma­la­rı, fib­rob­last­lar, yağ doku­sun­dan elde edi­len kök hücreler
bu amaç­la çok kul­la­nı­lı­yor. Orto­pe­di­de has­ta­nın ken­di kıkır­dak doku­sun­dan üre­ti­len kond­ro­sit­ler, eklem kıkır­dak­la­rı­nın tami­rin­de çok kul­la­nı­lı­yor. Asla reje­ne­re olma şan­sı olma­yan aşın­mış bir ekle­min kıkır­da­ğın­dan alıp labo­ra­tu­var­da çoğal­tıp orto­pe­dist­le­re veri­yo­ruz. Aşın­mış böl­ge­ye yama­yıp dik­tik­le­rin­de ora­da tek­rar kıkır­dak ben­ze­ri bir olu­şum yapa­rak hastanın
bir yer­de iyi­leş­me­si­ni sağ­lı­yor. Plas­tik cer­ra­hi­de özel­lik­le peri­fe­rik damar has­ta­lık­la­rın­da çok kul­la­nı­lı­yor. Damar­la­rın tıkan­ma­sı sonu­cu ampu­tas­yo­na kadar giden süre­ci geri­ye çevir­me şan­sı var. Diya­be­tik yara­lar­da has­ta­nın ken­di­sin­den elde edi­len kök hüc­re­ler labo­ra­tu­var­da çoğal­tı­lı­yor, bir takım baş­ka yapı­sal kom­po­nent­ler ekle­ne­rek ya da sade­ce kök hüc­re kul­la­nı­la­rak has­ta­ya tek­rar enjek­te edil­di­ğin­de yara böl­ge­si­nin ya da damar­la­rı azal­mış böl­ge­nin yeni­den damarlar
yapa­bil­di­ği, kol­la­te­lar dedi­ği­miz yan dal­lar çıkart­tı­ğı görün­tü­le­me tek­nik­le­riy­le göz­le­ne­bi­li­yor. Bunun­la ilgi­li yüz­ler­ce kli­nik çalış­ma lite­ra­tür­de var. Bun­lar hemen hemen rutin uygu­la­ma diye­bi­le­ce­ği­miz bir düze­ne girdi.

Erdal Karaöz

Biz de yapa­bi­li­yor muyuz?

Biz Liv Hospital’da baş­lat­tık, yavaş yavaş vaka­la­rı­mı­zın arta­ca­ğı­nı düşünüyoruz.

Yakın gele­cek­te neler bekleniyor?

Kro­nik has­ta­la­rın bek­len­ti­si kök hüc­re. Omu­ri­lik yara­lan­ma­sı-hasar­lan­ma­sı, iki ya da dört ekst­re­mi­te olan has­ta­nın da, par­kin­son has­ta­sı­nın da, alz­he­imer has­ta­sı­nın da, MS, ALS has­ta­la­rı­nın da kök hüc­re­le­rin ken­di­le­ri­ni iyi­leş­ti­re­ce­ği yönün­de bek­len­ti­si var. Bunlarla
ilgi­li bir­çok kli­nik çalış­ma var. Yüz­de yüz başa­rı olma­sa da kıs­mi başa­rı­lar var. Şu anda kök hüc­re­ler­le teda­vi­nin geç­mi­şi­ne bak­tı­ğı­mız­da mak­si­mum 20 yıl­lık tarih­çe­si var. 20 yıl­da gidi­le­bi­len yol bu kadar. Nor­mal koşul­lar­da bir kim­ya labo­ra­tu­var­dın­da keş­fe­di­len basit Asp­rin ben­ze­ri bir ila­cın ecza­ne raf­la­rın­da yer ala­bil­me­si için geçen süre 15 yıl. Faz 1, Faz 2, Faz 3 var, en niha­yet Faz 4’e gel­di­ğin­de ecza­ne­de görür­sün o ila­cı. Ayrı­ca arka­sın­da mil­yon dolar­lık yatırımlar
olan şey­ler bun­lar. Ben kim­ya labo­ra­tu­va­rın­da bir ilaç keş­fet­tim, hadi erte­si gün insan­la­rı tedavi
ede­yim diye­mez­si­niz. Şim­di kök hüc­re de aynı aşa­ma­lar­dan geçi­yor. Bura­da teda­vi edi­ci ajan ola­rak bir hüc­re­den bah­se­di­yo­ruz. Yarı­lan­ma ömrü olan, idrar­la, ter­le, gaita ile atı­lan kim­ya­sal bir şey değil. Vücu­da nak­le­di­ğil­di­ğin­de yer­le­şip vücut­la bera­ber yaşa­ya­cak bir hüc­re­den ya da hüc­re­ler gru­bun­dan bah­se­di­yo­ruz. Dola­yı­sıy­la daha çok çalış­ma­ya, daha çok veri­ye ihti­yaç var. Önem­li olan güven­li olması.

DOĞ­RU KÖK HÜC­RE ARANIYOR

Şu anda ceva­bı­nı ara­dı­ğı­nız en önem­li soru­lar neler?

Biz şim­di han­gi has­ta­lı­ğa han­gi hüc­re­yi kul­la­na­ca­ğız soru­su­nun ceva­bı­nı arı­yo­ruz. Bir­çok kök hüc­re kay­na­ğı var ama bugün omu­ri­lik yara­lan­ma­sı olgu­la­rın­da has­ta­nın kemik ili­ğin­den ya da yağ doku­sun­dan üret­ti­ği­miz bir hüc­re çeşi­di veri­yo­ruz ve sade­ce bir mik­tar iyi­leş­me sağ­la­ya­bi­li­yo­ruz. Bu hüc­re­ler nak­le­dik­le­ri böl­ge­de yan­gı­yı, ilti­ha­bi olay­la­rı, bir takım olum­suz koşul­la­rı düzel­ti­yor ama sinir­ler ara­sın­da­ki bağ­lan­tı­yı sağ­la­ma­da çok çok başa­rı­lı olma­dı­lar. Çün­kü onlar genel­de sinir­le ilgi­li doku ya da organ­lar­dan elde edi­len kök hüc­re değil­di. Son yıl­lar­da anlaşıldı
ki; biz sinir sis­te­mi ile ilgi­li bir hasa­rı iyi­leş­tir­mek için sinir­le ilgi­li bir doku ve organ­dan kök hüc­re­yi elde etme­li­yiz, o zaman daha başa­rı­lı olu­ruz. Emb­ri­yo­nik dönem­de üç tane taba­ka­dan geli­şi­yo­ruz: Ekto­derm, mezo­derm ve endo­derm. Hep­sin­den fark­lı fark­lı organ­lar geli­şi­yor. Ektroderm’den sinir sis­te­mi, mezodem’den yumur­ta­lık­lar, böb­rek­ler, endodem’den gast­ro­in­tes­ti­nal kanal, kara­ci­ğer ve akci­ğer geli­şi­yor. Deri ve mer­ke­zi sinir sistemi
ektoderm’den olu­şu­yor. Uzak gibi görü­nü­yor­lar ama köken­le­ri yakın. Saçı­nız­dan elde etti­ği­niz kıl foli­kü­lü ile bey­ni­niz­den elde edi­len nöral kök hüc­re­ler yakın­lar. Mese­la İngiltere’de bir vaka var, basın­da da yer aldı. Omu­ri­lik felç­li has­ta­yı yürüt­me­yi başar­dı­lar. Ora­da burun muko­za­sın­dan elde edi­len kök hüc­re kullanıldı.

Kök hüc­re­nin şu ana kadar­ki en büyük başa­rı­sı bu vaka mıydı?

Mut­la­ka geri­sin­de baş­ka has­ta­la­ra da yapıl­mış­tır, en başa­rı­lı olan bu oldu­ğu için bunu prezente
edi­yor­lar. Bilim­sel bir yayın­da da yayım­lan­dı­ğı için çok önem­si­yo­rum o vaka­yı. Bu çalış­ma­da has­ta­dan alı­nan sinir ile kök hüc­re­ler bir müd­det bir­lik­te yaşı­yor­lar. Kök hüc­re ilkel bir hüc­re oldu­ğu için kimin­le kar­şı kar­şı­ya bıra­kır­san ora­dan aldı­ğı sin­yal­ler­le o doku­nun hüc­re­le­ri­ne dönüş­mek isti­yor. Önü­müz­de­ki gün­ler­de biz de Sağ­lık Bakanlığı’ndan izin ala­rak beyin cer­rah­la­rı­mız ve nöro­log­la­rı­mız da buna ikna olur­lar­sa böy­le çalış­ma­la­rı ülke­miz­de yap­mak isti­yo­ruz. Yapıl­ma­ya­cak işler olma­dı­ğı­nı düşünüyorum.

DOKU UYU­MU­NA GEREK KALMAYACAK

Organ yapı­mı konu­sun­da kök hüc­re neler vaat ediyor?

Doku-organ mühen­dis­li­ği de önem­li aktör ora­da. Bugün insan­la­ra labo­ra­ta­vu­var­da üre­ti­len me-
sane takı­lı­yor. Deri greft­le­ri yapı­lı­yor. Kemik, kıkır­dak kul­la­nı­lı­yor. Bun­lar da sonuç­ta kök hücreler
kul­la­nı­la­rak yapı­lı­yor. Bizim organ­la­rı­mı­zın bir iske­le­ti, her orga­nın bina gibi çelik konst­rük­si­yo­nu var. Kim­ya mühen­dis­le­ri dizayn ede­rek bu yapı iske­le­le­ri­ni bize veri­yor­lar. Biz de kişi­nin kök hüc­re­le­ri­ni kul­la­na­rak basit­ten zora doğ­ru giden, doku­la­rı, organ­la­rı üre­te­bi­li­yo­ruz. Bun­lar git gide arta­cak. 3D biyop­rin­ting sis­tem­le­ri ile damar yap­mak, kara­ci­ğer, böb­rek gibi organ­la­rı yap­mak müm­kün ola­cak. Hemen olma­sa da 510 yıl son­ra yapı­la­cak bun­lar. Yeni bir yöntem
daha dene­ni­yor: Kadav­ra­dan bir orga­nı alıp hüc­re­le­rin­den arın­dı­rıp orga­nın iske­le­tin­den yarar­lan­mak isti­yo­ruz. Doku uyu­mu aran­mak­sı­zın, arın­dı­rıl­mış organ­dan ken­di kök hüc­re­le­ri­ni­zin ekil­di­ği orga­na sahip olabileceksiniz.

Ne aşa­ma­da bu çalışma?

Şu ana kadar 40’a yakın nefes boru­su takıl­dı Karo­lins­ka, İsveç’te. Paolo Macc­hi­ari­ni, ölmüş insan­la­rın tra­ke­ala­rı­nı aldı, hüc­re­le­rin­den ayır­dı, ölmek üze­re olan has­ta­la­rın kök hüc­re­le­ri­ni kul­la­na­rak yeni­den tra­kea yap­tı. Şu anda bu has­ta­la­rın hep­si yaşıyor.

 

Siz buna ben­zer bir şey yap­tı­nız mı?

Not yet! Ama deney­sel çalış­ma­lar yap­tık. Fare­ler­de iske­let kası­nı yeni­den inşa etme­yi başardık.
Şim­di de hay­van çalış­ma­sı ile kara­ci­ğe­ri hüc­re­le­rin­den arın­dı­rıp bir bölü­mü­nü pank­re­as yap­ma­ya çalı­şı­yo­ruz. Şu an baş­lan­gıç aşamasındayız.

Nere­de kula­nı­la­cak bu?

Diya­bet­ler­de kul­la­nı­la­cak. Pank­re­as yüz­de 2 ora­nın­da insü­lin üre­ten hüc­re­le­ri içe­rir, yüz­de 98’i
de bizim sin­di­rim sis­te­mi­miz için gerek­li olan enzim­le­ri üre­tir. Yüz­de 2’lik kısım­da­ki Beta hüc­re­si dedi­ği­miz insü­lin yapan hüc­re­ler, Tip 1 diya­be­tik­ler­de ken­di bağı­şık­lık sis­te­mi tara­fın­dan yaban­cı algı­lan­dı­ğı için imha edi­lir. Onlar da yaşam­la­rı­nı dışa­rı­dan enjek­te edi­len insü­lin ile devam etti­re­bi­lir. Har­vard Üniversitesi’nden Doug­las Mel­ton, kara­ci­ğe­ri insü­lin üre­ten hüc­re­ye çevir­mek için gen tera­pi­le­ri çalış­ma­sı yap­mış­tı. Biz de bura­dan esin­le­ne­rek, kara­ci­ğer­de­ki loblardan
biri­ni pank­re­asa çevi­re­bi­lir miyiz diye düşün­dük. Ger­çi kara­ci­ğe­ri hüc­re­ler­den arın­dı­rıp tek­rar kara­ci­ğer yap­mak için Har­vard MIT’de Türk bilim insan­la­rı­nın da ara­la­rın­da oldu­ğu bir grup çalı­şı­yor. Yüz­de yüz başa­rı­lı ola­ma­dı­lar, kara­ci­ğe­ri tam ola­rak dönüş­tü­re­me­di­ler. Kıs­mi ola­rak dönüş­tü­rüp fare­le­re tak­tık­la­rın­da fare­ler bir­kaç saat yaşa­dı­lar ama bunun uzun olma­sı için daha zama­na ihti­yaç var. Demem o ki, gele­cek­te kök hüc­re ve doku-organ mühen­dis­li­ği bir ara­ya gelecek ve labo­ra­tu­var­lar­da üç boyut­lu doku ve organ yapa­cak. Bura­ya doğ­ru koşar adım-
lar­la gidiliyor. Paolo-Macchiarini

HAS­TA­LA­RIN ACE­LE­Sİ VAR

Ne zaman haya­tımz­da göre­bi­le­ce­ğiz bunları?

Kök hüc­re çalış­ma­la­rı­nın önün­de­ki en büyük engel­ler­den biri ne bilim ne etik, has­ta­la­rın çok sabır­sız olma­sı. Bu çok doğal ama ne yazık ki bu hem bilim adam­la­rı hem de bu konu­ya yatı­rım yapan büyük şir­ket­le­rin üze­rin­de çok büyük bas­kı oluşturuyor.

Bu çalış­ma­la­rın Türkiye’de yapıl­ma­sı­nın en önem­li avan­taj­la­rı neler olacak?

Önce­lik­le ken­di bil­gi­ni­zi üre­te­cek­si­niz, yarın öbür gün ken­di üret­ti­ği­niz bil­gi­yi kullanacaksınız.
Çok büyük şir­ket­ler şu anda patent­le­ri top­lu­yor. Yarın bu işin sonu­nun nere­ye gide­ce­ği çok belli.
Üret­ti­ği­niz bil­gi ken­di ülke­niz­de kalır­sa, paten­tin sahi­bi siz olur­sa­nız o paten­ti siz sata­cak­sı­nız. Bu dönem­de o patent­ler çok ucu­za alı­na­bi­li­yor ama gele­cek­te geliş­ti­re­ce­ği­niz bir yön­tem­le has­ta teda­vi edil­di­ğin­de bun­lar ina­nıl­maz değer­li olacak.

O zaman dün­ya­dan da Türkiye’ye has­ta gelecek.

En önem­li­si de bu. Şu anda Türkiye’den dün­ya­ya has­ta gidiyor.

Doğ­ru yere gidi­yor­lar mı?

Hayır. Güney Amerika’ya gidi­yor­lar çoğun­luk­la. Güney Asya ülke­le­ri­ne, Çin’e çok faz­la gidiyorlar.
Ne yazık ki büyük bir kıs­mı sükut‑u hayal. Çok büyük para­lar ödü­yor­lar, çok büyük bek­len­ti­le­ri var
fakat şu ana kadar hiç­bi­ri için olum­lu bir sonuç yok.

KLİ­N­İS­YE­NLER İNANMALI

Kök hüc­re çalış­ma­la­rı­na yöne­lik önyar­gı­lar devam edi­yor mu?

Baş­la­dı­ğı­mız nok­ta ile gel­di­ği­miz nok­ta ara­sın­da çok büyük bir fark var. O zaman­lar bunu tama-
men bir fan­ta­zi, ütop­ya gibi gören­ler, hiç inan­ma­yan­lar var idi. Şu anda bun­la­rı aştık. Koca­eli Üniversitesi’nde ben 18 tane kurs yap­tım, 450 tane bilim insa­nı katıl­dı. Türkiye’den yazı­lan bilim­sel maka­le sayı­sı her geçen gün artı­yor. Araş­tır­ma mer­kez­le­ri kuru­lu­yor v.s. Kli­nis­yen­le­rin buna çok inan­ma­sı gere­ki­yor. Kla­sik yön­tem­ler­le teda­vi ede­me­dik­le­ri has­ta­la­rı için kök
hüc­re­nin teda­vi edi­ci bir yön­tem oldu­ğu­nu kabul eden hekim­le­rin sayı­sı artı­yor. İnanm­ay­an da var,
say­gı duy­mak gere­ki­yor. Eğer teda­vi­si müm­kün olma­yan has­ta­lık­lar var­sa ki var, ABD’de, Japonya’da, Güney Kore’de, Avustralya’da, Kanada’da bu has­ta­lık­lar için devlet
kont­ro­lün­de kök hüc­re teda­vi­le­ri dene­ni­yor­sa önyar­gı­lı olma­mak lazım.

Biz bilim­de her şeye geç kal­mı­şız­dır, san­ki kök hüc­re­ye geç kal­ma­dık. Doğ­ru mu?

Ben­ce bu konu­da çok şans­lı­yız. Bir­çok konu­da 50100 yıl gibi geri­den takip eder­ken bu konunun
background’u zaten 20 yıl. Ben 1415 yıl­dır bu işle uğra­şı­yor­sam, demek ki Türkiye’de de çok sıcak bu iş takip edi­li­yor. İyi mer­kez­ler kurul­ma­ya baş­lan­dı. 220 kilo­met­re giden bir tre­nin son vagon­la­rın­dan birin­de yer bul­duk ken­di­mi­ze. Tah­min edi­yo­rum ki bu süreç daha da hızlanacak.

Şim­di en önem­li ama­cı­mız ne?

Bizim ama­cı­mız daha faz­la kli­nik dene­yi­me sahip olup kli­nik­te bu hüc­re­le­rin etkin­lik­le­ri­ni bilim­sel ve etik kural­lar için­de gös­ter­mek. Bun­dan son­ra en iyi hüc­re üre­tim tek­nik­le­ri­ne odak­la­na­ca­ğız. Artık iş bilim­sel maka­le yaz­mak­tan çık­tı, patent­le­ne­bi­lir ürün­ler, patent­le­ne­bi­lir bil­gi üret­me nok­ta­sı­na fokus­la­nı­yo­ruz. Örne­ğin hüc­re­le­ri en iyi nasıl don­du­ra­bi­li­riz? Öyle bir
yön­tem geliş­ti­re­lim ki hüc­re­nin don­dur­ma­dan önce ile don­dur­ma­dan son­ra­ki halin­de etkin­li­ği azal­ma­sın. Diğer bir örnek: Hüc­re sayı­la­rı. X bir has­ta­lık için kimi 10 hüc­re, kimi 100 hüc­re, kimi 1000 hüc­re diyor. 10 hüc­re veren de başa­rı elde edi­yor, 100 hüc­re veren de. Ama ne kadar çok hüc­re verir­sem o kadar başa­rı­lı ola­bi­li­rim gibi bir kural yok. Opti­mi­ze ve vali­de edil­miş veri­ler­le git­mek gerekiyor.

KÖK HÜC­RE SON EVREDE
UYGU­LAN­MA­SAY­DI?

Kli­nik­te has­ta bul­mak­ta zor­la­nı­yor musunuz?

O konu­da sıkın­tı yok. Zaten kli­nik­te yapı­lan çalış­ma­la­rın tama­mı son evre­ye gel­miş has­ta­lar­da uy-
gula­nı­yor. Ben her zaman iddia ede­rim; kök hüc­re teda­vi­sin­de başa­rı oran­la­rı­nın düşük olmasının
bel­ki de en önem­li sebep­le­rin­den bir tane­si, son aşa­ma­ya gel­miş nok­ta­da kul­la­nıl­ma­sı. Bar­dak dol­muş, dol­muş taş­mış, siz onu geri çevir­me­ye çalı­şı­yor­su­nuz. Aca­ba sona yak­laş­ma­dan, has­ta­lı­ğın baş­lan­gı­cın­da­ki dönem­ler­de, o organ iflas etme­den, o hüc­re­ler tamamen
ölme­den müda­ha­le etme şan­sı­mız olsa n’olur? Yani en zorun­dan baş­lı­yor kök hüc­re sınava.

Ülke­miz­de her şey etik kural­lar çer­çe­ve­sin­de yürü­yor mu?

Ülke­miz­de de bazı eski Doğu blo­ku ülke­le­rin­de ve Güney Asya ülke­le­rin­de oldu­ğu gibi bilim ve
etik dışı işler yapıl­mı­yor değil.

Ne yapı­lı­yor?

Mer­di­ven altı diye­bi­le­ce­ği­miz hüc­re­sel üre­tim­ler yapı­lı­yor. Bugün bir insa­na bir kök hüc­re ya da
hüc­re­sel teda­vi yap­mak için hüc­re­yi üre­te­ce­ği­niz labo­ra­tu­va­rın ulus­la­ra­ra­sı akre­di­te­si, Sağ­lık Bakanlığı’ndan ona­yı, GMP olma­sı gere­ki­yor. Türkiye’de de bu labo­ra­tu­var­lar­dan bil­di­ğim kada­rıy­la dört tane var. Özel­lik­le este­tik ve koz­me­tik ala­nın­da deh­şe­te düşü­recek şeyler
öğreniyorum.Bu hüc­re­le­rin mik­ro­bik kon­ta­mi­nas­yon­la­ra maruz kalmadığının
test edil­me­si gere­ki­yor. Ame­li­ya­ta­ne­ler­den çok daha ste­ril bir or-
tam, uzay giy­si­si gibi giy­si­ler olma­sı gere­ki­yor. Çok sıkı kural­la­rı var­dır. Hava­da 5 mik­ron­dan daha büyük par­ti­kül­le­rin dolaş­ma­dı­ğı bir ortam­dan bah­se­di­yo­rum. Bu par­ti­kül­ler 24 saat sayı­lıp raporlanır.

Dev­let­ten bek­len­ti­le­ri­niz var mı?

Finan­sal des­tek konu­sun­da sıkın­tı var. Kli­nik çalış­ma için Bakan­lık izin ver­dik­ten son­ra sizin finans bul­ma­nız gere­ki­yor. Bu durum­da tek şan­sı­nız pro­je­len­dir­mek. TÜBİ­T­AK gibi, DPT gibi kurum­lar­da, San­tez pro­je­le­ri gibi pro­je­ler­le baş­vu­ru­yor­su­nuz. Bu da süre­ci çok uza­tı­yor. Ama o kadar vakit yok. Baş­ka ülke­ler­de oldu­ğu gibi Bakan­lık­tan izin alı­nan pro­je­ye fon ayrıl­ma­sı gere­ki­yor. Bunun geri dönü­şü çok hız­lı sağ­la­na­cak. Bugün sağ­lık turiz­mi dedi­ği­miz olay var.

İlgili Haberler

Leave a Comment