Romantik Yol – 1

gezi-logo.qxpGEZİ / HAZİ­RAN 2015

Turizm­ci­le­rin aktar­dık­la­rı üze­re ve anla­dı­ğı­mız anlam­da roman­tizm­le (18. yüz­yıl sanat akı­mı Romantizm’e gön­der­me­ler yapıl­sa da), duy­gu­lar­la hiç iliş­ki­si olma­yan ama bütün duyu­la­rı hare­ke­te geçi­ren bir yola düşü­rü­yo­ruz bu kez yolu­mu­zu. Yolu­nu bu güzer­ga­ha düşü­ren her­ke­si her anlam­da etki­le­yen bu uzun­ca yol ve yol üze­rin­de­ki­ler şim­di­ki rota­mız… Via Cla­udia Augus­ta, Antik Roma döne­mi tica­ret yolun­da­yız. Yani yine Almanya’da… 2. Dün­ya Savaşı’nı kay­bet­tik­ten bir­kaç yıl son­ra Alman­la­rın imaj yeni­le­mek, tarih­le­ri­ni ve nor­mal” yaşam­la­rı­nı dün­ya­ya aktar­mak adı­na baş­lat­tık­la­rı çalış­ma­lar sonu­cu belir­le­dik­le­ri pito­resk rota­da… Roman­tisc­he Straße’deyiz..

Almanya’nın güne­yin­de, Bav­ye­ra eya­le­ti­ni nere­dey­se yuka­rı­dan aşa­ğı geçen bu gezi için şid­det­le öne­rim; ken­di­ni­ze ait ya da kira­la­dı­ğı­nız bir araç­la ve zaman sınır­la­ma­sız olma­nız. Yak­la­şık 410 kilo­met­re­lik yol üze­rin­de bir­çok fark­lı büyük­lük­te, fark­lı gör­sel­lik ve tema­la­ra da sahip şehir­ler­den, yer­leş­ke­ler­den geçer­ken zaman ve hare­ket ser­bes­te­si önem­li ola­cak­tır diye düşünüyorum.

100_8000

Füs­sen, Sch­wan­gau-Neusc­h­wans­te­in-Hohensc­h­wan­gau, Halb­lech, Ste­in­ga­den and Wies­kirc­he, Wilds­te­ig, Rot­ten­buch, Peiting, Schon­gau, Lands­berg am Lech, Kaufe­ring, Fri­ed­berg, Augs­burg, Dona­uwörth, Har­burg, Nördlingen,Wallerstein, Din­kels­bühl, Feuch­t­wan­gen, Schil­lings­fürst, Rot­hen­burg ob der Tauber, Creg­lin­gen, Röt­tin­gen, Weikers­he­im, Bad Mer­gent­he­im, Lauda-Königs­ho­fen, Tauber­bisc­hofs­he­im ve Würz­burg, güzer­ga­hı­mı­zı kap­sa­yan şehir­ler. Biz güney­den, Füssen’den baş­la­mış­tık gezi­ye ki bu yüz­den sıra­la­ma­yı da öyle yap­tım. Büyük bir ola­sı­lık­la tek yazı­da topar­la­ya­ma­ya­ca­ğım ve son­ra­ki sayı­la­ra sar­ka­cak gibi san­ki.. Göre­ce­ğiz.. Hele bir baş­la­ya­lım da… Tabii ki Füssen’den..

Rota­nın en güney ucu, Avus­tur­ya sını­rın­da; Alp­le­rin, Forg­gen­see-gölü­nün, tari­hin ve tarih­sel süre­ci akta­ran mima­ri­nin uyum­lu gör­ke­mi geli­yor aklı­ma Füs­sen deyin­ce. Weißen­see ve Hop­fen­see; diğer iki gölü bu en yük­sek Bav­ye­ra şehrinin. 

Sch­wan­gau — Neusc­h­wans­te­in ve Hohensc­h­wan­gau da özel­lik­le kale­le­ri, şato­la­rıy­la Füssen’in bugün bize aktar­dı­ğı eşsiz miras. 

Lech neh­ri­nin (Tuna’nın kol­la­rın­dan biri aslın­da) kıyı­sın­da kurul­muş bu yer­leş­ke­nin; Arke­olo­jik bulun­tu­la­ra bakıl­dı­ğın­da, geç­mi­şi­ni 3. yüz­yı­la dayan­dır­mak müm­kün. Roma­lı­la­rın ile­ri bir kara­ko­lu ola­rak kurul­muş olma­sı da çok muh­te­mel görü­nü­yor. Son­ra­sın­da ve Ortaçağ’da Bene­dic­ti­ne keşiş­le­ri­nin önem­li mer­kez­le­rin­den biri ve aslın­da şehir bu manas­tır etra­fın­da geli­şi­yor. 1294 yılın­da artık küçük çap­lı bir yer­leş­ke­ye dönüş­tü­ğü­nü görü­yo­ruz. Augs­burg Lord, pis­ko­pos­la­rı­nın da yaz­lık­la­rı ola­rak bura­yı kul­lan­ma­ya baş­la­ma­sıy­la kül­tür, sanat ve tabii mima­ri de biraz fark­lı şekilleniyor. 

100_8091

Şeh­rin asıl doğ­du­ğu yer; manas­tır ilk görül­me­si gere­ken yer­ler­den biri tabii ki. İlk inşa hali Roma­nesk olsa da 1701 ve 1917 yıl­la­rı ara­sın­da bugün­kü for­mu­nu bulan geç barok döne­mi Bene­dic­ti­ne Manas­tı­rı St Mang, Hohes Sch­loss Sara­yı ve şehir müze­si­ne zaman ayırmalısınız. 

Bazi­li­ka yanın­da Bavyera’nın en geniş ve için­de yapıl­dı­ğı dönem­den bugü­ne korun­muş fresk­le­riy­le kili­se­si, 980’li yıl­lar­da Reic­he­nau Oku­lu (min­ya­tür­lü yaz­ma-sanat) ola­rak kul­la­nı­lan bölüm, keman yapım atöl­ye­le­ri, kule­sin­den şehir man­za­ra­sı ve 8. yüz­yı­la uza­nan tari­hi ile manas­tır; muh­te­şem bir komp­leks. Ve müze de geç­mi­şi­ni olduk­ça müte­va­zi bir şekil­de akta­rı­yor bize. Bugün müze ola­rak kul­la­nı­lan bölüm ve saray; Mimar Johann Jakob Her­ko­mer tara­fın­dan 18. yüz­yıl baş­la­rın­da yapıl­mış manas­tı­rın hemen güney­ba­tı kana­dın­da. Vene­dik saray­la­rın­dan esin­len­di­ği, örnek­len­di­ği söy­le­ni­yor. Han­gi­si han­gi­sin­den etki­len­di tar­tı­şı­lır ben­ce. Mimar And­rea Maini, Anton Sturm, Franz Georg Her­mann ile hey­kel­ler, fresk­ler, tavan süs­le­me­le­ri, prens salo­nu, kütüp­ha­ne, yemek­ha­ne, resim­ler ve tabii Jakob Hiebe­ler ile Ölüm Dön­gü­sü-Dan­sı müze­yi daha da mis­tik bir hale geti­ri­yor. Yağ­lı­bo­ya tab­lo­lar da bil­di­ğim kada­rı ile ori­ji­nal. Yani etki­le­yi­ci bir şehir müze­si.. Görülesi..

Bel­ki sara­yın avlu­sun­da biraz zaman geçir­dik­ten son­ra eski şehir­de kısa bir tur atmak ve bel­ki Res­ta­urant Zum Hechten’de mola ver­mek iste­ye­bi­lir­si­niz. Bura­sı bir bira atöl­ye­si. Benim gibi bira tut­ku­nu ise­niz çalış­tay­lar­dan biri­ne katıl­ma­nı­zı da öne­ri­rim. Son­ra­sın­da da; Sch­wan­gau- Hohensc­h­wan­gau, Neuschwanstein’a, kra­li­yet kale­le­ri ve hat­ta Tegel­berg­bahn için yola çıkı­la­bi­lir. Hiç­bi­ri mer­kez­den çok uzak­lık­ta değil­ler. Tari­hi ve mima­ri özel­lik­le­ri­nin yanı sıra kış turiz­mi-kayak ve sağ­lık turiz­mi ile de olduk­ça geliş­miş bir böl­ge bura­sı, doyum­suz bir gör­sel­lik sun­ma­sı­nın yanı sıra..

100_8096

Ayrı­ca Romalılar’dan kal­ma en çok bulun­tu Sch­wan­gau ve civa­rın­da. Tegel­berg tele­fe­ri­ği-lift çalış­ma­la­rı sıra­sın­da orta­ya çıkan bu kalın­tı­la­rı; o dönem mima­ri­si­ni özel­lik­le hamam­lar ev çözüm­le­me­le­ri hak­kın­da güzel örnek­le­ri gör­mek müm­kün. Ger­men kabi­le­le­ri­ne gecin­ce bura­la­rı ve 8. yüz­yıl­da Hıris­ti­yan­lık da iyi­ce top­lu­mu biçim­le­yin­ce kül­tü­rün ve dola­yı­sıy­la mima­ri­nin de değiş­ti­ği­ni görü­yo­ruz. Veba ve yok­sul­lu­ğun yanı sıra çeşit­li neden­ler­le el değiş­ti­ren böl­ge­de Neuc­h­wans­te­in Kale­si de bu evre­le­ri geçir­miş tabii.

Ve sonun­da Bav­ye­ra Kra­lı Max­mi­li­an II eski kale­yi reha­bi­li­te eder­ken (Ki gez­di­ği­niz­de ne kadar müte­va­zi oldu­ğu­nu göre­cek­si­niz) oğlu Lud­wig II’nin haya­li ve önle­ne­mez iste­ği ile 1869’da Hohensc­h­wan­gau kasa­ba­sı­nın tepe­le­rin­de şiir­sel ve masal­sı bir güzel­lik­te­ki Neusc­h­wans­te­in Şato­su serü­ve­ni de baş­la­mış oluyor. 

Mimar Doll­men ve Riedel’in bu pro­je­yi ger­çek­leş­tir­me­si­nin uzun sür­me­si­nin nede­ni, konu­mu­nun fark­lı mima­ri çözüm­ler gerek­tir­me­si ola­bi­lir. Ve tabii mali prob­lem­le­rin dayat­tı­ğı kısıt­la­ma­lar da etki­li olmuş­tur. Her ne kadar Kral hem ken­di­si­nin hem dev­let hazi­ne­si­nin tüm kay­nak­la­rı­nı sun­sa da… Ki bu yüz­den insa­ni, din­dar, içe­ka­pa­nık, aşık yönü ile çoğun­lu­ğun sev­di­ği Lud­wig, hayal­le­ri­ne yap­tı­ğı mad­di yatı­rım­lar­la bir­çok­la­rı­nın da tep­ki­si­ni çek­miş bir kral.

Ney­se, biz şato­mu­za döner­sek, hiz­met­li­le­re ayrıl­mış birin­ci kat­tan son­ra 2. 5. ve 6. kat­la­rın ne oldu­ğu hiç anla­şıl­mı­yor. 3. ve 4. kat­lar Kral için özel alan. Yatak oda­sı, yata­ğı, çalış­ma oda­sı; her şey çok özel. Nasıl der­ler? Ken­di­si gibi. Wagner’in bir ope­ra­sın­dan esin­le­ne­rek yapay kaya­lar­dan oluş­tu­ru­lan mağa­ra, kısa bir deh­liz­le Swan­gau gölü­nün man­za­ra­sı­na açı­lan bal­kon ya da müzis­yen­ler salo­nu freskleri.. 

Henüz bit­me­miş bu gör­kem­li kale­de üç haf­ta­dan faz­la kala­ma­yan; kimi­ne göre deli, kimi­ne göre aşık, kimi­ne göre efsa­ne­vi Kra­lın; psi­ki­yat­ri komi­te­si tara­fın­dan göre­vin­den alı­na­rak Starn­berg gölü kıyı­sın­da­ki Berg Şato­sun­da zorun­lu ika­me­te zor­lan­ma­sı ve göze­tim altın­da iken dok­to­ru ile bir­lik­te göl sula­rın­da boğul­ma­sı, kra­lın en az ken­di­si kadar ente­re­san geli­yor bana. Yani şato kadar gizem­li ölen-öldü­rü­len şato sahi­bi. Biraz daha bil­gi isti­yor­sa­nız müze­ye mut­la­ka gitmelisiniz. 

Şatosu’nun hemen alt tara­fın­da yer alan Muse­um der Baye­risc­hen Könige’de (Bav­ye­ra Kral­lar Müze­si) Lud­wig II. ve baba­sı Maxi­mi­li­an II.’nin yanı sıra Wit­tels­bach hane­da­nı­nın tari­hi­ni ori­ji­nal par­ça­lar­la akta­ran ser­gi hem tari­hin hem duy­gu­la­rın için­de dolaş­tı­ra­cak sizi. Eşsiz man­za­ra­sı­nın key­fi­ni çıkar­ma­yı da unutmayın.

Güzer­gah­ta pek adı geç­me­se de moto­ri­ze oldu­ğu­nuz­da ben­ce git­me­niz gere­ken Lin­der­hof Pala­ce, yine Kral Ludwig’in Ettal Manas­tı­rı yakın­la­rın­da ika­met­ga­hı ola­rak kul­lan­dı­ğı; alı­şıl­dı­ğı gibi tepe­ler­de değil düz­lük­te, akar­su kena­rın­da bir­çok eklen­ti­den oluş­muş roko­ko tar­zı bir saray. İçin­de dola­şır­ken yine Kral Ludwig’i, yan­lız­lı­ğa ve sana­ta düş­kün­lü­ğü ve sanat­la biçim­le­nen hayal­le­re ada­nan bir haya­tı görü­yor­su­nuz. Ön ve arka bah­çe­le­ri, havuz­la­rı ve pey­zaj­la­rı ile de çok güzel. Şim­di ister­se­niz yolu­nu­zu Halblech’e düşü­re­bi­lir­si­niz artık…

M.Ö. 15’te Roma’lılar tara­fın­dan fet­he­di­li­yor Halb­lech. Önce­ki sakin­le­ri hak­kın­da her­han­gi bir bil­gi­ye ula­şa­ma­dım. Welf’lerin (Bir Avru­pa hane­dan­lı­ğı diye­lim) elin­de 8. yüz­yıl­da. 1567’de Bav­ye­ra Dükü Albrecht’e geçe­ne kadar ege­men­lik­le­ri bir­çok kez el değiş­tir­miş. Orman­la­rın ve göl­le­rin çev­re­le­di­ği bu sakin yer­leş­ke yük­sek zir­ve­le­riy­le doğa tut­kun­la­rı­nın ve dağ­cı­la­rın göz­de­si. Benim için ise şirin bir köy mey­da­nı ve Wieskirche’yi ziya­ret­ten önce soluk­la­nıp bir şey­ler atış­tı­ra­ca­ğı­mız durak.

Bu oval kili­se, Bavyera’da özel­lik­le roko­ko tar­zın­da bir baş­ya­pıt ola­rak kabul görü­yor. 1740’larda tasar­lan­mış, 17451754 yıl­la­rı ara­sın­da ara­sın­da Mimar Domi­ni­cus Zim­mer­mann tara­fın­dan yapıl­mış. İçe­ri­sin­de hey­kel­ler, gra­vür­ler, sunak resim­le­ri ve tabii hika­ye­le­ri ile etki­le­yi­ci bir haç kili­se­si. 19841991 yıl­la­rı ara­sın­da cid­di bir res­to­ras­yon süre­ci yaşamış.

Böl­ge­de kut­la­nan İsa’nın Göz­yaş­la­rı Fes­ti­va­li” kili­se­nin yapı­mı­na temel oluş­tu­ran hika­ye­nin ve ilk yapı­lan tür­be­nin anı­sı­nay­mış diye­rek ara veri­yo­ruz. Ve ama tabii ki yolu­mu­za devam ede­ce­ğiz önü­müz­de­ki sayıda.

Yol­la­rı­mız hep açık olsun… 

İlgili Haberler

Leave a Comment