Midilli

gezi-logo.qxpGEZİ / AĞUS­TOS 2016

Pelas­gia, Imer­ti, Las­sia, Etho­pi, Aiye­ria, Ait­hi­ope, Maka­ria, Aeolis… LES­VOS.. MYTI­LI­NI ya da MİDİLLİ

Dün­ya­nın hiç­bir yerin­de Güneş ve Ay o kadar ahenk için­de bat­maz, baş­ka hiç­bir yer­de güç­le­ri­ni o kadar eşit pay­laş­maz­lar diyor Odi­se­as Eli­tis Midil­li ada­sı için.

Hemen kom­şu­ya, Anadolu’nun yakın batı­da­sın­da­ki, Yünanistanı’ın önem­li turis­tik ada­la­rın­dan bir olan Midilli’ye düşü­rü­yo­ruz yolu­mu­zu bu kez. Doğa­sı kadar biraz sorun­lu. Biraz gizem­li tari­hi, tari­hi kadar, geç­mi­şin­den bugün­le­re sakin­le­riy­le de dik­kat çeki­ci bir ada Midil­li. Eğer ilgi ala­nı­nız­da ise Mito­lo­ji­si ile de… Ada­nın, adı­nı mito­lo­jik kah­ra­man Makaros’un kızın­dan aldı­ğı­nı da zaten bilrsiniz.

Neoli­tik döne­min son­la­rın­da baş­la­yan yer­le­şim, arke­olo­jik kazı­lar­dan elde edi­len veri­ler­den öğre­ni­yo­ruz ki M.Ö. 3000’li yıl­la­rın baş­la­rı­na kadar daya­nı­yor ve Pelas­gi­alı­lar tara­fın­dan ama özel­lik­le M.Ö. 1507’de ada sakin­le­ri­nin kolo­ni­ze etme­si ile baş­lı­yor bura­nın en bili­nen hika­ye­si. (Pelasgialılar’ı Tru­va sava­şın­dan hatırlayacaksınız.). 

Ancak daha eski­ye daya­nan veri­le­ri de gözar­dı etme­me­li­yiz diye düşü­nü­yo­rum. Bura­da tarih önce­si­ne daya­nan fauna, yaşam kalın­tı­la­rı­na rast­lan­mış. Para­do­lic­ho­pit­he­cus aile­sin­den dev may­mun­lar, Dino­ter, ger­ge­dan­lar ve daha bir­çok fosil de uzun bir zaman çizel­ge­si veri­yor ada yaşa­mı hak­kın­da diye kısa bir not düşe­lim. Hat­ta jeolo­ji ilgi­ni­zi çeki­yor­sa Sigri’deki fosil orman­la­rı müze­si­ni mut­la­ka ziya­ret etme­li­si­niz diye de uya­ra­lım. Andis­sa ve Eres­sos köy­le­ri­ni de kap­sa­yan bu 20 mil­yon yıl önce yaşan­mış vol­ka­nik pat­la­ma­la­rın biçim­le­di­ği taş­laş­mış doğa­da, mil­yon­lar­ca yıl önce­nin izle­ri­ni süre­bi­lir, 1985 yılın­da açı­lan doğa tari­hi müze­sin­de ise tohum, yap­rak, mey­ve vs. fosil­le­ri­ni göre­bi­lir­si­niz. Hemen kısa bir not daha; ada mer­ke­zin­den olduk­ça uzak, yak­la­şık 90 km. ve yol da olduk­ça viraj­lı. Yine de 2004 yılın­da UNES­CO Glo­bal Jeopark­lar Ağı’na kabul edi­len, 2009’da da Avru­pa Komis­yo­nu ve Yuna­nis­tan Turizm Bakanlığı’nca Avru­pa­lı Seç­kin Des­ti­nas­yon­lar (EDEN) ödü­lü­nü alan jeopar­kı ziya­ret için kat­la­nı­la­sı bir zorluk.

Daha yarın tari­he kısa­ca gözat­mak için döner­sek; Anadolu’ya yakın­lı­ğı, deniz­yo­lu tra­fi­ğin­de önem­li bir konum­da ‑Kara­de­niz ve Akdeniz’e açı­lı­mı nede­niy­le böl­ge­de­ki diğer isti­la­cı­la­rın – Aka­lar, Aiolar vs.. hede­fi oldu­ğu kadar, tica­re­tin de önem­li mer­kez­le­rin­den biri olan ada; özel­lik­le Arka­ik dönem­den baş­la­ya­rak hem çok kül­tür­lü­lü­ğü hem de uygar­lı­ğı bün­ye­sin­de geliş­tir­me­ye baş­la­mış diyebiliriz. 

IMG_7780

Son­ra­sın­da; M.Ö. 456’da Pers­le­rin başa­rı­lı isti­la­sı ile Lid­ya sınır­la­rı­na dahil olma­la­rı­nı M.Ö. 427’de Ati­na ege­me­ni­ği, onu da Spar­ta ile Ati­na ara­sın­da gidip gel­me­ler, İsk­end­er- Pto­le­ma­i­os hane­dan­lı­ğı­na geçiş­ler izli­yor. Bu süreç­le­re bak­tı­ğı­mız­da bağım­sız­lık­la­rı için ayak­lan­ma­la­rı, fark­lı lig­le­re (güç grup­la­rı­na) çok kısa zaman­da geçiş­le­ri­ni de göz­lem­le­yin­ce san­ki siya­si manev­ra­lar­da da güç­len­dik­le­ri­ni anlıyoruz. 

Ger­çi bu manev­ra­la­rın son­ra­ki tarih­te yaşa­dı­ğı sıkın­tı­lar­da pek fay­da­sı olma­mış ada­lı­la­ra. Roma döne­mi, Bizans’a dev­şi­ril­me, Cene­viz­li­ler, 1462’de Osman­lı top­rak­la­rı­na katıl­ma­sı, Bal­kan savaş­la­rı sıra­sın­da Yünanistan’a terk ve 1922 deki müba­de­le, 2. Dün­ya sava­şın­da Alman işga­li ve niha­ye­tin­de savaş­la­rın, isti­la­la­rın yanı sıra tari­hi boyun­ca yaşa­da­ğı dep­rem­ler ve eko­no­mik dar­bo­ğaz­lar­dan geçe­rek tek­rar Yünan­lı olu­yor ada. Ve uzi­si, bazu­ki­si ile meş­hur turis­tik bir yer­leş­ke artık Midil­li. Her ne kadar ülke­yi etki­le­yen eko­no­mik sorun­lar, son zaman­lar­da ada­yı ve ada­lı­la­rı da etki­li­yor olsa da bura­da yaşam; ana kara­ya göre daha sakin, daha rutin..

SONY DSC

Jeopark kadar olma­sa da en azın­dan orta­çağ­dan bugü­ne ada­nın yaşa­dı­ğı evre­le­re biraz dik­kat­li bak­tı­ğı­mız­da göre­bi­le­ce­ği­miz, yani ada­ya her­han­gi bir zaman dili­min­de hakim olan­la­rın izle­ri­ni en iyi akta­ran kalın­tı, çok uzun zaman Doğu Akdeniz’in en büyük ve en güç­lü kale­si olan Moly­vos ya da bizim adlan­dır­ma­mız­la Midil­li Kale­si. Yine orta­ça­ğın esin­ti­le­ri­ni yaka­la­ya­bi­le­ce­ği­niz Moly­vos kasa­ba­sı­nı taç­lan­dı­ran, kuzey ve güney liman­la­rı­nı ara­sın­da yer alan yarı­ma­da­da liman­la­rı da bir­bi­ri­ne bağ­lar konum­da tepe­ye yer­leş­miş. Ancak bili­yo­ruz ki Antik dönem ve Bizans işga­li yıl­la­rın­da bura­sı yarı­ma­da değil, ana ada­dan (Lesvos’tan) Evri­pos hali­ci ile ayrı­lan küçü­cük bir ada. Yani bugün­kü Ermou cad­de­sin­den yürür­se­niz eski hali­cin üze­rin­den yürü­müş sayı­la­cak­sı­nız. Haliç zaman içe­ri­sin­de insan müda­ha­le­le­ri ile, taş, moloz, top­rak yığı­la­rak yoke­dil­miş ve ada­cık da ana ada­ya bağlanmış. 

Antik akro­pol, tepe­nin güne­yin­de­ki en yük­sek nok­ta­sı (yuka­rı hisar) üze­rin­de inşa edil­di­ği düşü­nü­len eski kale­ye ilk res­to­ras­yon ya da yeni­le­me 1370’li yıl­la­rın baş­la­rın­da Fran­gis­kos Gate­lu­zos tara­fın­dan yapıl­mış, Osman­lı­lar zama­nın­da bu çalış­ma­lar devam etmiş ve son­ra­sın­da gar­ni­zon ola­rak kul­la­nı­lan kale 1912 yılın­dan son­ra nere­dey­se kade­ri­ne terkedilmiş.

SONY DSC

Mor­fo­lo­jik ola­rak üç bölü­me ayır­mış­lar kale­yi. Birin­ci­si Antik Akro­pol. Diğe­ri bah­çe diye adlan­dı­rı­lan, büyük bölü­mü­nü Geno­va­lı Gateluzziler’in inşa etti­ği Orta Hisar ve osman­lı döne­min­de büyük dği­şik­lik­le­rin ve ila­ve­le­rin yapıl­dı­ğı düşü­nü­len kuzey batı­da­ki alt bah­çe, yani Aşa­ğı Hisar.

İçer­is­inde arke­olo­jik kazı çalış­ma­la­rı­nın yapıl­dı­ğı kale­de Antik ve Kla­sik dönem bina­la­rı, orta­çağ­dan kalın­tı­la­rın yanı sıra, ada­ya uzun süre hakim olan Gate­luz­zi­le­rin, Bizans­lı­la­rın, Osman­lı­la­rın kat­kı­la­rı­nı hemen ayır­mak müm­kün. Kra­li­çe Hisa­rı’ ola­rak da bili­nen mer­ke­zi batı kule­si, Kule Camii, Osman­lı Kapı­sı, barut depo­su, tek­ke, Osman­lı med­re­se­si, hamam, çeş­me ve havuz. Yer altı barı­nak­la­rı, deh­liz­ler ve sar­nıç­lar, Orta Hisa­r­’­da med­re­se, hha­mam, has­ta­ne ile hapis­ha­ne bun­lar­dan bir­ka­çı sadece.

2000’li yıl­lar­da Orta Kapı’dan baş­la­yan res­to­ras­yon çalış­ma­la­rı kale­de hala ara­lık­lı olsa da devam etmek­te ve kale böl­ge­si; özel­lik­le yaz dönem­le­rin­de kül­tü­rel faali­yet­ler­de mekan ola­rak kul­la­nıl­mak­ta. Eğer şan­sı­nız var­sa ya da gezi­ni­zi öyle plan­lar­sa­nız bun­lar­dan biri­ni yaka­la­ma­nız mümkün. 

IMG_7689

Ada­nın geç­mi­şin­de en belir­gin Roma izle­ri ise müze­ler dışın­da Aya Kri­aki böl­ge­sin­de­ki Roma’daki Pom­pei Tiyat­ro­su­na da örnek teş­kil eden Hele­nis­tik dönem­den Antik Tiyat­ro ve Ayasos’tan su getir­mek ama­cıy­la inşa edil­miş Roma su keme­ri. Müze­ler deyin­ce; uzi ve zey­tin­ya­ğı dahil olmak üze­re sana­ta, ede­bi­ya­ta, gün­lük yaşa­ma dair birr­çok müze ve gale­ri­ye de sahip ada. 

Artık biraz da ada­dan ve ada­nın bugün bize gör­sel ola­rak suna­cak­la­rın­dan bah­se­de­lim. Antik dönem­ler­den beri mer­kez ola­rak kul­la­nı­lan ve bugün de mer­kez olan, çam orman­la­rı ve kum­luk Ska­la Kalo­ni Böl­ge­si var. Koru­ma altı­na alı­nan göç­men kuş­la­rın uğrak yeri bir batak­lı­ğa da sahip bura­sı. Zoodo­hu Pigis Tapı­na­ğı, Meson Tapı­na­ğı, Antik Klo­pe­di Tapı­na­ğı, Pana­ya Mir­sin­yo­ti­sa Kut­sal Manas­tı­rı ve Yunanistan’ın üçün­cü zen­gin manas­tı­rı olan Moni Limo­nos; mer­kez böl­ge­yi güç­lü kılan en önem­li yapı­lar­dan. Her­bi­ri ken­di­ne özgü mima­ri­si ve doku­su ile olduk­ça etki­le­yi­ci. Ayrı­ca büyük bir dep­rem son­ra­sın­da batan, Midilli’nin beş antik ken­tin­den biri, Pira ken­ti de bura­da, Ahla­de­re­si yakı­nın­da. Ken­tin kalın­tı­la­rı­nı sahil­de gör­me­niz mümkün. 

Ther­mi ise ada­nın doğu­sun­da. Kari­on Tepe­si­ne hakim bir nok­ta­da kurul­muş olan Ayos Rafa­il Kut­sal Manas­tı­rı, muh­te­şem pla­jı, kap­lı­ca­la­rı ile olduk­ça davet­kar. Bu böl­ge­ye gel­miş­ken hemen yakın­da­ki Pana­ya Tru­lo­ti Kili­se­si, Ska­la Mis­teg­na Köyü, Nees Kido­ni­es ve kaya­lık lima­nı, hemen biraz kuzey­de Man­da­ma­dos ve Tak­si­yar­his Kili­se ve Manas­tı­rı, Komi ve Pigi bel­de­le­ri, böl­ge­nin görü­le­si yer­le­rin­den diye hatırlatalım.

IMG_7764

Vatu­sa ve Andi­sa köy­le­ri ise ada­nın batı­sın­da. İki köyün ara­sın­da bulu­nan Peri­vo­lis Manas­tı­rı, bil­lur sula­rı ve hari­ka fresk­le­ri, Ordim­nos Dağı’nın zir­ve­sin­de­ki İps­ilu Manas­tı­rı ise nadir iko­na­la­rı ile ünlü. En batı nok­ta­sın­da da küçük kale­si ile özgün bir balık­çı köyü olan yuka­rı­da bah­set­ti­ği­miz fosil orman­la­rı ve Sig­ri var. 

Pet­ra ve Anak­so sahil­le­ri ile bir kaya zir­ve­si­ne yer­leş­miş olan 114 basa­mak­lı Pana­ya Gli­ko­fi­lu­sa Kili­se­si ada­nın kuze­yin­de. Moli­vos ile antik Mythilene’yi günü­mü­ze taşı­yan kale, yazar Argi­ris Eftaliotis’in evi, Vafi­os ve Sakm­nia Köyü de yine bu böl­ge­de görül­me­si gere­ken yer­ler­den. Pana­ya Gor­go­na Kili­se­si­ne de bir göz atın bura­ya gelmişken.

Ada­nın güne­yi­ne indi­ği­miz­de ise Tri­go­na, Pla­gia, Ayo İzid­oro sahil­le­ri ile amfi­ti­yat­ro şek­lin­de inşa edil­miş Tari­hi Plo­ma­ri şeh­ri ve Ege’nin en iyi ter­sa­ne­le­rin­den sayı­lan Tarsanades’i görü­yo­ruz. Pale­oho­ri Köyü, Ayos Yor­gi­os Kili­se­si, Pana­ya Aya­so­ti­sa Kili­se­si, Polih­ni­tos , Yera Kör­fe­zi ile özel­lik­le son dönem pale­on­to­lo­jik bulun­tu­la­rıy­la gün­de­me gelen Vri­sa, Dipi, Kato Tri­tos, Skun­ta, Kera­mia ve incir­le­ri ile ünlü İpios (Aver­ge­tu­la) size her anlam­da iste­di­ği­ni­zi suna­cak kadar zen­gin bir böl­ge bura­sı da. Papa­do, Sko­pe­lo, Mesag­ro, Pale­oki­po, Pla­ka­do ve Pera­ma; bura­da­ki Ayos Ermo­la­os ve Ayas Mag­da­li­ni Kili­se­le­ri ilk Hıris­ti­yan­lık döne­min­den kal­ma kata­komb (yer altı sığı­nak­la­rı) ile bili­ni­yor­lar ve Papado’da eski taş konak­lar küçük kale­nin kalın­tı­la­rı, Skopelo’da ise çeş­me­le­rin süs­le­di­ği şirin bir mey­dan bulunuyor.

Yani özet­le ada­nın her karı­şı­nın bir hika­ye­si ve size suna­ca­ğı bir güzel­li­ği var. Size sade­ce din­le­mek ve key­fi­ni çıkar­mak kalıyor.

Yol­la­rı­mız hep açık olsun.

* Bu yazı­yı hazır­lar­ken yarar­lan­dı­ğım Mil­ta ve diğer ada­lı reh­ber­le­re çok teşek­kür ediyorum.

İlgili Haberler

Leave a Comment