Kanserde yeni ilaca ulaşımın yolu klinik araştırma

kan kanseri

Tüm kan­ser tür­le­rin­de olduk­ça komp­li­ke ilaç­lar üre­ti­li­yor ve bu ilaç­lar piya­sa­ya sürül­dü­ğün­de son dere­ce paha­lı ola­bi­li­yor. Uzman­lar, has­ta­na­ler­de yürü­tü­len kli­nik çalış­ma­lar­da en yeni ilaç­la­rı has­ta­la­ra beda­va ola­rak kul­la­na­bil­dik­le­ri­ne dik­kat çeke­rek, bu yön­te­min yay­gın­laş­ma­sı gerek­ti­ği­ni söylüyor. 

Kan has­ta­lık­la­rı ve teda­vi­le­riy­le ilgi­li son geliş­me­ler 8. Hema­to­lo­ji­de Yeni Eği­lim­ler Sempozyumu’ndan bir gün önce düzen­le­nen basın top­lan­tı­sın­da masa­ya yatı­rıl­dı. Koç Üni­ver­si­te­si Tıp Fakül­te­si öğre­tim üye­le­ri ve Ame­ri­kan Has­ta­ne­si dok­tor­la­rı Prof. Dr. Bur­han Fer­ha­noğ­lu ve Prof. Dr. Mus­ta­fa Çetiner’in baş­kan­lı­ğın­da düzen­le­nen sem­poz­yum­da len­fo­ma, löse­mi, mul­tip­le miye­lom gibi kan­ser­le­rin yanı sıra kan­sız­lık, pıh­tı­laş­ma sorun­la­rı ile ilgi­li kan has­ta­lık­la­rı dün­ya­nın en ile­ri gelen bilim insan­la­rın­ca tartışıldı.

Sem­poz­yum­da en çok dik­kat çeken baş­lık­lar ise yine kan kan­ser­le­ri teda­vi­sin­de­ki yeni geliş­me­ler oldu. Bel­li ki bağı­şık­lık sis­te­mi­nin güç­len­di­ri­le­rek tümör doku­yu yok etme­si­ni sağ­la­ya­cak teda­vi­ler ve çok düşük mik­tar­lar­da­ki rezi­dü­el” (artık ya da arta­ka­lan) tümör doku­nun erken­den yaka­lan­ma­sı­na imkân veren yön­tem­ler, önü­müz­de­ki yıl­lar­da da çok tartışılacak. 

Uzman­lar kan­se­rin sır­la­rı­nın her geçen gün biraz daha açı­ğa çık­tı­ğı­nı belirt­ti. Ger­çek­ten de kan­ser hüc­re­le­ri bağı­şık­lık sis­te­min­den sak­la­na­rak, hiç­bir enge­le uğra­ma­dan çoğa­la­bi­li­yor. Hüc­re­le­ri yete­rin­ce tanı­ya­ma­yan bağı­şık­lık sis­te­mi de tümör doku­su­nun geli­şi­mi­ne izin veri­yor. Kan­se­rin bir diğer özel­li­ği ise gene­tik yapı­la­rı­nı hız­la değiş­tir­me­si ve hede­fe yöne­lik uygu­la­nan teda­vi­le­rin etki­sin­den kur­tu­la­bil­me­yi başar­ma­sı. Bu iki özel­lik, kan­se­rin teda­vi edi­le­bil­me­si­nin önün­de­ki önem­li engel­ler ola­rak görülüyor.

Bir diğer önem­li nok­ta ise bili­nen rad­yo­lo­jik, biyo­kim­ya­sal ve kli­nik bul­gu­lar­la görü­nür­de tümö­rün teda­vi edil­di­ği sanıl­ma­sı­na rağ­men göz­den kaçan, fark edil­me­yen ve kişi­nin bede­nin­de var­lı­ğı­nı sür­dür­me­ye devam eden kan­ser hüc­re­le­ri­nin yeni­den tümö­rün nük­sü­ne neden olmalarıdır. 

DOK­TOR­LAR MÜHEN­DİS GİBİ ÇALIŞIYOR

Son yıl­lar­da pek çok araş­tır­ma mer­ke­zi, has­ta­la­rın ken­di kan hüc­re­le­ri­nin kan­ser­li hüc­re­le­ri yok etmek üze­re prog­ram­lan­dı­ğı teda­vi­ler üze­rin­de çalı­şı­yor. Bu teda­vi yön­te­min­de, önce­lik­le has­ta­nın bağı­şık­lık hüc­re­le­ri top­la­nı­yor ve hüc­re­ler gene­tik mühen­dis­lik tek­nik­le­riy­le kan­ser hüc­re­le­riy­le savaş­ma­ya yön­len­di­ri­li­yor. Prof. Dr. Çeti­ner bu tek­no­lo­ji­yi şu söz­ler­le özet­le­di: Son yıl­lar­da tıp ala­nın­da yeni bir mes­lek doğ­du: Tıp mühen­dis­li­ği. Dok­tor­lar artık mühen­dis gibi çalı­şı­yor. Bu çalış­ma­lar sonun­da has­ta­nın ken­di hüc­re­le­ri­ni kan­se­ri yok etmek için kul­la­na­bi­li­yo­ruz. Çün­kü önce­sin­de kan­ser hüc­re­le­ri ken­di­le­ri­ni silik­leş­ti­ri­yor, bağı­şık­lık sis­te­mi­nin gözün­den kaç­ma­yı başa­ra­bi­li­yor ve bu saye­de vücut­ta çoğa­la­bi­li­yor­du. Tıp mühen­dis­le­ri, bağı­şık­lık hüc­re­le­ri­ni dışa­rı alıp, kan­ser­li hüc­re­yi tanım­la­ya­bi­lecek bir yapı kazan­dır­dı­lar. Daha son­ra bu işle­nen hüc­re­ler, has­ta­ya geri veril­di ve sonuç­la­rın çok başa­rı­lı oldu­ğu görüldü.” 

KOMP­LEKS SÜREÇLER

Bu teda­vi­nin yeni umut­lar” doğur­du­ğu­nu belir­ten Prof. Dr. Çeti­ner, tıp mühen­dis­le­ri­nin son yıl­lar­da çok önem­li teda­vi yön­tem­le­ri üze­ri­ne çalış­tı­ğı­nı dile getir­di: Bun­lar­dan ilki CARR tek­no­lo­ji­si adı veri­len bir tek­no­lo­ji. Bu teda­vi yak­la­şı­mın­da tümör hüc­re­le­ri­ni tanı­yan ve monok­lo­nal anti­kor ismi veri­len mole­kül­ler ile tümör hüc­re­le­ri işa­ret­le­ni­yor. Bağı­şık­lık sis­te­min­de rol alan ve tümör hüc­re­le­ri­ni yok etme yete­ne­ğin­de olan has­ta­nın T hüc­re­le­ri, bu işa­ret­len­miş tümör hüc­re­le­ri ile labo­ra­tu­var koşul­la­rın­da tanış­tı­rı­lı­yor ve tümör hüc­re­le­ri­ne kar­şı aktif hale geti­ri­li­yor. Bu hüc­re­ler daha son­ra has­ta­ya geri veri­li­yor. Bu saye­de en büyük yete­nek­le­ri bağı­şık­lık sis­te­mi­nin gözün­den kaç­mak ve sak­lan­mak olan tümör hüc­re­le­ri, bu eği­tim­li T len­fo­sit­ler­ce tanı­nı­yor ve yok edi­li­yor. Çok ama çok komp­leks bir süreç bu.”

Prof Dr. Bur­han Fer­ha­noğ­lu ise bu teda­vi­nin tama­men kişi­ye özel oldu­ğu­nu vur­gu­la­ya­rak önü­müz­de­ki yıl­lar­da kan­ser teda­vi­si­nin gide­rek kişi­ye özel” geliş­ti­ri­le­ce­ği­ni söy­le­di: Bağı­şık­lık sis­te­mi hüc­re­le­rin has­ta­dan alın­ma­sı, işlen­me­si ve yeni­den has­ta­ya veril­me­si yak­la­şık 1011 günü bulu­yor. Şim­di­lik özel­lik­le B hüc­re­le­ri len­fo­ma ve löse­mi­le­rin teda­vi­sin­de kul­la­nı­lan bu tek­no­lo­ji gelecek gün­ler­de mul­tip­le miye­lom gibi diğer kan kan­ser­le­ri­nin ve ardın­dan tüm kan­ser­le­rin teda­vi­si için de umut vaat ediyor.”

Ulus­la­ra­ra­sı Miye­lom Vak­fı’ nın (IMF) kuru­cu­la­rın­dan ve miye­lom teda­vi­sin­de dün­ya­nın en önem­li isim­le­rin­den Prof. Dr. Bri­an Durie ise bu tek­no­lo­ji­nin özel­lik­le miye­lom teda­vi­sin­de diğer yeni ilaç­lar­la bir­leş­ti­ril­di­ğin­de çok büyük başa­rı sağ­la­na­bi­le­ce­ği­ne inan­dı­ğı­nı belirtti.

Bri­an Durie, ayrı­ca bu yön­tem saye­sin­de tümör hüc­re­le­ri­nin gene­tik yapı­la­rı­nı değiş­tir­se­ler bile bağı­şık­lık sis­te­min­den kaça­ma­dık­la­rı­nı söy­le­di. Kan­ser ala­nın­da has­ta hak­la­rı konu­sun­da­ki dün­ya­nın en güç­lü vakıf­la­rın­dan IMF’nin baş­ka­nı Susie Novis ise bu yeni geliş­me­ler­le Siyah Kuğu” haya­li­ne daha çok yak­la­şıl­dı­ğı­nı vur­gu­la­dı. Siyah Kuğu” pro­je­si tüm dün­ya­da tama­men teda­vi edi­len ilk miye­lom has­ta­sı­nı bul­ma­yı amaçlıyor. 

Teda­vi mali­yet­le­ri konu­sun­da da konu­şan Susie Durie, mali­yet­le­rin büyük oldu­ğu­nu ancak ilaç mali­yet­le­ri­nin, araş­tır­ma­la­rın hızı­nı kes­me­me­si gerek­ti­ği­ni söy­le­di. Susie Novis, bir ila­cın baş­lan­gıç­ta yük­sek mali­ye­ti­nin oldu­ğu­nu ancak süreç için­de bu mali­yet­le­rin düş­tü­ğü­nü belirtti. 

TÜMÖ­RÜN PAR­MAK İZİ

Prof. Dr. Bur­han Fer­ha­noğ­lu, rezi­dü­el” (artık, arta­ka­lan) kan­ser hüc­re­le­ri­nin, tes­pit edil­me­si­nin tümör teda­vi­sin­de çok önem­li oldu­ğu­nun altı­nı çiz­di ve rezi­dü­el tümö­rün sap­tan­ma­sı­nı sağ­la­yan yeni yön­tem­le­rin, kan­ser teda­vi­sin­de­ki başa­rı­yı doğ­ru­dan etki­le­di­ği­ne vur­gu yaptı. 

Prof. Dr. Çeti­ner ise rezi­dü­el hüc­re­le­rin, tümö­rün bir çeşit par­mak izi” oldu­ğu­na dik­kat çekip, araş­tır­ma­cı­la­rın bu izi yaka­la­ma­la­rı­nın öne­mi­ne dik­kat çek­ti: Rad­yo­lo­jik ve kli­nik ola­rak düze­len has­ta­lar­da bu izin bulun­ma­sı tümör nük­sü­ne kar­şı uya­nık olma­yı sağ­lı­yor ve nük­sün önlen­me­si­ne yar­dım­cı oluyor.”

KOBAY” ALGI­SI DEĞİŞMELİ 

Uzman­lar ayrı­ca özel­lik­le teda­vi seçe­nek­le­ri kal­ma­mış has­ta­la­rın mut­la­ka kli­nik çalış­ma­la­ra yönel­til­me­si gerek­ti­ği­ni ve top­lum­da­ki kobay” algı­sı­nın yan­lış oldu­ğu­nu vugu­la­dı­lar: Ülke­miz­de yürü­tü­len çalış­ma­la­rın Batı ülke­le­ri ve Kuzey Ame­ri­ka ile eş zaman­lı baş­la­dı­ğı­nı, tüm mali­yet­le­ri­nin kar­şı­lan­dı­ğı­nı, Sağ­lık Bakan­lı­ğı ve böl­ge­sel etik kurul­la­rın ona­yı ve dene­ti­min­de yapıl­dı­ğı­nı, teda­vi seçe­nek­le­ri ola­ma­yan has­ta­la­rın bu çalış­ma­la­ra gir­me­si­nin bir umut oldu­ğu­nu unut­ma­mak gere­ki­yor. Yeni bir anlaş­ma yap­tık. Çok paha­lı olan ila­cı kli­nik araş­tır­ma evre­sin­de has­ta­ne­miz­de has­ta­la­rı­mı­za beda­va ola­rak kullanabileceğiz.”

İlgili Haberler

Leave a Comment