Hematolojik kanserlerde molekül keşfi hayal değil

Hema­to­lo­jik Onko­lo­ji Der­ne­ği  tara­fın­dan 3’ncüsü düzen­le­nen,  Hema­to­lo­jik Onko­lo­ji Kong­re­si,  K.K.T.C.’de yapıl­dı. Kong­re­de lenf bezi,  kan ve kemik ili­ği kan­se­ri gibi  hema­to­lo­jik kan­ser­ler­de­ki son geliş­me­ler,  ala­nın­da uzman bilim adam­la­rı  tara­fın­dan tar­tı­şıl­dı.  Kong­re­de, Türkiye’nin hema­to­lo­jik  kan­ser­le­rin yöne­ti­mi ve teda­vi­sin­de Batı  Avru­pa stan­dart­la­rı­nı aştı­ğı­na, ilaç  araş­tır­ma­la­rı baş­ta olmak üze­re AR-GE  faali­yet­le­ri­nin artış gös­ter­di­ği­ne ve Türk  bilim insan­la­rı­nın kan­ser ala­nın­da yeni  mole­kül­ler keş­fet­me­si­nin teş­vik ve  des­tek­len­di­ği­ne dik­kat çekil­di.  Tür­ki­ye gene­lin­den yak­la­şık 450 bilim  insa­nı­nın katı­lı­mı ile ger­çek­le­şen  kong­re­de ayrı­ca Hema­to­lo­ji Üni­ver­si­te­si  kap­sa­mın­da löse­mi­ye dönüş­me ihti­ma­li  olan kemik ili­ği bozuk­luk­la­rı­nı ele alan  Miye­lop­ro­li­fe­ra­tif Has­ta­lık­lar Fakül­te­si,  ana sem­poz­yum içe­ri­sin­de de Haya­ta  Tutun­ma Öykü­le­ri” yarış­ma otu­ru­mu ve  ödül töre­ni yapıl­dı.  Kong­re kap­sa­mın­da ayrı­ca basın  top­lan­tı­sı düzen­len­di. Basın top­lan­tı­sın­da,  Hema­to­lo­jik Onko­lo­ji Der­ne­ği (HOD)  Baş­ka­nı Prof. Dr. Seç­kin Çağır­gan, Dün­ya  Afe­rez Bir­li­ği Baş­ka­nı ve HOD Kuru­cu  Baş­ka­nı Prof. Dr. Fev­zi Altun­taş, HOD II.  Baş­ka­nı Prof. Dr. Sev­gi Kala­yoğ­lu Beşı­şık,  HOD Araş­tır­ma Sek­re­te­ri Doç. Dr. Anıl  Tom­bak ve Doç. Dr. Ali İrf­an Emre  Tek­gün­düz söz aldılar.

OTO­LOG KÖK HÜC­RE NAKLİ
Basın top­lan­tı­sın­da kong­re bilim­sel  içe­ri­ği ve etkin­lik­le­ri hak­kın­da bil­gi veren  Hema­to­lo­jik Onko­lo­ji Der­ne­ği Kuru­cu  Baş­ka­nı ve Dün­ya Afe­rez Bir­li­ği Baş­ka­nı  Prof. Altun­taş, Kan­la ilgi­li kan­ser  tür­le­ri­ne odak­la­nan hema­to­lo­jik onko­lo­ji  ala­nın­da; özel­lik­le len­fo­ma, mye­lo­ma ve  löse­mi gibi lenf bezi, kan ve kemik ili­ği  kan­ser­le­rin­de hedef teda­vi­ler ve  immü­no­te­ra­pi çalış­ma­la­rı arta­rak devam  edi­yor. Bunun dışın­da kişi­le­rin kan­ser  teda­vi­si son­ra­sı iyi­lik hali elde edil­dik­ten  son­ra ken­di­sin­den alı­nan kök hüc­re­le­rin  don­du­ru­lup sak­lan­ma­sı ve yük­sek doz  kemo­te­ra­pi gör­dük­ten son­ra bu kök  hüc­re­le­rin kişi­ye geri veril­me­si ola­rak  tanım­la­na­bi­lecek oto­log kök hüc­re nak­li  ve ama­cı bağı­şık­lık sis­te­mi­ni uyar­mak  olan immün­mo­du­la­tu­ar ajan­la­rın oto­log  kök hüc­re nak­li son­ra­sı ida­me tedavi’de  kul­la­nı­mı kong­re­de tar­tı­şıl­dı” dedi.  Bilim dün­ya­sın­da son gün­ler­de  tar­tı­şı­lan kan­ser aşı­sı ile ilgi­li çalış­ma­la­ra  da deği­nen Prof. Dr. Altun­taş, Tümör  aşı­sı gelecek vade­di­yor, buna şüp­he yok  ama her der­de deva değil. Seçil­miş  has­ta­lar­da kli­nik çalış­ma­lar çer­çe­ve­sin­de  yürü­tül­me­li ama umut tacir­li­ği  yapıl­ma­ma­lı, has­ta­la­ra doğ­ru mesaj­lar  veril­me­li. Ön araş­tır­ma sonuç­la­rı­na göre  has­ta­lar­da rutin kul­la­nı­ma dair veri­ler  bulun­mu­yor. Zama­na ihti­yaç var,  bek­le­mek lazım” değer­len­dir­me­sin­de  bulun­du.  Gerek hema­to­lo­jik kan­ser­le­rin tanı­sı  gerek­se de teda­vi­si için ülke ola­rak her  tür­lü tek­nik ve dona­nı­ma sahip  oldu­ğu­mu­za dik­kat çeken Prof. Dr.  Altun­taş şöy­le devam etti: Türk bilim  insan­la­rı ola­rak bazı kli­nik çalış­ma­la­rı  artık tüm ülke çapın­da yürüt­me  ola­na­ğı­na sahi­biz. Kli­nik çalış­ma­lar artık  ülke gene­lin­de etkin, verim­li, yay­gın,  sür­dü­rü­le­bi­lir ve Avru­pa Bir­li­ği kali­te  ölçüt­le­rin­de yapı­lır hale gel­miş­tir. Ancak  Faz I ve II çalış­ma­la­rı­nın yapı­la­bil­di­ği  daha faz­la mer­kez­le­re ihti­yaç oldu­ğu da  açık­tır. Bu bağ­lam­da kli­nik araş­tır­ma  kül­tü­rü geliş­ti­ril­me­li ve des­tek­len­me­li­dir.  Top­lum­da­ki kobay’ anla­yı­şı değiş­me­li­dir.  Kan­ser ala­nın­da son yıl­lar­da­ki baş  dön­dü­rü­cü geliş­me­ler bu kli­nik  çalış­ma­lar saye­sin­de olmak­ta­dır. Bugün  kan­ser teda­vi edi­le­bi­lir bir has­ta­lık ise bu  kli­nik çalış­ma­lar saye­sin­de­dir. Bu  neden­le ülke­miz­de kli­nik çalış­ma­la­rın  daha çok yapı­la­bil­me­si için baş­ta has­ta,  hekim, sağ­lık oto­ri­te­si­ne görev düş­tü­ğü  gibi top­lum ve bası­na da önem­li görev­ler  düş­mek­te­dir” dedi.

İLAÇ İHR­AÇ EDEN ÜLKE OLABİLİRİZ
Ar-GE konu­su­na da deği­nen  Altun­taş,” Ülke­miz­de önce­lik­le kli­nik  araş­tır­ma kül­tü­rü oluş­tu­rul­ma­sı ve  gene­le yay­gın­laş­ma­sı ihti­ya­cı­mız  bulu­nu­yor. Bun­dan bir son­ra­ki basa­mak  olan ilaç geliş­tir­me baş­ta olmak üze­re  AR-GE faali­yet­le­ri­ni ülke ola­rak iyi ve  doğ­ru koor­di­ne ede­bi­lir­sek; bel­ki de  kan­ser ala­nın­da yeni mole­kül veya  mole­kül­le­rin keş­fi­ni yapan­lar Türk bilim insan­la­rı ola­cak. Böy­le­lik­le ülke ola­rak  önü­müz açı­la­cak ve ilaç ithal eden değil  ilaç ihraç eden ülke konu­mu­na  gel­me­miz müm­kün ola­bi­lecek. Yük­sek  tek­no­lo­ji üre­ten bir Tür­ki­ye hayal değil”  dedi.

HAPI­NI YUT, LÖSE­Mİ­Nİ TUT”
Eriş­kin löse­mi­le­ri­nin yak­la­şık yüz­de  15’ini oluş­tu­ran Kro­nik Miye­lo­si­ter  Löse­mi (KML), çoğun­luk­la ile­ri yaş­ta  kar­şı­mı­za çık­mak­ta ve erkek­ler­de daha  sık­lık­la görül­mek­te­dir” diyen Prof. Dr.  Altun­taş şöy­le devam etti: 2001 yılı­na  kadar kök hüc­re nak­liy­le teda­vi edi­len  has­ta­lı­ğın kötü sey­ri, ağız­dan alı­nan  muci­ze ilaç­lar (tiro­zin kinaz inhi­bi­tör­le­ri)  saye­sin­de tama­men değiş­ti. KML  hede­fe yöne­lik teda­vi­ler konu­sun­da  bir­çok kan­ser türü için model oluş­tur­du.  15 yıl önce orta­la­ma 5 yıl yaşam süren  bu has­ta­lar, bugün nere­dey­se ken­di yaş  grup­la­rın­da­ki sağ­lık­lı birey­le­re yakın bir  ömür yaşa­ya­bi­li­yor. Hem de bunu  gün­de tek hap yuta­rak yapı­yor­lar. Yani  hap­la löse­mi­yi yen­mek müm­kün. Biz  buna kısa­ca, Hapı­nı yut löse­mi­ni tut’  diyo­ruz. Bu neden­le KML has­ta­la­rı­na  hap­la­rı­nı mut­la­ka düzen­li bir şekil­de  yut­ma­la­rı­nı tav­si­ye edi­yo­ruz.”  Daha sık görü­nen ikin­ci hema­to­lo­jik  kan­ser türü olan lenf bezi kan­se­ri  Lenfoma’nın günü­müz koşul­la­rın­da  teda­vi edi­le­bi­lir bir has­ta­lık oldu­ğu­nu  belir­ten Hema­to­lo­jik Onko­lo­ji Der­ne­ği  Baş­ka­nı Prof. Dr. Seç­kin Çağır­gan,  Altı­nı çize­rek söy­le­mek isti­yo­rum:  Len­fo­ma teda­vi edi­le­bi­lir bir has­ta­lık­tır.  Son geliş­me­ler ışı­ğın­da bazı len­fo­ma  tip­le­rin­de yeni bir döne­me gir­mek  üze­re­yiz. Bazı len­fo­ma has­ta­la­rı­nı artık  ağız­dan alı­nan hap­lar­la yük­sek başa­rı  oran­la­rı ile teda­vi etmek­te­yiz. Hede­fe  yöne­lik ilaç­lar veya akıl­lı mole­kül­ler’  dedi­ği­miz yeni nesil ilaç­lar­la yan etki­ler  aza­lır­ken, etkin­li­ği bir o kadar artı­yor.  Örne­ğin; Hodg­kin len­fo­ma­lı has­ta­lar­da  yeni bir ilaç Nivo­lu­mab ile çok iyi ön  sonuç­lar elde edil­di. Nivo­lu­mab hem  yanıt oran­la­rı­nı artır­mak­ta hem de kök  hüc­re nak­li yapı­la­bi­len has­ta sayı­sı­nı  artır­mak­ta­dır. Önü­müz­de­ki süreç­te  uzun dönem sonuç­lar açık­lan­dık­ça daha  net konu­şa­bi­le­ce­ğiz. Gelecek için ümit  vaat eden bir geliş­me. Önü­müz­de­ki  süreç­ler­de hede­fe yöne­lik akıl­lı ilaç­la­rın  kli­nik kul­la­nı­ma gir­me­si ile len­fo­ma  teda­vi­sin­de başa­rı oran­la­rı­mız daha da  arta­cak­tır” dedi.

KAN­SER KRO­NİK BİR HAS­TA­LIK  HALİ­NE DÖNÜ­ŞECEK  Prof. Dr. Çağır­gan, Günü­müz­de  büyük iler­le­me kay­de­den hede­fe yöne­lik  teda­vi immü­no­te­ra­pi saye­sin­de kan­ser  has­ta­lı­ğı­nın şeker veya hiper­tan­si­yon  gibi kro­nik teda­vi edi­le­bi­lir bir has­ta­lık  hali­ne dönüş­tür­me­si çok yakın bir  gele­cek­te müm­kün ola­cak.  İmm­ün­ot­er­api has­ta­la­ra, has­ta  yakın­la­rı­na ve biz hekim­le­re umut  olma­ya devam edi­yor. Özel­lik­le  mye­lo­ma, len­fo­ma ve löse­mi­ler­de umut  vaat eden sonuç­lar alın­mak­ta. Ancak,  mali­yet önem­li bir prob­lem ola­rak  kar­şı­mı­za çıkı­yor. Ülke sağ­lık sis­tem­le­ri  göre­ce­li ola­rak göz­len­me sık­lı­ğı yük­sek  olan hema­to­lo­jik kan­ser­le­rin teda­vi­sin­de  bu ajan­la­rın rutin kul­la­nı­mı­nın yükü­nü  his­se­de­cek­ler­dir. Yük­sek gelir­li ülke­ler  ilaç mali­ye­tin­de indi­rim için pazar­lık  etme yol­la­rı arar­lar­ken, bizim gibi orta  gelir­li ülke­ler mali­ye­ti yük­sek  bula­cak­lar­dır. Ama ina­nı­yo­rum ki sağ­lık  sis­te­mi­miz bu soru­nu aşma­nın yolu­nu  mut­la­ka bula­cak­tır” dedi.  Hema­to­lo­jik Onko­lo­ji Der­ne­ği II.  Baş­ka­nı Prof. Dr. Sev­gi Kala­yoğ­lu  Beşı­şık, Bir çeşit kan kan­se­ri tipi olan  mul­tip­le mye­lo­ma teda­vi­sin­de son 10  yıl­da önem­li geliş­me­ler oldu. Tümö­rün  üze­rin­de­ki mole­kü­lü tanı­yan bir ilaç  olan Daratumumab’ın kul­la­nıl­dı­ğı  çalış­ma sonuç­la­rı­na göre teda­vi­ye  yanıt oran­la­rı­nın iki kat art­tı­ğı  bil­di­ril­miş­tir. İlac­ın has­ta­lı­ğın  iler­le­me­si­ni ve has­ta­lı­ğa bağ­lı ölüm  ris­ki­ni yüz­de 61 ora­nın­da azalt­tı­ğı  yayın­lan­mış­tır” dedi.   Prof. Dr. Beşı­şık şöy­le devam etti:  Bir diğer önem­li geliş­me ise kök hüc­re  nak­li son­ra­sı has­ta­lık yönün­de  teda­vi­nin sür­dü­rül­me­si ve bu ama­ca  yöne­lik veri­len lena­li­do­mid ida­me  teda­vi­si ile sağ kalı­mı uzat­ma­sı  olmuş­tur. Nite­kim ortan­ca 80 ay süre­li  izlem süre­cin­de ölüm ris­kin­de yüz­de 26  azal­ma ve ortan­ca tah­mi­ni sağ­ka­lım­da  2.5 yıl artış göz­len­miş­tir. Ancak ken­di  kök hüc­re­le­ri ile yapı­lan nakil tipi oto­log  kök hüc­re nak­li­nin halen mye­lo­ma  teda­vi­sin­de mut­la­ka yer alma­sı gere­ken  bir teda­vi ola­rak kal­dı­ğı belirlenmiştir.”

KÖK HÜC­RE NAK­Lİ­NDE  AVRUPA’NIN ÇOK ÖNÜNDEYİZ
Top­lan­tı­da, Ulu­sal Kemik İliği  Ban­ka­sı TÜRKÖK’ün kurul­ma­sı­nın kök  hüc­re nak­lin­de yarat­tı­ğı büyük etki­ye  dik­kat çeken Doç. Dr. Ali İrf­an Emre  Tek­gün­düz, 2015 yılın­da 24’ü pedi­at­rik  ve 53’ü eriş­kin olmak üze­re top­lam 77  mer­kez­de 3.593 kök hüc­re nak­li  ger­çek­leş­ti­ril­di. Son 15 yıl­da  Avrupa’daki nakil sayı­sı yüz­de 80  artar­ken, ülke­miz­de­ki artış yüz­de 860  ile 10 kat­tan faz­la oldu. TÜR­KÖK Pro­je­si  önce­sin­de ülke­mi­zin 2 mer­ke­zi­ne kayıt­lı  kök hüc­re veri­ci­si havu­zu 20.000’di ve  2015 yılın­da bu mer­kez­ler­den Türk  has­ta­la­ra ger­çek­le­şen nakil sayı­sı 6’ydı.  Nisan 2015’te TÜR­KÖK kurul­du.  Tem­muz 2016 sonu iti­ba­riy­le 16 ayda  donör havu­zu 127’bine ulaş­tı. Bu süre­de  TÜR­KÖK havu­zun­dan Türk has­ta­la­ra  127 nakil yapıl­dı.”  TÜRKÖK’ün Nisan 2016’da Dün­ya  Kemik İliği Ban­ka­sı üye­si oldu­ğu­nu  belir­ten Doç. Dr. Tek­gün­düz şöy­le  devam etti: Bu süre için­de yurt­dı­şın­dan  has­ta­lar için TÜRKÖK’ten 24 aday  sap­tan­dı. Hat­ta 4 Ağus­tos 2016’da bir  TÜR­KÖK veri­ci­sin­den ilk yurt­dı­şı nakil  Hint­li bir has­ta­ya ger­çek­leş­ti­ril­di.  TÜRKÖK’te, tara­ma­dan naki­le geçen  süre 100 gün iken, yurt­dı­şı ban­ka­la­rın­da  bu süre 200 gün yani 2 katı. TÜR­KÖK  bek­le­me süre­si­ni yüz­de 50 azalt­tı.  Ayrı­ca yurt­dı­şı kemik ili­ği  ban­ka­la­rın­dan yarar­lan­ma­nın mali­ye­ti  35 bin Avro iken, TÜR­KÖK bu mali­ye­ti  7 kat azal­ta­rak 5 bine düşürdü.”

İlgili Haberler

Leave a Comment