Hasta tüketici” sıfatını taşıyabilir mi?

ayfer uyanik-logo.qxpMART 2015

Borç iliş­ki­si­nin söz­leş­me, hak­sız fiile, sebep­siz zen­gin­leş­me, veka­let­siz iş gör­me gibi çeşit­li huku­ki daya­nak­la­rı var­dır. Ancak has­ta bir tüke­ti­ci midir?” soru­su, söz­leş­me iliş­ki­si üze­rin­de durul­ma­sı­nı gerek­tir­mek­te­dir. Çün­kü 28 Mayıs 2014 tari­hin­de yürür­lü­ğe giren 6502 sayı­lı Tüke­ti­ci­nin Korun­ma­sı Hak­kın­da Kanun (TKHK)’un teme­li söz­leş­me iliş­ki­si­ne daya­nır. Taraf­lar ara­sın­da söz­leş­me­sel bir iliş­ki yok­sa, TKHK’nun uygu­lan­ma­sın­dan, yani bir tüke­ti­ci işle­min­den bah­se­di­le­mez. Konu­muz iti­ba­riy­le önce­lik­le has­ta ve hekim ara­sın­da nasıl bir huku­ki iliş­ki­nin bulun­du­ğu açık­lı­ğa kavuş­tu­rul­ma­lı­dır. Has­ta ve hekim ara­sın­da çok fark­lı huku­ki iliş­ki­ler ola­bi­lir. Bu iliş­ki; söz­leş­me­ye, hak­sız fiile, veka­let­siz iş gör­me­ye daya­na­bi­lir. Ancak bura­da daha ziya­de ser­best çalı­şan hekim ile has­ta ara­sın­da­ki söz­leş­me iliş­ki­si ele alı­na­cak­tır. Taraf­lar ara­sın­da­ki bu iliş­ki dokt­rin ve uygu­la­ma­da veka­let söz­leş­me­si­nin bir türü ola­rak teda­vi söz­leş­me­si” ola­rak ifa­de edil­mek­te­dir. Bunun teme­lin­de has­ta­nın heki­me duy­du­ğu güven, heki­mi seç­me konu­sun­da ser­best­li­ğe sahip olma­sı, heki­min de bu iliş­ki esna­sın­da özen ve sır sak­la­ma bor­cu altı­na gir­me­si yat­mak­ta­dır. Bütün bu özel­lik­ler Yeni Borç­lar Kanu­nu (BK)’nun 502 vd. mad­de­le­rin­de düzen­len­miş olan veka­let söz­leş­me­si­nin unsur­la­rı­dır. Bu bağ­lam­da hekim, has­ta­nın teda­vi edil­me­si­ni üst­len­mek­te­dir. Teda­vi ile amaç­la­nan, has­ta­nın sağ­lı­ğı­na kavuş­tu­rul­ma­sı­dır. Huku­ken bu bir iş gör­me edi­mi­nin yeri­ne geti­ril­me­si­dir. Teda­vi söz­leş­me­si­ne göre hekim, has­ta­lı­ğı teş­his edecek, en uygun olan teda­vi yön­te­mi­ni belir­le­yecek ve bu yön­te­me göre teda­vi süre­ci­ni sür­dü­re­cek­tir. Ancak en önem­li­si, hekim, tıp bili­mi­nin gerek­le­ri­ne ve ken­di tec­rü­be­si ve uzman­lı­ğı çer­çe­ve­sin­de ola­bi­lecek en üst düzey­de öze­ni gös­te­re­cek­tir. Söz­leş­me­den kay­nak­la­nan iliş­ki­ler­de eğer hekim üze­ri­ne düşen yüküm­lü­lü­ğü, özel­lik­le de özen yüküm­lü­lü­ğü­nü yeri­ne getir­me­miş­se, ve bun­dan dola­yı has­ta zarar gör­müş­se, onun taz­mi­nat sorum­lu­lu­ğu­na gidi­le­cek­tir. Taz­mi­nat sorum­lu­lu­ğu ile ilgi­li ola­rak dik­ka­te alın­ma­sı gere­ken BK m. 112 vd.’nın temel kıs­ta­sı, tıb­bi özen bor­cu­nun tam gerek­ti­ği gibi ifa edil­me­miş olma­sı­dır. Bu huku­ki sorum­lu­luk kusu­ra dayan­mak­ta­dır, yani bu bir kusur sorum­lu­lu­ğu­dur. Tam da bu nok­ta­da; TKHK dev­re­ye gire­bi­lir mi? ve deva­mın­da has­ta bir tüke­ti­ci midir” soru­su soru­la­bi­lir mi?

Tüke­ti­ci işle­mi, mül­ga 4077 sayı­lı TKHK’da kapa­lı ifa­de edil­di­ği ve Yar­gı­tay da bu kav­ra­mı dar yorum­la­dı­ğı için, has­ta­nın tüke­ti­ci sıfa­tı­na sahip olup olma­dı­ğı günü­müz­de oldu­ğu kadar hiç tar­tı­şıl­ma­mış­tır. Yeni TKHK’da, yasa koyu­cu ira­de­si­ni daha açık ifa­de etmiş­tir. Diğer bir ifa­dey­le, kanun koyu­cu net olmak ama­cıy­la, mül­ga Tüke­ti­ci Kanu­nun­da olma­yan tüke­ti­ci işle­mi tanı­mı yap­mış­tır. Aslın­da hiz­met kav­ra­mın­da anla­şıl­ma­sı gere­ken söz­leş­me­le­ri örnek ver­mek sure­tiy­le say­mış­tır. Ancak bun­dan, Kanun’da sayı­lan her söz­leş­me­nin tüke­ti­ci işle­mi oldu­ğu sonu­cu­na varı­la­maz. Bunun için Kanun ayrı­ca üç şar­tın yeri­ne geti­ril­me­si­ni ara­mak­ta­dır: (1) Taraf­lar­dan biri tüke­ti­ci ola­cak; (2) kar­şı taraf da TKHK’un tanım­la­dı­ğı anlam­da bir sağ­la­yı­cı, satı­cı veya kre­di veren kişi­ler­den biri ola­cak; (3) işlem, bir tüke­ti­ci işle­mi olacak.

Peki Kanun’a göre tüke­ti­ci kim­dir? Tüke­ti­ci, mes­le­ki ve tica­ri olma­yan amaç­lar­la hare­ket eden ger­çek veya tüzel kişi­ler­dir. Bu genel tanım­lar­dan son­ra, aca­ba has­ta­yı tüke­ti­ci saya­bi­lir miyiz? Kanun­da­ki tanı­mı değer­len­dir­di­ği­miz­de, has­ta­nın tüke­ti­ci ola­rak nite­len­di­ril­me­si müm­kün­dür. Ser­best çalı­şan hekim ve has­ta ara­sın­da söz­leş­me iliş­ki­si var­sa, has­ta tüke­ti­ci sayı­la­cak­tır. Çün­kü has­ta kural ola­rak, mes­le­ki ve tica­ri amaç­la heki­me git­mez. Bu şart bakı­mın­dan, has­ta tüke­ti­ci­dir. Hekim, Kanun anla­mın­da hiz­met sağ­la­yı­cı­sı mıdır? Kanun’un tanı­mı­na göre, sağ­la­yı­cı, kamu tüzel kişi­le­ri de dâhil olmak üze­re tica­ri veya mes­le­ki amaç­lar­la tüke­ti­ci­ye hiz­met sunan ya da hiz­met suna­nın adı­na ya da hesa­bı­na hare­ket eden ger­çek veya tüzel kişiyi”dir [TKHK, m. 3 (i)]. Bu tanı­ma göre, ser­best çalı­şan hekim, hem tica­ri hem mes­le­ki amaç­la hare­ket etmek­te­dir; yani hekim Kanun anla­mın­da hiz­met sağ­la­yı­cı­dır. Demek ki, hekim ve has­ta ara­sın­da­ki iliş­ki­nin bir tüke­ti­ci işle­mi oldu­ğu söy­le­ne­bi­lir; yeter ki ara­la­rın­da­ki iliş­ki bir veka­let söz­leş­me­si­ne dayansın.

Ancak TKHK‘da özel ola­rak düzen­len­miş olan söz­leş­me­ler (tüke­ti­ci kre­di­le­ri, mesa­fe­li söz­leş­me­ler gibi) ara­sın­da (hekim ve has­ta ara­sın­da­ki) veka­let söz­leş­me­si düzen­len­me­miş­tir. Bu soru­nu, TKHK’nun 83. mad­de­si çözüm­le­me­ye çalış­mak­ta­dır: “(1) Bu Kanun­da hüküm bulun­ma­yan hâl­ler­de genel hüküm­ler uygu­la­nır. (2) Taraf­lar­dan biri­ni tüke­ti­ci­nin oluş­tur­du­ğu işlem­ler ile ilgi­li diğer kanun­lar­da düzen­le­me olma­sı, bu işle­min tüke­ti­ci işle­mi sayıl­ma­sı­nı ve bu Kanu­nun görev ve yet­ki­ye iliş­kin hüküm­le­ri­nin uygu­lan­ma­sı­nı engel­le­mez”. Kanun’un bu iki fık­ra­sı bir­lik­te değer­len­di­ril­di­ğin­de; TKHK’na göre tüke­ti­ci işle­mi ola­rak nite­len­dir­di­ği­miz hekim ve has­ta iliş­ki­si­ne, TKHK’da özel ola­rak düzen­len­me­di­ği için Borç­lar Kanu­nun­da­ki hüküm­le­rin uygu­lan­ma­sı gere­ke­cek­tir. Ancak BK’daki hüküm­le­rin uygu­la­na­cak olma­sı, taraf­lar ara­sın­da­ki iliş­ki­nin tüke­ti­ci işle­mi sayıl­ma­sı­nı engellemeyecektir.

Diğer taraf­tan, has­ta ve hekim ara­sın­da­ki uyuş­maz­lık­la­rın genel mah­ke­me­ler­de mi yok­sa tüke­ti­ci mah­ke­me­le­rin­de mi görü­le­ce­ği mese­le­si­ne iliş­kin bir­bir­le­ri ile çeli­şik Yar­gı­tay karar­la­rı mev­cut­tur. Şöy­le ki, Yargıtay’a göre, mah­ke­me­ye inti­kal eden malp­rak­tis dava­la­rı­nın, 12 Şubat 2014 tarih­li Yar­gı­tay 13. Hukuk Daire­si­nin E.2014/4142, K. 2014/3700 sayı­lı Kara­rı­na ve 6 Mart 2014 tarih­li Yar­gı­tay 13. Hukuk Daire­si, E. 2014/2013, K. 2014/6176 sayı­lı kara­rı­na göre 4077 sayı­lı TKHK’nun kap­sa­mın­da değer­len­di­ri­le­me­ye­ce­ği­ne, bu dava­lar­da Tüke­ti­ci Mah­ke­me­le­ri­nin değil, genel mah­ke­me­le­ri­nin görev­li oldu­ğu­na karar veril­miş olsa da; yine aynı Hukuk Daire­si­nin 17 Şubat 2014 tarih­li ve E. 2014/30305 ve K:2014/35473 sayı­lı kara­rın­da has­ta ile özel has­ta­ne­ler ara­sın­da­ki teda­vi hiz­me­ti­nin veka­let iliş­ki­si kap­sa­mın­da değer­len­di­ril­me­si gerek­ti­ği; veka­let söz­leş­me­sin­den kay­nak­la­nan uyuş­maz­lık­la­rın yeni TKHK’nun 3/L mad­de­si gere­ği Tüke­ti­ci Kanu­nu­nun uygu­lan­ma­sı gerek­ti­ği gibi uyuş­maz­lık­la­rın da Tüke­ti­ci mah­ke­me­sin­de görül­me­si zorun­lu oldu­ğu­na hükmedilmiştir. 

Son söz; has­ta ve hekim ara­sın­da söz­leş­me­den kay­nak­la­nan uyuş­maz­lık­la­rı Tüke­ti­ci­nin Korun­ma­sı Hak­kın­da­ki Kanun’un kap­sa­mı­na alın­ma­sı­nın teme­lin­de yatan düşün­ce, akdin zayıf tara­fı oldu­ğu düşü­nü­len has­ta­ya huku­ken daha faz­la koru­ma sağ­la­mak­tır, deni­le­mez mi? 

İlgili Haberler

Leave a Comment