Catania

Sicilya’ya daha doğ­ru­su bu ada­nın en eski yer­le­şim­le­rin­den biri­ne, bu kez yol­cu­lu­ğu­muz… Antik çağ­dan bugü­ne doğa dahil her tür­lü yıkı­cı etki­ye kar­şı varol­ma diren­ci­nin sem­bo­lü olma­nın yanı sıra, güç ve zera­fe­tin ger­çek bir kom­bi­nas­yo­nu olan Catania’ya düşü­rü­yo­ruz yolu­mu­zu.

Bu ada­ya bir gezi plan­lı­yor­sa­nız eşya­la­rı­nı­zın güven­li­ği ile ilgi­li cid­di önlem­ler alma­lı­sı­nız önce­lik­le. Endo­nez­ya dahil uzak doğu­nun en ücra ada­la­rın­da, yol­la­rın­da hazır­lık­lı oldu­ğum hal­de başı­ma gel­me­yen­ler bu ada­da gel­di. Kira­lık ara­ba­mı­zın önü kesil­di ve ara­ba­da 3 kişi oldu­ğu­muz hal­de gasp edildik.Falçata ve/veya çakı elin­de böy­le mal­ze­me­ler olan­lar­la uğra­şıl­maz diye ver­dim her şeyi. Tabii pasa­port­lar ve kim­lik­ler de git­ti. Bu olay gezi­mi asla etki­le­me­di ama bana bir­kaç saat­lik lüzum­suz angar­ya­ya sebep oldu giden­ler hari­cin­de, polis vs. Yani özet­le öne­rim; bütün evrak­la­rı­nı­zın foto­ko­pi­le­ri ile gezin,asılları güven­li bir yer­de dursun,asla gün­lük har­ca­ya­ca­ğı­nız­dan faz­la para bulun­dur­ma­yın yanı­nız­da, ara­ba kira­lar­sa­nız seyir halin­dey­ken dahi kilit­li tutun ara­ba­nı­zı ve müm­kün­se orta şeri­di kul­la­nın. Ve her ne olur­sa olsun gezi­nin tadı­nı çıka­rın. Sağ­lık olsun yeter…
Biz ada­mı­za, Etna’nın öfke­li ama gör­kem­li göl­ge­sin­den İyon deni­zi­ne açı­lan düz­lük­te kurul­muş şeh­ri­mi­ze döne­lim ve tari­hi­ne göz ata­rak baş­la­ya­lım her şeye gebe, hep bir­şey­ler bek­li­yor, bu bek­le­yiş­te­ki tedir­gin sakin­li­ği ile beni büyü­le­miş olan Catania’yı gez­me­ye…

SAVAŞ, İŞGAL VE SÜR­GÜN­LER
Here­do­t­’­tan son­ra Yunan­lı­la­rın ikin­ci büyük tarih­çi­si Thuky­di­des; ada­da­ki ilk Kal­ko­li­tik” yer­le­şim­ci­le­ri anla­ta­rak baş­lar ada­yı tanıt­ma­ya bize. Bugün üni­ver­si­te ola­rak kul­la­nı­lan Bene­dic­ti­nes –Bene­dikt manas­tı­rı­nın bulun­du­ğu tepe­de­ki yer­leş­ke­den– ve Naxos’tan bah­se­der. M.Ö. 729 tari­hi­ni vere­rek de özel­lik­le Naxos’tan daha koru­nak­lı bir yaşam iste­ğiy­le gelen­le­rin öncü­lü­ğün­de kurul­du­ğu­nu belir­tir Catania’nın. Bir son­ra­ki yüz­yıl­da da Caron­da yöne­ti­min­de bir oli­gar­şik yapı­nın kurul­du­ğu ve Syra­cu­se kra­lı Hieron tara­fın­dan fet­he­di­le­ne kadar bu yöne­ti­min devam etti­ği­ni akta­rır bize. Thukydides’in akta­rı­mıy­la; savaş­lar­la, işgal­ler­le, dönem dönem de yöre hal­kı­nın sür­gün­le­riy­le dolar taşar tari­hi Catania’nın. M.Ö. 461 yılın­da yöre sakin­le­ri­nin ilk sür­gün­den dönüş­le­ri ile baş­la­yan yeni bir şehir­leş­me ruhu­nun M.Ö. 263 yılın­da Roma­lı­la­rın şeh­ri fet­het­me­siy­le ivme kazan­dı­ğı­nı görü­yo­ruz. Bel­ki de şeh­rin altın çağı idi bu dönem. Yak­la­şık 700 yıl boyun­ca çok da önem­li olma­yan çatış­ma­lar­la geçen bu altın çağ Roma İmparatorluğu’nun çökü­şü ve şeh­rin 535 yılın­da Bizans’a geçi­şi­ne kadar devam edi­yor. Ger­çi, bu dönem­de de yak­la­şık 300 yıl çok da faz­la bir şey değiş­me­se de geli­şi­mi­ni sür­dü­rü­yor şehir.
Yunan, Roma der­ken, ancak 827’de Arap­lar İslam”, hemen son­ra­sın­da Nor­man­lar­la tek­rar feodal yapı­ya dönüş­tü­rü­len şehir, kade­ri­ni ve yüzü­nü de değiş­tir­me­ye baş­lı­yor bu dönem­de. Veba en büyük düş­man. Hele 1169’daki dep­rem­de nere­dey­se her şeye hasar ver­miş şehir­de. Tüm bu yara­la­rı sar­mak, şehir­de­ki güç savaş­la­rı ve büyük yan­gın der­ken niha­yet 1240 yılın­da II. Frederick’in İspan­yol” dene­ti­min­de bu feodal yapı­dan kur­tu­lup özerk bir yer­leş­ke­ye dönü­şü­yor ki, ikin­ci bir altın çağ olma­sa da, şeh­rin yeni­den der­le­nip topar­lan­dı­ğı­nı göre­bi­li­yo­ruz son­ra­sın­da. Ancak; şehir ken­di­ni yeni­ler ve tam İspanya’nın önem­li siya­si birim­le­ri­ne evsa­hip­li­ği yap­ma­ya başlamışken,1669’da Etna’nın pat­la­ma­sı ile yeni­den altüst olu­yor her şey.

CATANİA’NIN EN BÜYÜK HASA­RI ETNA’NIN LAV­LA­RI
Etna’dan söz açıl­mış­ken biraz bun­dan bah­se­de­yim size. Tabii ki bili­yor­su­nuz, ama üze­rin­den geç­me olsun bil­gi­nin. Ada­ya hakim, jeolo­jik tari­hi­ne bakıl­dı­ğın­da Cata­nia ken­ti­nin üze­rin­de yük­se­len, 50.000 yıl­dır büyü­yen, bin­ler­ce yıl lav, kül püs­kür­ten aktif bir vol­ka­nik olu­şum Etna. Vezüv ve Cam­pi Fleg­re­i’­yi üre­ten Avras­ya taba­ğı­nın altın­da­ki Afri­ka pla­ka­sı­nın yiti­miy­le iliş­ki­len­di­ril­se de fark­lı bir vol­ka­nik yayın par­ça­sı oldu­ğu bili­ni­yor. M.Ö. 1500’lerden bu yana fre­ato­mag­ma­tik akti­vi­te­ler –daha çok kül püskürten–adadaki yaşa­mı etki­le­miş­tir. Ancak 1669’daki akti­vi­te biraz şekil değiş­ti­re­rek yanar­dağ çat­la­ğın­dan akan lav­la­rın yak­la­şık 15 kilo­met­re öte­de­ki Catania’ya ulaş­ma­sı, Etna’nın ada­da­ki en büyük hasa­rı­nı yarat­tı. 1775 ve 1852’deki akti­vi­te­ler­de üret­ti­ği lav mik­ta­rı ise deva­sa… En uzun süren akti­vi­te­si ise 1979’da baş­la­ya­rak üçyıl sür­dü. Ger­çi 2007’den bu yana da sürek­li bir aktif­lik var Etna’da. İki kat­man­dan, iki yapı­dan oluş­tu­ğu söy­le­ni­yor Etna yanar­da­ğı­nın. Biri­nin olu­şu­mu için 500.000 yıl, diğe­ri için 35.000 yıl­dan bah­se­di­li­yor. Geri­si­ni ilgi ala­nı olan­la­ra bıra­ka­lım ve hemen öyle bir not düşe­lim. Lav­la­rın yolu üze­rin­de olan Catania’yı koru­mak adı­na 1669’da birin­ci­si, 1992’de de ikin­ci­si olmak üze­re lav yolu değiş­tir­me çalış­ma­la­rı yapıl­mış. Çok da başa­rı­lı oldu­ğu­nu düşün­mü­yo­rum ben iki­si­nin de. Ancak yine de Catania’ya gel­diy­se­niz, Etna’nın zir­ve­si­ne mut­la­ka çıkın derim, bir şey olmaz. Olur­sa da fıt­rat filan der­si­niz artık… Ney­se, şeh­ri­miz; 1669’da Etna’nın püs­kürt­tü­ğü kül­ler bir yana, lav­la­rın da altın­da kalı­yor. Bir­kaç gün önce baş­la­yan sar­sın­tı­la­rı, duman ve kül­le­ri gözar­dı eden sakin­ler bunun bede­li­ni can­la­rıy­la da ödü­yor­lar. 17.000 kişi ölmüş ve şehir nere­dey­se lav­lar­la örtül­müş bu akti­vas­yon­da. Üste­lik sade­ce Cata­nia değil ada­da­ki 14 kasa­ba ve köyü yutu­ver­miş­ti lav­lar ve kül­ler.. Bu ina­nıl­maz yıkım ve yoko­lu­şu yine de varo­lu­şa dev­şir­me­le­ri ben­ce keli­me­nin tam anla­mıy­la baş­ka bir anka­ku­şu hika­ye­si… Kül­ler­den ve don­muş lav­lar­dan var edi­yor­lar ken­di­le­ri­ni ger­çek­ten. Üste­lik hemen arka­sın­dan daha yara­la­rı­nı tam sara­ma­mış­ken 1693 yılın­da­ki büyük dep­rem eko­no­mi­yi de iyi­ce dibe çekin­ce hara­be­ye dön­müş şehir. Bu kez yerel ve beda­va mal­ze­me olan lav­la­rı ve açık renk­li kal­ker­le­ri kul­la­na­rak yeni­den şeh­ri inşaa etme­ye baş­la­dı­lar. Bugün şeh­ri karak­te­ri­ze eden Barok üslu­bu, bu dönem­de aldı­ğı söy­le­ne­bi­lir ki, söy­le­ni­yor da zaten.
İnşa­at işle­ri süre­dur­sun, 1800’lü yıl­la­rın ilk yarı­sın­da yine özel­lik­le Bour­bon­la­ra kar­şı isyan eder­ken görü­yo­ruz şeh­ri, ta ki 1860’da İtal­ya kral­lı­ğa geçin­ce­ye kadar. Son­ra­sın­da kade­ri İtal­ya ile yazıl­dı bugü­ne kadar.
İkin­ci Dün­ya Savaşı’nda defa­lar­ca bom­ba­lan­dı. Kuzey ve Güney İtal­ya ara­sın­da­ki sos­yo-eko­no­mik fark­lı­lık­tan da nasi­bi­ni aldı. Ancak yakın tarih­te özel­lik­le tek­no­lo­ji sek­tö­rün­de­ki atı­lım­la­rıy­la çok büyük bir ivme kazan­dır­dı eko­no­mi­si­ne…
ANTİK AMB­LE­Mİ FİL HEY­KE­Lİ
Sahil­le­rin­de kobalt-kris­tal mavi ton­la­rı­nın en güzel örnek­le­ri­ni bula­ca­ğı­nız bu sular, bel­ki tüm yıkım­la­ra rağ­men, hal­kı­nı bura­ya bağ­la­yan. Ancak her­şe­ye rağ­men varol­ma­nın inat­çı diren­ci de diye­bi­li­riz ya da elle­rin­de­ki mal­ze­me­nin ne oldu­ğu­nun bilin­ci, bel­ki de baş­ka yol olma­ma­sı… Her ne için­se… Şeh­ri ve insan­la­rı tanı­mak için en iyi­si şeh­re de bir bak­mak. Şeh­rin mer­ke­zin­den baka­lım ister­se­niz önce­lik­le, yani Duomo Meydanı’ndan. İtal­yan barok mima­ri­si­nin en zarif örnek­le­riy­le beze­li bu mey­dan. O meş­hur lav akın­tı­sı ve dep­rem­den son­ra yine bura­da bulu­nan mey­da­nın üze­rin­de şekil­len­miş her­şey. Mer­ke­zin­de ise Catania’s elep­hant”. Çeş­me ve şeh­rin antik amb­le­mi olan fil hey­ke­li. Mısır’dan nak­le­di­len bir sütun üze­rin­de­ki fil, şeh­rin diren­ci­ni, erde­mi­ni, isti­la­lar­la süre­ge­len tari­hi­ni, yani şeh­ri sim­ge­li­yor. Roma döne­min­de, M.Ö. 200’lü yıl­lar­da vol­ka­nik taş­lar­dan oyul­muş ilk sem­bol. 1736’da mimar Giovan­ni Bat­tis­ta Vac­ca­ri­ni tara­fın­dan obe­lisk yani diki­li­taş ve fil bir ara­ya geti­ri­le­rek bugün­kü görü­nü­mü kazan­dı­rıl­mış aşa­ğı yuka­rı… Obe­lisk ise Aswan taş ocak­la­rı­nın tipik pem­bem­si gra­ni­tin­den. Üze­rin­de M.Ö. 664’dan M.S. 610’a tan­rı­ça İsi­s­’i tanım­la­yan hiye­rog­lif­le­ri taşı­yor. Yazı­lar ise daha erken dönem­den. M.Ö.30’da Roma­lı­lar tara­fın­dan geti­ri­li­yor Catania’ya. Bir iki­zi oldu­ğu düşü­nül­mek­te, ancak yeri bilin­me­mek­te. Roma­’­da­ki Ber­ni­ni Miner­va filin­den esin­le­nil­di­ği söy­len­se de, şeh­re mis­tik bir hava ver­me­si­nin yanın­da ben­ce este­tik ola­rak da çok yakış­mış bulun­du­ğu yere. İlgi­niz dahi­lin­de ise fil, filin içi­ne giren Bizans­lı büyü­cü Eli­odor ve buna ben­zer zen­gin efsa­ne­le­ri de din­le­ye­bi­lir ya da oku­ya­bilr­si­niz bura­da bir yer­ler­den…
Mey­da­nın hemen doğu­sun­da Pat­ron Aziz­le­ri ve ken­tin koru­yu­cu­su Aziz Agat­ha­’­ya ithaf edil­miş gör­kem­lib ir Nor­man Kated­ra­li yük­se­lir. Hemen yan­da­ki semi­ner ve bele­di­ye bina­sı ile de mey­dan bütün­le­şi­ve­rir.
Kated­ral­le ilgi­li… 1060 isti­la­sın­da bah­se­di­lir bura­nın ilk varo­lu­şun­dan. 1090’larda eski antik sütun­lar ara­sın­da­ki çar­şı­dan, 1169’da ek çar­şı ve üze­ri­ne not­lar­dan bura­da­ki yapı hak­kın­da bir fikir oluş­tu­ra­bi­li­yo­ruz. 1091’de tamam­la­nan manas­tı­rın inşa­sı ve kated­ral olu­şu­muy­la ilgi­li bil­gi 11. yüz­yı­la ait. Yapı­mın­dan çok kısa bir süre son­ra ilki 1169’daki dep­rem olmak üze­re her dönem doğa­nın tah­ri­ba­tı­nın yanı­sı­ra, yan­gın­lar­la da yara­lan­mış kated­ra­lin bugün­kü görü­nü­mü Ste­fa­no Bottari’nin 1958 yılın­da baş­la­dı­ğı res­to­ras­yon çalış­ma­la­rı­nın sonu­cu. Ancak 1693 dep­re­min­den son­ra Giovan­ni Bat­tis­ta Vac­ca­ri­ni­’­nin yap­tı­ğı Barok cep­he­yi unut­ma­mak gerek. Pat­ron aziz­le­ri­nin kalın­tı­la­rı, St. Agat­ha hazi­ne­si –değer­li eser­ler ve mücev­her­ler– bes­te­ci Vin­cen­zo Bel­li­ni­’­nin ve Ara­gon kral­la­rı­nın mezar­la­rı­na da evsa­hip­li­ği yapan kated­ral­de her yıl 35 Şubat tarih­le­ri ara­sın­da UNES­CO tara­fın­dan insan­lı­ğın etno-ant­ro­po­lo­jik mira­sı ola­rak ilan edi­len bir fes­ti­val düzen­le­ni­yor. Eğer kış ayla­rın­da gelir­se­niz bura­ya, şuba­tın ilk haf­ta­sı iyi bir seçe­nek ola­bi­lir.
Şehir­de­ki etki­le­yi­ci diğer bir yapı Ursi­no Kale­si svab” ben­ce. Doğu ile batı­nın hem mima­ri, hem sem­bo­lik, hem geomet­rik bütün yapı unsur­la­rı­nın usta­ca nasıl bir ara­ya gel­di­ği­ni anlat­tı çizim­ler üze­rin­de bir arka­daş, bu durum­da etki­len­me­mek müm­kün değil tabii. II. Frederick’in çok yön­lü kül­tü­rü­nün bir ürü­nü ola­rak 1200’lü yıl­lar­da mak­si­mum güven­lik için sahi­le çıkın­tı yapan bir kaya­lık üze­ri­ne inşa edil­miş ve Kör­fez Kale­si ola­rak anıl­mış. Doğal afet­ler yapı­sı­nı, isti­la­lar poli­tik içe­ri­ği­ni değiş­tir­miş zaman­la. Ara­gon hane­dan­lık evin­den tek­rar kale­ye, der­ken bugün için­de sana­ta açıl­mış ser­gi­le­riy­le güzel bir müze.
Gör­me­niz gere­ken bir diğer yapı komp­lek­si de Roma ve Yunan tiyat­ro­la­rı. Eski akro­pol­de, güney yama­cın­da yer alan Yunan tiyat­ro­su bir Roma tiyat­ro komp­lek­si­ne dönüş­tü­rül­müş, tabii Roma­lı­lar döne­min­de. Odi­tor­yum yak­la­şık 100 met­re çapın­da ve 7000 seyir­ci için tasar­lan­mış, küçük tiyat­ro ise biraz batı­da, biraz yük­sek­te lav taş­la­rı kul­la­nı­la­rak inşa edil­miş ve ama büyük tiyat­roy­la bir­bi­riy­le bağ­lan­tı­lı. Hemen bir not düşe­yim; bura­la­rı dolaş­mak biraz efor gerek­tir­di­ği için önce­sin­de mola ver­miş olmak, bir şey­ler yiyip-içmiş olmak ben­ce önem­li…

SAN NİCOLO’YA İZLE­Rİ­Nİ BIRA­KAN ÜNLÜ MİMAR­LAR
Son­ra bel­ki şeh­rin doğu­şu­na kay­nak olan yere bir göz atmak iste­ye­bi­lir­si­niz. Geç dönem Sicil­ya Barok mima­ri­si­nin mücev­he­ri sayı­lan bir diğer yapı olan San Nicolo’daki Cata­nia Bene­dictine Manas­tı­rı ve tabii kili­se­sin­den bah­se­di­yo­rum.
Cas­si­ne­se cema­ati bu komp­lek­si ilk 1558’de inşa etmiş, ancak ori­ji­nal yapı hem 1669’da hem 1993’te gör­dü­ğü her hasar­dan son­ra, yeni­den ve dönem­sel fark­lı­lık­lar­la tek­rar tek­rar res­to­re edil­miş. Yine daha son­ra­ki ekle­me­ler ve res­to­ras­yon­lar­la ki, bu res­to­ras­yon­lar­da Giovan­ni Bat­tis­ta Vac­ca­ri­ni ve Palaz­zot­to gibi ünlü mimar­la­rın elin­den geçe­rek şekil­len­di­ği­ni görü­yo­ruz manas­tı­rın. Hani eklek­tik deni­le­bi­lir mi bil­mi­yo­rum, ama dönem­sel fark­la­rı bugün de göre­bil­mek müm­kün olan bu yer­leş­ke­yi gör­me­ni­zi de mut­la­ka tav­si­ye edi­yo­rum. Bir dönem met­ro­lo­ji ve jeodi­na­mik, ast­ro­fi­zik labo­ra­tu­var­la­rı –okul­la­rı ve müze­le­riy­le ulu­sal bira­nıt– nite­li­ğin­de artık.
Sıkıl­dıy­sa­nız sokak­la­ra dönün ister­se­niz artık. Küçük saray­la­rı, bir dolu kili­se­le­ri ve hep yeni­den varo­lu­şu anla­tan bina­la­rı, mey­dan­la­rı, sokak­la­rıy­la daha bir­çok deta­yı yaka­la­yıp keyif ala­ca­ğı­nız küçü­cük bir şehir bura­sı. Her sokak sizi fark­lı bir deta­ya götü­re­cek­tir. Detay­lar der­ken Akde­niz mut­fa­ğı, güzel şarap­lar, tarih, doğa… İste­di­ği­niz her­şe­yi sunu­yor bu şehir size. Nere­yen asıl bak­tı­ğı­nız önem­li bir açı­dan da… Eşya­la­rı­nı­za sahip çıkın ve key­fi­ni çıka­rın şeh­rin diyo­rum. Yol­la­rı­mız da hep açık olsun.
Her­ke­se iyi yıl­lar…
Nasıl iyi ola­cak­sa artık…

İlgili Haberler

Leave a Comment