Bilgi çağında bilinçli tüketim ile sağlığın korunması

Diyabetin görülme sıklığının kabul edilmesi zor bir hızda arttığını defalarca yazdık. Kabul edilebilir değil çünkü gelişmiş ülkelerin bütçeleri bile diyabetin getirdiği yükü kaldırabilecek güçte değil. Sadece diyabet tedavisi değil, bunun ötesinde diyabetin komplikasyonlarının getirdiği yükler belki de kendisinden daha fazla bütçede delik
oluşturuyor.
Diyabet hastası olan birinin hayatı boyunca bir ayak yarası ile karşılaşma riski %15. Böyle bir kişide koroner arter hastalığı, retina hastalıkları ve diğer mikro- makro komplikasyonların olabileceğini öngörmek de hiç zor değil. Amputasyondan tutun da koroner stentlere ve önlenebilir inmelere kadar uzanan geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Bu yelpazeden uzak kalmanın yolu da toplumun bilinçlendirilmesinden geçiyor. Obeziteden uzak kalmak ve yediklerimizi-içtiklerimizi bilinçli bir şekilde tüketmek alınması gereken en kolay ve en etkin yöntem.

Bu ay içinde sonu

İçecek alışverişi sırasında etiket okuma alışkanlığını
geliştirmek, bilinçli bir tüketici olmanın sırlarından biridir.

çları çarpıcı bir çalışma yayınlandı. Bu çalışma 2874 kişi üzerinde yapılmış. Bu çalışmanın sonuçları, günde iki 200 ml’lik kutu gazlı içecek tüketen kişilerde diyabet gelişme oranının, içmeyenlere göre 2
kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Bugün markete gittiğinizde gazlı içeceklerin üzerlerinde yazan şeker oranlarına bir bakın. Artık kutuların neredeyse hepsinde bu rakamlar yazılı. Siz de göreceksiniz ki bu içeceklerin bir kutusunda ortalama 35 gram şeker var. Dünya Sağlık Örgütü’nün bir günde tüketilmesi için önerdiği maksimum şeker miktarı ise 14 gram. Yani sadece bir kutu içecek ile bir günde içinde almamız gereken şeker miktarının iki katını alıyoruz. Buna bir de kahvaltıda, öğlen ve akşam yemeklerinde aldığımız serbest şekeri katarsak, alınması gereken miktarı herhalde 4-5’e katladığımızı kabul edebiliriz. Bu çalışma ilgi çekici bir sonuca daha dikkat çekiyor. Çalışma sonuçları
suni tatlandırıcılar içeren gazlı içecek tüketenlerde de riskin farklı olmadığını gösteriyor. Bunun altında yatan neden kalorisi düşük olsa bile bu içeceklerin iştahı arttırması ve bunların yanında daha fazla yemek yenmesi
olabilir. Veya zaten kalorisi düşük içecek alındığı için yemekte kalorisi daha yüksek yiyeceklerin tercih edilmesi olabilir. Bir başka açıklama ise özellikle obez kişilerin bu içecekleri tercih etmesinden dolayı, bu oranın obez grupta istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksek olmasıdır. Son konu hakkında farklı yorumlar olsa da bu içeceklerde yüksek oranda serbest şeker olduğu ve obeziteye katkıda bulundukları bir gerçek. İçeceklerini bir yıl boyunca sadece su ile değiştirenlerde bir yıl içinde 4-5 kilogram kaybetmenin mümkün olduğunu daha önceki çalışmalarda görmüştük. Bu son çalışma farklı bir açıdan bakarak benzer sonuçları teyit etti.

Sigara içen bir doktorun dişleri sararmış bir şekilde ve üzerindeki nikotin kokusu gitmemişken, hastasına sigarayı bırakmasını öğütlemesini en az bir Aziz Nesin hikayesi kadar komik bulmuşumdur. Şunu kabul etmek gerek ki bu sadece bir örnek; obezite sınırına gelmiş bir doktorun da hastasına şeker hastalığından korunmak için kilo vermeyi
öğütlemesi inandırıcı değildir. Gün bugündür: İşe kendimizden başlamak için.

Yorum eklemek için kullanıcı girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş