Avrupa’nın örnek aldığı Gentest, hastalığı ortaya çıkmadan yakalıyor

serdar savas
Dr. Ser­dar Savaş

Halk sağ­lı­ğı­nın korun­ma­sın­da gene­tik test­ler gele­ce­ğin tek­no­lo­ji­si ola­cak gibi görü­nü­yor. Avru­pa Bir­li­ği tara­fın­dan En İyi Uygu­la­ma’ (Best Prac­ti­se) seçi­len ve Avru­pa­’­ya uyar­lan­ma­sı için üze­rin­de çalış­ma­lar yapı­lan Gen­test mode­li­nin yara­tı­cı­sı Dr. Ser­dar Savaş, has­ta­lı­ğı doku­ya ulaş­ma­dan hüc­re­de yaka­la­ya­bi­len bu sis­tem­le, sorun­la­ra check-up’­tan önce müda­ha­le ede­bil­dik­le­ri­ni söy­lü­yor. Kan­ser, kalp has­ta­lık­la­rı, diya­bet ve oste­opo­roz gibi sağ­lık sorun­la­rı­nın orta­ya çık­ma­sın­da gene­tik yat­kın­lı­ğı belir­le­ye­bi­len Gen­tes­t­’in sonu­cu­na göre, yaşam tar­zın­da yapı­la­cak deği­şik­ler, ilaç ve besin tak­vi­ye­le­ri hayat kurtarıyor. 

Gen­test nasıl orta­ya çık­tı?

İnsan Genom Pro­je­si” yapı­lır­ken ben Dün­ya Sağ­lık Teş­ki­ta­tı­’n­da çalı­şı­yor­dum. 2000 yılın­da Tür­ki­ye­’­ye dönüp Hacet­te­pe Üni­ver­si­te­si Tek­no­ken­t­’­te Genar Top­lum Sağ­lı­ğı Genom­bi­lim Enstitüsü’nü kurup Gen­test çalış­ma­la­rı­na baş­la­dım. Tür­ki­ye­’­ye özgü bir model geliş­tir­dik. 2008 yılın­da AB’nin Top­lum­sağ­lı­ğı Genom­bi­lim Prog­ra­mı tara­fın­dan Avru­pa­’­da­ki en iyi uygu­la­ma seçil­di. AB daha son­ra pro­je­mi­zi Marie Curie araş­tır­ma fonu­na değer bul­du ve des­tek­le­di. Bu çalış­ma halen Hol­lan­da­’­nın Maast­richt Üniversitesi’nde sürmekte.

Tıp­ta Ses­siz Dev­rim: Koru­yu­cu Gene­tik” adlı kita­bı yazar­ken hede­fi­niz ney­di?

Bu kita­bı yaz­ma sebe­bim, konu­nun hem hekim cami­ası hem vatan­daş­lar hem de diye­tis­yen­ler tara­fın­dan anla­şıl­ma­sı­nı sağ­la­mak­tı. Gene­tik yapı ile kan­ser­ler, şeker has­ta­lı­ğı, kalp kri­zi, inme, oste­oro­poz, alz­he­imer, astım, aler­ji­ler ara­sın­da iliş­ki­ler var. Bu iliş­ki­ler İnsan Genom Pro­je­si ile orta­ya kon­du. Bu iliş­ki­le­ri öngö­rüp, bire­yi, yaşam tar­zın­da ve dış-çev­re­sel fak­tör­ler­de düzen­le­me­ler yapa­rak has­ta­lık­lar­dan korun­mak müm­kün. Gene­tik yat­kın­lık nedir, gen­le has­ta­lık, gen­le bes­len­me, gen­le yaş­lan­ma ara­sın­da­ki iliş­ki nedir? Bu kitap­ta bun­la­rı olduk­ça anla­şı­lır bir dil­le izah etme­ye çalı­şı­yo­rum. Kita­bın arka­sın­da da bine yakın refe­rans lis­te­si var­dır. Bu lis­te­nin hemen hemen tama­mı 2005 yılın­dan son­ra yapı­lan çalışmalardır.

Gen­ler ile has­ta­lık­lar ara­sın­da­ki iliş­ki ne kadar yakın?

Has­ta­lan­ma­mız için bel­li bir eşi­ği geç­me­miz lazım. Bu eşi­ği üç fark­lı şekil­de geçi­yo­ruz. Bir tane­si tama­men gene­tik neden­ler­le. Çocu­ğun doğ­du­ğu andan iti­ba­ren has­ta oldu­ğu, gene­tik ola­rak has­ta­lı­ğı taşı­dı­ğı durum­lar. Down send­ro­mu, Akde­niz ane­mi­si, hemo­fi­li, glikoz‑6 fos­fat dehid­ro­ge­naz eksik­li­ği gibi… Görül­me sık­lı­ğı bun­la­rın olduk­ça azdır. Top­lam has­ta­lık yükü­nün yüz­de 1’i civa­rın­da. Bun­lar nadir has­ta­lık­lar­dır ama görül­dü­ğün­de tıb­bın yapa­cak­la­rı çoğu zaman sınır­lı kala­bi­li­yor. İkin­ci grup has­ta­lık, dış kay­nak­lı­dır. Dışa­rı­dan bir bak­te­ri, virüs alı­rız, ya da bir trav­ma­ya maruz kalı­rız. Bun­la­rın neti­ce­sin­de has­ta­lık orta­ya çıkar. Hepa­tit­ler, nez­le, grip, tüber­kü­loz, tifo, kole­ra gibi has­ta­lık­lar­dır bun­lar. Eski­den bun­lar çok daha faz­la yay­gın ve öldü­rü­cüy­dü. Bugün hala yüz­de 1718 has­ta­lık yükü­nü bun­lar oluş­tu­rur. Üçün­cü bir grup daha var ki bura­da bir gene­tik yat­kın­lık var ama has­ta­lık eşi­ği­ne ulaş­ma­mış. Bire­yin has­ta olma­sı için bu gene­tik yat­kın­lık­la uyum için­de olma­yan bir yaşam sür­dür­me­si ve çev­re­sel fak­tör­ler­le des­tek­len­me­si gere­ki­yor. Bun­la­ra komp­leks has­ta­lık­lar diyo­ruz. 21. yüz­yıl­da en faz­la has­ta­lı­ğa ve ölü­me neden olan durum­lar bun­lar­dır. Has­ta­lık yükü­nün yüz­de 80’ini bun­lar oluşturur.

Komp­leks has­ta­lık­la­rın olu­şu­mu­nu bir örnek­le açık­la­ya­bi­lir misi­niz?

Akci­ğer kan­se­riy­le siga­ra ara­sın­da­ki müna­se­be­ti bili­yo­ruz. Tek bir gen ele ala­lım: Glu­tat­hi­one S‑transferase P1 geni. Siga­ra da dış fak­tör olsun. Diğer fak­tör­le­ri değiş­mi­yor ola­rak kabul ede­lim. Siga­ra ile aldı­ğı­mız tok­sin­ler yağ­da erir­ler, suda eri­mez­ler. Ben vücut­tan ter ve idrar, yani su atı­yo­rum. O hal­de vücu­dum­dan ata­mam tok­sin­le­ri. Vücu­dum­da kalır, hüc­re­min içi­ne girer, DNA­’­yı kırar­sa ve bu kırı­lan kısım hüc­re­nin çoğal­ma­sı­nı kont­rol eden kısım ise kan­ser olu­rum. Vücut bu tok­sin­le başa çık­mak için ne yapı­yor? Glu­tat­hi­one S‑transferase P1 geni bir pro­te­in kod­lu­yor, pro­te­in de glu­tat­hi­one­’u geti­rip tok­si­ne bağ­lı­yor. Bağ­lan­dı­ğı anda tok­sin suda erir hale geli­yor. Böy­le­ce tok­sin idrar ve ter­le vücut­tan atı­lı­yor. Buna da detoks diyo­ruz. Gen­le­ri­miz glu­tat­hi­one­’u tok­si­ne bağ­la­mak açı­sın­dan üç fark­lı şekil­de çalı­şı­yor. Anne­niz­den de baba­nız­dan da tok­sin­le­ri hız­lı uzak­laş­tı­ran Glu­tat­hi­one S‑transferase P1 geni almış­sa­nız, iyi detoks yapar­sı­nız. Anne­niz­den iyi­yi, baba­nız­dan olum­su­zu almış­sa­nız, birin­ci duru­ma göre daha yavaş detoks yapar­sı­nız. Anne ve baba­nın her iki­sin­den de yavaş detoks yapan gen­le­ri almış­sa­nız çok daha yavaş uzak­laş­tı­rır­sı­nız tok­sin­le­ri. Bu üç kişi de gün­de bir paket siga­ra içse üçün­cü­sü daha önce eşi­ği aşa­ca­ğın­dan akci­ğer kan­se­ri olur. İşte o neden­le bir­çok insan siga­ra içer, bazı­la­rı kan­ser olur. Bu sade­ce detoks mekanizması. 

serdar savas-gentest2Kaç tane meka­niz­ma var bun­lar gibi?

Bili­nen onlar­ca meka­niz­ma var. Tabii bil­me­dik­le­ri­miz de… İnsan­lar bu meka­niz­ma­la­rın her birin­de fark­lı özel­lik­ler gös­te­ri­yor­lar, böy­le­ce has­ta­lık­la­ra yat­kın­lık­la­rı bir­bir­le­rin­den fark­lı olu­yor. Bir kişi­de akci­ğer kan­se­ri­ne yat­kın­lık sağ­la­yan gen­ler olum­suz özel­lik­ler taşı­sa dahi eğer kişi tütün kul­la­nı­mı, diğer tok­sin­le­re maruz kal­ma, bes­len­me­sin­de anti-oksi­dan­la­rı ken­di ihti­ya­cı kadar alma, kru­si­fer seb­ze­le­ri, alli­sin­li seb­ze­le­ri ihti­ya­cı kadar tüket­me, DNA kırık­la­rı­nı tamir­de, tek kar­bon meta­bo­liz­ma­sı­nı işle­tecek kadar B gru­bu vita­min­ler alma ve diğer unsur­la­rı yaşa­mı­na taşı­ya­bi­lir­se kan­se­rin orta­ya çık­ma ihti­ma­li­ni çok aşa­ğı­la­ra çekebilir.

Çağı­mı­zın bir diğer önem­li sağ­lık soru­nu da diya­bet. Diya­bet­te nasıl bir meka­niz­ma işli­yor?

Hüc­re­nin insü­li­ne direnç gös­ter­me­si gene­tik bir özel­lik­tir. PPR Gama, ACE, inter­lö­kin 6 gibi insü­lin diren­ciy­le ala­ka­lı gen­le­ri­miz var. Kişi­nin insü­lin diren­ci düşük, orta, yük­sek ola­bi­lir. Diya­bet has­ta­lı­ğı­nın dış fak­tör­le­ri de basit kar­bon­hid­rat­lar­dan ve doy­muş yağ­lar­dan zen­gin bes­len­mek, hare­ket­siz­lik ve faz­la kilo­dur. Birey eğer gene­tik yat­kın­lık­la­rı­nı bilir ve yaşam tar­zı­nı buna göre uyar­lar­sa diya­bet gelştirmez. 

Gene­tik yat­kın­lı­ğı olma­dı­ğı için mi her obez şeker has­ta­sı olmu­yor?

Aynen öyle. Obez olup da diya­bet olma­yan bir çok insan var.

Gen­test bize baş­ka han­gi konu­lar­da bil­gi veriyor?

Kişi­nin koles­te­ro­lü­nün yük­sel­me­ye yat­kın olup olma­dı­ğı, iyi koles­te­rol-kötü koles­te­rol den­ge­si­nin bozul­ma­ya yat­kın olup olma­dı­ğı, damar­la­rı­nın dara­lıp geniş­le­me­si, kanı­nın pıh­tı­laş­ma­sı, insü­lin diren­ci olup olma­dı­ğı, hüc­re sin­yal yol­la­rı­nın çalı­şıp çalış­ma­dı­ğı, ser­best radi­kal­ler­le müca­de­le edip ede­me­di­ği, tok­sin­le­ri uzak­laş­tı­rıp uzak­laş­tı­ra­ma­dı­ğı, kırık DNA­’­la­rı tamir edip ede­me­di­ği, inf­la­mas­yo­nu, vita­min D’yi kul­la­nıp kul­la­na­ma­dı­ğı, alz­he­ime­r­’a yat­kın olup olma­dı­ğı gibi onlar­ca meka­niz­ma görü­lü­yor. Daha son­ra da kişi­nin yaşam tar­zı­nı ana­liz edi­yo­ruz ve son ola­rak kan bul­gu­la­rı­na da baka­rak, has­ta­lık ris­ki­ni kişi­ye özel ola­rak hesap­lı­ya­bi­li­yo­ruz. 45 yaşın­da bir has­ta­nın örne­ği­ne bakar­sak, diya­bet ris­ki yüz­de 20 çık­mış, oysa bu yaş gru­bun­da diya­bet ris­ki yüz­de 34 civa­rın­da­dır. Bunu yüz­de 3’e kadar düşü­re­bi­li­yo­ruz. Kalp kri­zi ris­ki yüz­de 24, yani ken­di yaş gru­bu­na göre 8 kat faz­la. Bunu da düşürebiliriz.

Yaşam tar­zı deği­şik­lik­le­ri nele­ri kap­sı­yor?

Bes­len­me, besin des­tek­le­ri, ilaç kul­la­nı­mı, egzer­siz, tıb­bi takip pla­nı­nı kap­sı­yor. Örne­ğin tıb­bi takip­te genel geçer öner­me­ler var. 50 yaşın­dan son­ra her 5 yıl­da bir kolo­nos­ko­pi yap­tı­rın gibi. Oysa yük­sek ve düşük risk taşı­yan kişi­ler için bu süre aynı olmaz. Ya da diya­bet ris­ki yüz­de 3 olan kişi­nin açlık kan şeke­ri ölçü­mü­nü, yüz­de 20 olan­la aynı sık­lık­ta yap­tır­ma­sı­na gerek yok.

serdar savas-GentestGene­tik tes­tin check-up’a üstün­lü­ğü nedir?

Tıb­bın yap­tı­ğı hiz­met tanı ve teda­vi. 3 bin yıl­dır tıp bu işi yapı­yor. Aslın­da gene­tik yat­kın­lık­la has­ta­lık eşi­ği ara­sın­da ilk bul­gu eşi­ği” var­dır. Kişi bu eşi­ğe gel­miş ama kalp kri­zi geçir­me­miş­tir henüz.İlk bul­gu­lar orta­ya çık­mış­tır ve bu check-up’­ta görü­nür. Çün­kü vücut alarm ver­me­ye baş­la­mış­tır. Oysa hiç­bir kalp kri­zi yok­tur ki arka­sın­da 15 sene olma­sın. Hiç­bir kan­ser, şeker has­ta­lı­ğı, oste­opo­roz yok­tur ki arka­sın­da en az 1015 yıl olma­sın. Bunu check-up’­ta göre­mi­yo­ruz. Çün­kü has­ta­lı­ğın birin­ci aşa­ma­sı hüc­re­nin için­de geli­şi­yor. Biz belir­ti­le­ri ancak doku­da, kan­da bul­gu ver­di­ği zaman göre­bi­li­yo­ruz. Organ tutul­du­ğu zaman da zaten iş işten geç­miş olu­yor. Gen­tes­t­’­te henüz hüc­re­nin için­dey­ken ora­da­ki çalış­ma­ya bakı­yo­ruz. Örne­ğin hüc­re­nin için­de tok­sin­ler­le müca­de zayıf­sa, birey detok­si­fi­kas­yon yapan gıda­lar­dan zayıf bes­le­ni­yor­sa„ siga­ra içi­yor­sa, büyük şehir­de yaşı­yor­sa, iş orta­mın­da tok­sin­le­re maruz kalı­yor­sa bun­la­rı ekle­yip ris­ki­ni hesap­lı­yo­ruz. Böy­le­ce check-up’ta henüz hiç­bir bul­gu yok­ken biz insan­la­ra gele­cek­te kar­şı­la­şa­cak­la­rı risk­le­ri gös­te­re­bi­li­yo­ruz. Bu durum­da kişi check-upla­rı­nı da bu doğ­rul­tu­da yap­tır­ma­ya başlıyor.Örneğin stan­dart bir check-up pake­tin­de homo­sis­te­in, lipop­ro­te­in (a) gibi bir­çok değe­re bakıl­maz. Ama Gentest’te bun­la­ra yat­kın­lık gör­müş­sem nor­mal check-up’­ta bakıl­ma­yan para­met­le­re bakıl­ma­sı­nı isti­yo­ruz ve çoğu zaman bunn­la­rı yaka­lı­yo­ruz. Eğer stan­dart check-up paket­le­ri ola­sı her para­met­re­ye bak­sa idi check-uplar çok paha­lı olur­du. Tomog­ra­fi check-up’­ta kul­la­nıl­maz ama ben bazı has­ta­la­rım­da kul­la­nı­yo­rum, çün­kü akci­ğer kan­se­ri ris­ki çok yük­sek olan birey­de düşük doz­lu bir tomog­ra­fi ile has­ta­lı­ğı yaka­la­ya­bi­li­yo­ruz. 35 yaşın­da olan bir kişi­ye kolo­nos­ko­pi yap­tır­tı­ğı­mız olu­yor. Çün­kü Gentest’te yük­sek yat­kın­lık tes­pit etmiş olu­yo­ruz ve böy­le­ce has­ta­lık­la­rı çok erken aşa­ma­da tes­pit edi­yo­ruz. Yani Gen­test bize neyi nere­de ara­ma­mız gerek­ti­ği­ni de gösteriyor. 

Han­gi yaş­tan iti­ba­ren yap­tı­rıl­ma­sı­nı tav­si­ye edi­yor­su­nuz?

2 yaşın­dan iti­ba­ren şu anda bak­tı­ğı­mız gene­tik özel­lik­le­rin tama­mı­na bak­ma­yı öneriyoruz.Çocuğun yaşam tar­zı 2 yaşın­dan iti­ba­ren geliş­me­ye baş­lar. Ama yaşa­mın han­gi döne­min­de olu­nur­sa olun­sun Gen­test uygu­la­na­bi­lir. 80 yaşın­da­ki insa­nın dahi göre­ce­ği çok fay­da­lar var. 

Oste­opo­roz önle­ne­bi­lir yani?

Tama­mıy­la önle­ne­bi­lir. Özel­lik­le kız çocuk­la­rın­da erken yaş­ta baş­la­ma­lı önlem alma­ya… 60 yaşı­na gel­miş birin­de oste­opo­ro­zu önle­mek müm­kün değil, ancak sınır­lı ola­rak teda­vi yolu­na gidi­le­bi­lir. Ama meno­poz önce­sin­den baş­la­yan önlem­ler etki­li olur. Koru­yu­cu prog­ram ne kadar erken baş­lar­sa korun­ma şan­sı da o kadar yük­sek olur. 

Gele­cek­te gen araş­tır­ma­la­rın­dan neler bek­le­ni­yor?

Bugün­kü bilim­sel, tek­no­lo­jik ve eko­no­mik imkan­lar­la bizim bak­tı­ğı­mız özel­lik­ler gen­le­rin yapı­sal özel­li­le­ri.. Bir müd­det son­ra geno­mik özel­lik­le­re yani gen­le­rin fonk­si­yon­la­rı­na, ken­di­le­ri­ni ifa­de düzey­le­ri­ne (gen eksp­res­yo­nu) bakı­la­bi­lecek. Bir müd­det son­ra pro­te­omik çalış­ma­lar baş­la­ya­cak, yani gen­le­rin üret­ti­ği pro­te­in­le­rin yapı­la­rı ve fonk­si­yon­la­rı ince­le­ne­bi­lecek.. Bir müd­det son­ra meta­bo­lo­mik araş­tır­ma­lar baş­la­ya­cak. Bun­lar 3040 yıl için­de bek­le­di­ği­miz geliş­me­ler. Biz de çok yakın­da bir baş­ka çalış­ma­ya daha baş­la­ya­ca­ğız. Hüc­re­le­rin cidar­la­rın­da­ki yağ­la­rı ölçe­ce­ğiz. Hüc­re zarı lipit­ler­den olu­şur ve bu zar geçir­gen­dir. İste­di­ği­ni içe­ri alır, iste­di­ği­ni almaz. Bu yağ yapı­sı­nı ana­liz etme­ye baş­la­ya­ca­ğız. O yağ yapı­sı­nı nasıl değiş­ti­ri­riz ki hüc­re daha iyi işlev görsün!

İşte bun­la­rın tümü­ne sis­tem biyo­lo­ji­si diyo­ruz. Atık tıp daha mik­ro düzey­le­re inip yaşa­mın mole­kü­ler temel­le­rin­den hare­ket edecek. Bu uçsuz bucak­sız bir alan…

 

Japon­lar ABD’de neden öldü?

Japon­ya­’­da insan­lar onbin­ler­ce yıl­dır aynı böl­ge­de yaşı­yor­lar. Dün­ya­da göçün olma­dı­ğı yer­ler­den biri. Aşa­ğı yuka­rı homo­jen bir yapı var. Bin­ler­ce yıl­dır aynı şekil­de bes­le­ni­yor­lar ve en faz­la yedik­le­ri şey­le­rin başın­da yosun geli­yor. Yosun folik asit­ten çok zen­gin­dir. MTHFR, methy­le­ne­tet­rahyd­ro­fo­la­te reduc­ta­se geni bir insan­da hız­lı çalı­şı­yor­sa ve kişi çok faz­la folik asit alı­yor­sa kalın bar­sak kan­se­ri olu­yor. Bu yüz­den Japon­ya­’­da zaman­la MTHF­R­’­si hız­lı çalı­şan insan­lar elen­miş. 2. Dün­ya Sava­şı­’n­dan son­ra Japon­ya­’­dan Ame­ri­ka­’­ya göç yaşan­dı­ğın­da, patır patır kalp kri­zi geçir­me­ye baş­la­mış­lar. Çün­kü MTHF­R­’­si yavaş çalı­şıp düşük folik asit alan­lar­da da kan­da homo­sis­te­in yük­se­lir, bu da pıh­tı­laş­ma­yı ve kalp kri­zi­ni artırır. 

Türk­le­rin böy­le özel­lik­le­ri var mı?japanese-picture-brides

Tür­ki­ye için böy­le genel­le­me­ler yap­mak müm­kün değil, çün­kü Tür­ki­ye­’­de bir ırk yok. Orta Asya, Orta­do­ğu, Bal­kan, Kaf­kas, Slav, Afri­ka gen­le­ri iskam­bil kağı­dı gibi karıl­mış. Ancak bir­kaç ortak özell­lik var. Örne­ğin diya­be­te yat­kın­lık yük­sek. Tür­ki­ye­’­de diya­bet ora­nı­nın yük­sek olma­sı­nın bir nede­ni çev­re ise diğer nede­ni de gene­tik yat­kın­lık. Top­lum­sal ola­rak HDL yani iyi koles­te­rol düşük­lü­ğü­ne yat­kın­lı­ğı­mız var, bu da bizi kalp kri­zi­ne götürüyor. 

İyi koles­te­ro­lü düşük bir top­lum bes­len­me­sin­de neye dik­kat etme­li?

Ome­ga 3’den zen­gin bes­len­mek gere­kir. Balık, keten tohu­mu, ceviz ome­ga 3 kay­nak­la­rı­dır. Beyaz undan yapıl­mış yiye­cek­leri, pirin­ci, trans yağı, mar­ga­ri­ni haya­tı­mız­dan çıkar­ma­lı­yız. Elbet­te bu genel geçer­ler olmak­la bir­lik­te asıl ver­mek iste­di­ği­miz mesaj şu: Tek beden her­ke­se uymaz. 400 mg folik asit gün­lük öne­ri­len doz alı­mı­dır. Ama kime göre? MTHF­R­’­si hız­lı çalı­şa­na göre mi yavaş çalı­şa­na göre mi? Hekim­ler diye­tis­yen­ler şunu yiyin, şunu yeme­yin diyor­lar. Bun­şa­rın için­de genel geçer doğ­ru­lar olmak­la bir­lik­te her bire­yin yapı­sı­nın, dola­yı­sıy­la ihti­yaç­la­rı­nın fark­lı oldu­ğu­nu bil­me­miz lazım. 

Gene­tik yapı­mı­za göre kilo ver­mek için kul­la­nı­la­cak diyet­ler de çok fark­lı­lık gös­te­ri­yor mu?

Kişi­ye göre doy­muş yağ­lar­dan zen­gin bes­ler­si­niz, tek­li doy­ma­mış­tan zen­gin bes­ler­si­niz, bir baş­ka­sı­nın yağı­nı kısar­sı­nız, bir insa­nın yağı­nı artı­rır­sı­nız, bir insa­nın kar­bon­hid­ra­tı­nı kısar, bir insa­nın­ki­ni artı­rır­sı­nız. Sırf zayıf­lat­mak için bile bu kadar farklı.

İlgili Haberler

Leave a Comment