Akne Vulgaris & Tedavi Yöntemleri

 

Akne vul­ga­ris ergen­lik döne­min­de baş­la­yan, foli­kü­ler kanal­da tıkan­ma­ya bağ­lı ola­rak geli­şen, mul­ti­fak­tör­yel etyo­lo­ji­ye sahip, deri­de papül, püs­tül, kome­don ve kist­ler­le sey­re­den, kro­nik inf­la­ma­tu­ar bir hastalıktır.
Akne vul­ga­ri­sin ger­çek nede­ni bilin­me­mek­te­dir. Son yıl­lar­da yapı­lan çalış­ma­lar mul­ti­fak­tör­yel bir has­ta­lık oldu­ğu­nu düşün­dür­mek­te­dir. Akne pato­ge­ne­zin­den sebum üre­ti­mi­nin art­ma­sı, foli­kü­ler hiper­ke­ra­ti­ni­zas­yon, Pro­pi­oni­obac­te­ri­um acnes kolo­ni­zas­yo­nu ve inf­la­mas­yon sorum­lu tutulmaktadır.
Akne oluş­ma­sın­da­ki ilk aşa­ma pilo­se­ba­se foli­kül kanal­la­rı­nın tıkan­ma­sı­dır. Nor­mal­de gev­şek­çe olan kera­ti­nöz mater­ya­lin daha yoğun hale gelip, lamel­ler gra­nür­le­rin aza­lıp, kera­to­hi­ya­lin gra­nür­le­rin art­ma­sı akne oluş­ma­sı­na neden olmaktadır.
Foli­kü­ler tıkaç­la­rın oluş­ma­ya baş­la­ma­sı ergen­lik döne­min­de seba­se bez sal­gı­sı­nın (sebum) art­ma­sı ile eş zaman­lı­dır. Sebum sal­gı­lan­ma­sı seks hor­mon­la­rı­nın dene­ti­mi altın­da­dır. Tes­tes­te­ron hor­mo­nun artı­rı­cı, öst­ro­jen hor­mo­nun azal­tı­cı etki­si var­dır. Şid­det­li kis­tik akne­li kadın­lar­da yük­sek serum and­ro­jen düzey­le­ri yanı sıra kon­je­ni­tal adre­nal hiperp­la­zi, over ve adre­nal bez tümö­rü veya poli­kis­tik over send­ro­mu gibi endok­rin bozuk­luk­lar tes­pit edil­miş­tir. Ancak çoğu has­ta­da serum and­ro­jen düzey­le­ri nor­mal­dir. Hor­mo­nal etki­de serum and­ro­jen düze­yin­den çok tes­tos­te­ro­nu dihid­ro­tes­tos­te­ro­na dönüş­tü­ren 5‑alfa redük­taz enzi­mi­nin rolü oldu­ğu düşü­nül­mek­te­dir. Sebu­mun trig­li­se­rid frak­si­yo­nu akne­den sorumludur.
Akne, infek­si­yöz bir has­ta­lık olma­ma­sı­na kar­şın akne olu­şu­mu­nu bak­te­ri kolo­ni­le­ri de etki­le­mek­te­dir. Özel­lik­le Pro­pi­oni­bac­te­ri­um acnes ve bunun yanı sıra Staphy­lo­coc­cus epi­der­mi­dis ve Pity­ros­po­rum­lar akne inf­la­mas­yo­nun­da önem­li rol oynar­lar. Bu mik­ro­or­ga­niz­ma­la­rın foli­kü­ler kanal­da yer­leş­me­le­ri ergen­lik önce­si az iken ergen­lik ile bir­lik­te eş zaman­lı ola­rak artar. P. acnes foli­kü­ler lipaz, pro­te­az, hiya­lü­ro­ni­daz gibi inf­la­mas­yon­da rol oyna­yan enzim­le­ri üre­tir. Foli­kü­ler inf­la­mas­yon­dan ser­best yağ asit­le­ri, yine P.acnes’in sal­gı­la­dı­ğı enzim­ler ve kemo­tak­tik fak­tör­le­rin sorum­lu olduk­la­rı gös­te­ril­miş­tir. Bu inf­la­ma­tu­ar fak­tör­le­rin etki­siy­le gide­rek geniş­le­yen foli­kül rüp­tü­re oldu­ğun­da irri­tan mad­de­ler der­mi­se yayıl­mak­ta ve inf­la­mas­yon şiddetlenmektedir.
Akne az ya da çok şid­det­li ola­rak tüm ergen­ler­de görü­lür. Sık­lı­ğı kız­lar­da 1417 yaş; erkek­ler­de ise 1619 yaş ara­sın­da zir­ve değe­re ula­şır. Erkek­ler­de daha sık ve şid­det­li sey­ret­ti­ği bilin­mek­te­dir. Sık­lı­ğı ergen­lik döne­mi son­ra­sı azal­mak­la bir­lik­te özel­lik­le kadın­lar­da daha ile­ri yaş­la­ra kadar sürebilir.
Akne geliş­me­sin­de rol oyna­yan bazı önem­li fak­tör­ler bulun­mak­ta­dır. Gene­tik neden­ler, stres, koz­me­tik ürün­ler, diyet, ter­le­me ve ult­ra­vi­ole ışın­la­rı bu neden­ler ara­sın­da yer almak­ta­dır. Akne­nin oluş­ma­sın­da gene­tik yat­kın­lı­ğın rolü tam ola­rak bilin­me­mek­le bir­lik­te, akne­nin sey­rin­de gene­ti­ğin etki­li oldu­ğu görü­şü kabul gör­mek­te­dir. Koz­me­tik­ler içe­rik­le­rin­de kome­do­je­nik mad­de bulun­dur­duk­la­rın­da bayan has­ta­lar­da akne­ye neden ola­bi­lir­ler. Kome­do­je­nik mad­de­ler ara­sın­da lano­lin, vaze­lin, bazı bit­ki­sel yağ­lar, ole­ik asit sayı­la­bi­lir. Koz­me­tik ürün­ler kesil­di­ğin­de akne lez­yon­la­rın­da hafif­le­me sağ­la­nır. Stres tek başı­na akne­yi baş­la­tan bir fak­tör olma­ma­sı­na rağ­men lez­yon­la­rın şid­det­len­me­si­ne yol aça­bil­mek­te­dir. Ter­le­me­nin akne­yi art­tı­rı­cı, ult­ra­vi­ole ışın­la­rı­nın akne lez­yon­la­rı­nı azal­tı­cı özel­li­ği bulun­mak­ta­dır. Uzun yıl­lar diye­tin akne üze­rin­de etki­si olma­dı­ğı kabul edil­se de son dönem­de yapı­lan bilim­sel çalış­ma­lar­da kar­bon­hid­rat­tan zen­gin bes­len­me­nin akne geli­şi­min­de ve şid­det­len­me­sin­de etki­li oldu­ğu sap­tan­mış­tır. Doy­ma­mış yağ asit­le­rin­den zen­gin bes­len­me­nin akne lez­yon­la­rın­da azal­ma­nın yanı­sı­ra, hor­mon düzey­le­rin­de deği­şik­li­ğe neden oldu­ğu göz­len­miş­tir. Sütün bol mik­tar­da alın­ma­sı hor­mo­nal medi­atör­le­rin mik­ta­rı­nı etki­le­mek­te­dir. Bu olay­da akne lez­yon­la­rın­da artı­şa neden olmak­ta­dır. Çiko­la­ta­nın direkt ola­rak akne­ye neden olma­dı­ğı, içer­di­ği yük­sek şeker ora­nı nede­niy­le akne üze­ri­ne olum­suz etki­le­ri­nin oldu­ğu saptanmıştır.

Akne Teda­vi­si
Akne vul­ga­ris lez­yon­la­rı inf­la­ma­tu­ar ve noninf­la­ma­tu­ar ola­bil­mek­te­dir. Noninf­la­ma­tu­ar lez­yon­lar açık ve kapa­lı kome­don­lar­dan olu­şur. Kapa­lı kome­don­lar büyük ilti­ha­bi lez­yon­la­rın öncü­le­ri­dir. İnf­la­ma­tu­ar lez­yon­lar küçük papül­ler­den, püs­tül­le­re veya büyük ağrı­lı nodül­le­re kadar değiş­ken­lik gös­te­re­bi­lir. Papül­ler ve püs­tül­ler çoğun­luk­la kalı­cı iz bırak­ma­dan iyi­le­şir­ken, nodül ve kist­ler daha uzun süre­li olup kalı­cı izler bıra­ka­bi­lir. Akne­nin izle­ri makü­ler ve sikat­ris­ler olmak üze­re iki çeşit­tir. Makü­ler izler eri­tem veya hiper­pig­men­tas­yon biçi­min­de­dir. Sikat­ris­yel izler ise atro­fik yada hipert­ro­fik tür­de olabilir.
Akne lez­yo­nu­nun şid­de­ti­ne göre teda­vi seçe­ne­ği değiş­mek­te­dir. Akne vul­ga­ri­sin etyo­lo­ji­sin­de çok sayı­da fak­tör­ler yer aldı­ğın­dan teda­vi yön­tem­le­ri de çok çeşit­li­dir. Hafif ve orta şid­det­li akne­de topi­kal ilaç­lar ilk ter­cih­tir. En sık kul­la­nı­lan topi­kal teda­vi ajan­la­rı ise reti­no­id­ler, ben­zo­il perok­sit, topi­kal anti­bi­yo­tik­ler ve aze­la­ik asit­tir. Reti­no­id­ler kome­don olu­şu­mu­nu engel­ler­ler, anti­inf­la­ma­tu­ar etki­le­ri var­dır. Özel­lik­le kome­do­nal akne teda­vi­sin­de kul­la­nı­lır­lar. Deri­de kızar­ma, kuru­ma ve soyul­ma­ya neden ola­bi­lir­ler. Güneş ışın­la­rı­na kar­şı has­sa­si­ye­te neden olduk­la­rın­dan gece sürül­me­le­ri gere­kir. Teda­vi­nin ilk ayın­da kome­don­lar­da belir­gin­leş­me ola­bi­lir. Teda­vi­den yanıt elde ede­bil­mek için en az altı haf­ta yada sekiz haf­ta bek­le­mek gerekir.
Ben­zo­il perok­sit foli­kü­ler kera­ti­ni­zas­yo­nu düzelt­me­nin yanın­da anti­mik­ro­bi­yal etki­ye de sahip­tir. Reti­no­ik asit kadar olma­sa da cil­di tah­riş etme özel­li­ği­ne sahip­tir. Yerel anti­bi­yo­tik­ler­den ter­cih edi­len­ler erit­ro­mi­sin, klin­da­mi­sin ve tet­ra­sik­lin­ler­dir. P. acnes üze­ri­ne inhi­bi­tör etki yapa­rak ser­best yağ asi­di oluş­ma­sı­nı engel­ler­ler. Topi­kal anti­bi­yo­tik­ler sabah akşam olmak üze­re gün­de iki kere uygu­la­nır. Topi­kal anti­bi­yo­tik kul­la­nı­mın­da kar­şı­la­şı­lan en önem­li sorun anti­bi­yo­tik diren­ci­dir. Aze­la­ik asit P. acnes üre­me­si­ni engel­ler ve anti­inf­lam­ma­tu­ar etki­ye sahiptir.

Sis­te­mik Tedavi
Topi­kal ajan­la­rın yeter­siz kal­dı­ğı ya da irri­tas­yo­na neden oldu­ğu durum­lar­da sis­te­mik teda­vi­ye baş­vu­ru­lur. Sis­te­mik teda­vi­de anti­bi­yo­tik­ler, hor­mo­nal teda­vi ve izot­re­ti­o­in teda­vi seçe­nek­le­ri ara­sın­da­dır. Akne vul­ga­ris teda­vi­sin­de etki­li oldu­ğu bili­nen oral anti­bi­yo­tik­ler ara­sın­da tet­ra­sik­lin, dok­si­sik­lin, erit­ro­mi­sin, azit­ro­mi­sin, kot­ri­mok­sa­zol sayı­la­bi­lir. Teda­vi­ye yanı­tın olup olma­dı­ğı bir buçuk yada iki ay son­ra değer­len­di­ril­me­li­dir. Tet­ra­sik­lin gast­ro­in­tes­ti­nal sorun­la­ra yol aça­bi­lir. Vagi­nal can­di­da infek­si­yo­nu­na ortam hazır­la­ya­bi­lir. Dok­si­sik­lin foto­sen­si­ti­vi­te ve foto­oni­ko­li­ze neden ola­bi­lir. Erit­ro­mi­sin ve azit­ro­mi­sin gast­ro­in­tes­ti­nal sorun­la­ra neden olabilir.
Bayan has­ta­lar­da özel­lik­le sebo­re, hir­su­tizm, and­ro­ge­ne­tik alo­pe­si gibi bul­gu­lar­da eşlik edi­yor­sa anti­and­ro­jen etki­li oral kont­ra­sep­tif­ler, sip­ro­te­ran ase­tat ve spi­ro­na­lak­ton kul­la­nı­la­bi­lir. Hor­mo­nal teda­vi­le­rin başağ­rı­sı, meme­ler­de dol­gun­luk, iştah art­ma­sı, teda­vi­nin başın­da adet düzen­siz­li­ği gibi yan etki­le­ri var­dır. Damar has­ta­lı­ğı geçi­ren kişi­ler­de bu teda­vi­ler sakıncalıdır.
Oral isot­re­ti­o­in akne­nin oluş­ma­sı­na neden olan tüm fak­tör­le­re yöne­lik bir teda­vi­dir. Şid­det­li ve direnç­li olgu­lar­da ter­cih edi­len bir ilaç­tır. Opti­mal dozu 0.51.0 mg/kg/gün ara­sın­da deği­şir. Bayan has­ta­la­ra teda­vi süre­sin­ce ve teda­vi son­ra­sı en az bir­kaç ay boyun­ca gebe kal­ma­ma­sı gerek­ti­ği belir­til­me­li­dir. Muko­ku­ta­nöz, oftal­mo­lo­jik, nöro­lo­jik, kas-iske­let, gast­ro­in­tes­ti­nal ve ruh sağ­lı­ğı­nı etki­le­yen bir yan etki pro­fi­li var­dır. Yan etki­ler teda­vi süre­sin­de görü­lüp ilaç kesi­lin­ce orta­dan kalk­ma­sı­na rağ­men teda­vi süre­sin­ce has­ta­ya zor­luk yara­tır. Teda­vi süre­ci dört ila altı ay arasındadır.
Akne son­ra­sı mev­cut olan hiper­pig­men­te lez­yon­lar depig­men­te ilaç­lar yada alfa hid­rok­si asit­ler ile yapı­lan peeling işle­mi ile teda­vi edi­lir. Peeling işle­mi 21 gün aray­la 4 ila 6 seans ara­sın­da uygu­la­nır. Yüzün çok iyi güneş­ten korun­ma­sı şart­tır. Akne skar­la­rı­nın teda­vi­sin­de laser ya da der­mo­rol­ler işle­mi­ne baş­vu­ru­lur. Akne izle­ri­nin teda­vi­si uzun süren bir süreçtir.
Akne teda­vi­sin­de has­ta hekim ara­sın­da­ki diya­log çok önem­li­dir. Hekim has­ta­ya teda­vi­nin uzun süre­ce­ği konu­sun­da bil­gi ver­me­li­dir. Teda­vi­nin etki­si­ni geç baş­la­ya­ca­ğı has­ta­ya bil­di­ril­me­li­dir. Teda­vi kesi­lin­ce nüks ris­ki­nin oldu­ğu has­ta­ya söylenmelidir.

Yüz Çok Sık Yıkanmamalı
Bir­çok insan akne­nin kötü hij­ye­ne bağ­lı oldu­ğu­na ina­nır. Akne has­ta­la­rı yağ­lan­ma­yı azalt­mak için yüz­le­ri­ni çok sık yıkar­lar. Çok sık yıka­ma­nın akne­ye iyi gel­di­ği­ni söy­le­yecek bir kanıt yok­tur. Ovuş­tu­ra­rak ve sert bir şekil­de yıka­ma akne­nin inf­la­ma­tu­var fazı­nı alev­len­di­re­bi­lir. Has­ta­lar yüz­le­ri­ni gün­de en faz­la 2 defa, ılık su ile ve par­mak­la­rı ile yumu­şak hare­ket­ler­le yıka­ma­lı­dır. Sert kumaş veya fır­ça kul­la­nı­mın­dan kaçı­nıl­ma­lı­dır. Bu tür abra­ziv uygu­la­ma­lar foli­kü­lün fizik­sel bütün­lü­ğü­nü bozar ve lez­yon­da artı­şa sebep olur. Koz­me­tik ürün­ler kul­la­nı­lı­yor­sa non kome­do­je­nik­ler ter­cih edil­me­li­dir. Genel ola­rak los­yon­lar ve yağ baz­lı ürün­ler, jel baz­lı ve sik­lo­me­ti­kon, dime­ti­kon gibi sili­kon türev­le­ri içe­ren fon­do­ten­le­re göre daha az kome­do­je­nik­tir­ler. Aynı şekil­de toz pud­ra­lar sıkış­tı­rıl­mış pud­ra­la­ra göre daha az kome­do­je­nik­tir­ler. Klor­hek­si­din veya trik­lo­san gibi anti­bak­te­ri­yel ajan içe­ren sabun­lar P acne­se etki etmez­ler. Hat­ta bu sabun­lar iri­tas­yo­na da neden ola­bi­lir­ler ve akne teda­vi­sin­de kul­la­nıl­ma­sı önerilmez.

Dr. Gök­han OKAN
Medi­cal Park Göz­te­pe Hastane
Komp­lek­si Der­ma­to­lo­ji Uzmanı

 

İlgili Haberler

Leave a Comment