Türkiye’deki En Eski Baş Ağrısı Polikliniklerinden Biri Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Baş Ağrısı Polikliniği

Türkiye’nin en eski üniversitelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin Baş Ağrısı Polikliği’de ülkemizdeki ilk değil ama en eski polikliniklerden biri. 1980 yılında dönemin Nöroloji AD Bilim Dalı Başkanı olan Prof. Dr. Hayrunnisa Denktaş’ın yönlendirmesi ile multidipislener bir oluşum olarak kurulmuş. Kuruluşunda Prof. Dr. Aksel Siva, Prof. Dr. Baki Göksan ve başta psikiyatri olmak üzere diğer bilim dallarından öğretim üyeleri katılmış. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji AD içindeki varlığını sürdüren polikilinik, yakın zamanda aynı anabilim dalı içinde Algoloji Bilim Dalı’nın kurulması ile, Algolojinin bir alt birimi olarak çalışmaya başlamış.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Baş Ağrısı Polikliniği’nde Prof. Dr. Aksel Siva, Prof. Dr. Baki Göksan, Prof. Dr. Sabahattin Saip , Doç. Dr. Derya Uludüz ve Uzm. Dr. Uğur Uygunoğlu hasta görüyorlar.
İlk kurulduğundan bu yana her perşembe öğlenden sonra yapılan Baş Ağrısı Polikliniği’nde Prof. Dr. Feray Savrun Karaali’de ve Prof. Dr. Ayşe Altuntaş’da yer alıyor. Prof. Dr. Karaali özellikle bazı girişimsel uygulamaları yapıyor, Prof. Dr. Ayşe Altıntaş da nörolojinin algoloji grubu içinde yer alıyor.
Baş Ağrısı Polikliniğinin 3. basamak başvuru yeri olarak değerlendirilmesini söyleyen Prof. Dr. Aksel Siva, “Burada, ilk basamakta ya da ikinci basamakta çözülemeyen, zor ve değişik baş ağrılarını görüp değerlendirmeye çalışıyoruz. Bir başka deyişle burası tedavisi güç, tedaviye dirençli, uzun süredir geçmeyen baş ağrısı olan hastaların derdine derman olmaya çalışan klinik.
Bu arada çok farklı baş ağrısı tiplerini, tanı sorunları yaşayan olguları da görüyor ve onları da birlikte değerlendirmeye çalışıyoruz” dedi.
Baş ağrısının toplumda sık rastlanan bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Siva, nöroloji polikiliğinine çok sayıda baş ağrılı hasta geldiğini, Baş ağrısı Polikliğin’nde ise ortalama olarak haftada 40-50 hasta gördüklerini söylüyor.

Multidisipliner Yaklaşım Gerekli
Baş ağrısına multidisipliner bir yaklaşım gerektiğini belirten Prof. Dr. Aksel Siva, “Tedavide psikiyatristler çok önemli bir yer tutuyor. Çünkü kronik baş ağrısı olanların büyük bir bölümünde bir takım psikiyatrik sorunlar da devreye girmiş oluyor. Bildiğimiz birşey var, migrenli kişilerde, anksiyete bozuklukları, depresyon bazı psikiyatrik rahatsızlıklar, başağrısı veya migreni olmayan kişilerin 2-3 katı daha fazla gözüküyor. Bunun nedeni, hastaların migren ağrısından dolayı depresyona girmeleri veya depresyondan dolayı migren ağrısı çekmeleri. Dolayısıyla migrenin kaynağında bizim fizyopatolojik dediğimiz ortak bir takım mekanizmalar bulunuyor. Yani psikiyatrik rahatsızlıklarla, migren arasında fizyopatolojik olarak örtüşen kısımlar var. Bu nedenle birşeyin adını koyarken başka şeyleri de gözden kaçırmamak lazım. Gerektiğinde psikiyatrist KBB, fizik tedavi, diş hekimlerinden de destek alıyoruz. Her ne kadar nadir de olsa, çene ekleminin sorunları, bir takım baş ağrılarına neden olabilir. Çok daha sık gözüken fibromiyalji dediğimiz tablonun temelinde ne olduğu çok net değil, romatolojik mi, daha çok psikiyatrik mi? Dolayısıyla bu tür durumlarda, konuyla ilgili diğer arkadaşlarımızın da görüşlerine başvuruyoruz” dedi.
Baş ağrısı polikliniğinin önemi nedir nörolojinin içinde sadece baş ağrısı ile ilgilenen bir grubun olmasının önemi nedir? Prof. Dr. Siva Bu soruya şöyle yanıt veriyor:
“Baş ağrısı zaten kişiyi doktora götüren hastalıkların en başında geliyor. Türkiye’deki migren sıklığına bakarsak erişkin nüfusun %16,4′ü migrenli. Bu kişilerin hepsi çok sık migren çeken kişiler değiller ama böyle baktığınızda toplumun üçte birinde kronik baş ağrısı söz konusu. Dolayısıyla baş ağrısı çok ciddi bir sorun. Tabi ayırıcı tanısı çok önemli. Bunun altında baş ağrısına yol açan başka bir hastalık olmadığının mutlaka dışlanması lazım. Bizim birincil görevimiz, baş ağrısının ayırıcı tanısını yapmak. Ondan sonra bu migrendir, gerilim baş ağrısıdır ya da küme baş ağrısı diyoruz.
Altta hayatı tehdit etmeyen bir durumun olduğu kronik baş ağrılarının kişinin yaşam kalitesini çok düşürdüğünü bunların da çok ciddi sorun yarattığı muhakkak. Dolayısıyla bu kadar sık karşılaşılan bir sorunda, bu kişilerin doğal olarak gideceği yer birinci basamak hekimdir. Bunların çoğu zaten birinci basamakta çözülmektedir ama bir kısmı çözülememektedir. Bunların da ikinci basamak olarak nörologlara ulaşmaları önem taşımaktadır. Burada da tam çözülemeyen kronik ve zor vakalarda başğarısı polikiliniğinde görülmeleri, orada çare bulunmaya çalışılması önem taşımaktadır. Dolayısıyla baş ağrısı poliklinikleri çok önemlidir. Baş ağrısı probleminin çözülmesi hem toplumsal açıdan hem de bireysel açıdan önemli. Kişisel açıdan bakarsak, kişi hem çok acı çekiyor, hem de özel ve sosyal yaşamlarını etkileniyor. Bu durum ciddi şekilde hem sağlık giderlerinin yükselmesine yol açıyor, hem de doğrudan sağlık giderleri yanında dolaylı olarak işgücü kaybından kaynaklanan ciddi kayıplara yol açıyor. Dolayısıyla baş ağrısını ne kadar çok tanır ve tedavi edebilirseniz, hem kişiye hem de topluma yardımcı olabilirsiniz.”
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Baş ağrısı Polikliniği’nin tanı ve tedavinin yanısıra eğitim faaliyetlerinin de bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Siva, her ayın 1. ve 3. haftasında asistanlarımızın ve hastane dışından uzmanların da katıldığı eğitim toplantıları yapıldığını belirterek, “Bu toplantılarda bilgilendirme yapılırken, ilginç vakalar da gündeme getiriliyor. Katılımcılarla birlikte tartışılıyor. Ayrıca hemen her yıl bir Uluslararası yayın yapıyoruz. Diğer üniversitelerdeki Baş ağrısı grupları ile birlikte yürüttüğümüz ortak çalışmalarımız da var. Bu polikliniklerin bir diğer özelliği de bilimsel çalışmaları yürütmek. Bunların bir kısmı tedavilerle ilgili olabiliyor, bir kısmı Baş ağrılarının nedenlerine yönelik oluyor. Bu konuda birçok calışma yapılıyor” diye konuştu.

Share via email

Yorum eklemek için kullanıcı girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş