PURE Araştırması 3. Yıl Sonuçları Açıklandı Diyabet Son 3 Yılda %20 Artış Gösterdi

Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, Prof. Dr. Yüksel Altuntaş, Prof. Dr. Aytekin Oğuz, Prof. Dr. Sadi Güleç, Prof. Dr. Ahmet Temizhan

2008 yılında başlatılan ve 2020 yılına kadar sürdürülecek bir uluslararası bir çalışma olan PURE çalışmasının Türkiye ayağına ait son 3 yıllık veriler açıklandı. Buna göre son 3 yılda diyabet % 20 oranında artış gösterdi. Bel çevresi kalınlaşmasının bir sonucu olarak gelişen, hipertansiyon ve diyabet ile birlikte seyreden metabolik sendrom kalp krizi riskini 2,5 kat, inme riskini 5 kat artıyor. Diyabeti olanlarda ise kalp krizi geçirme riski 3,5 kat, inme riski 2,5 kat artıyor. Hipertansiyonu olanlarda 3 yıl içerisinde kalp krizi geçirme riski 2 kat, inme riski 11 kat artıyor.

Son 3 yıl içinde sağlığımızla ilgili riskler arasında olumlu gelişme sigara ve alkol kullanım oranlarındaki düşüşte görüldü. Sigara kullananların oranı %15, alkol kullananların oranı %20 azaldı.

Türkiye ayağı Metabolik Sendrom Derneği tarafından İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Metabolik Sendrom Derneği (METSEND) Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz liderliğinde gerçekleştirilen bir sağlık araştırması olan uluslararası “Prospective Urban and Rural Epidemiological Study” PURE projesi, kentsel ve kırsal kesimlerde yaşam tarzının kalp damar sağlığımızı ve metabolizmamızı nasıl etkilediğini ve ne kadar değiştirdiğini inceliyor.

Türkiye’den 4 bin kişinin katıldığı araştırma, Aydın, Antalya, Gaziantep, İstanbul, Kocaeli, Malatya, Nevşehir ve Samsun olmak üzere 8 ilde, 35 – 70 yaş aralığındaki kişilerin sağlık durumlarını ele alıyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından 2008 yılında onaylanan, koordinasyonu İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından desteklenen ve dünya çapında 12 yıl sürecek olan projenin 2009 – 2012 yılları arasındaki karşılaştırmalı Türkiye verileri Metabolik Sendrom Derneği Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısı ile duyuruldu.

Toplantıda konuşan METSEND Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz, obeziteyi sadece fiziksel bir değişim olarak algılamamak gerektiğini belirtti. Obezitenin hipertansiyon, diyabet, depresyon, ortopedik sorunlar, reflü, uyku apnesi sendromu, kanser gibi sonuçları olduğunun altını çizen Prof. Dr. Oğuz, Türk toplumundaki obezite nedeniyle diyabet hızla artmaktadır dedi. Prof. Dr. Oğuz, “Ülkemizde diyabet oluşumu son 3 yılda 35 yaş üstü insanlarda %30 artış gösterdi. Bu kişilerin kalp krizi geçirme riski sağlıklı insanla karşılaştırıldığında 3.5 – 4 kat daha fazla Bunun bedelini önümüzdeki yıllarda kardiyovasküler hastalıklarda görülecek artışla ödeyeceğiz. Bunlara neden olan ise yaşam tarzımızdaki değişikliklerdir; hareketsizlik, hazır gıda tüketimindeki artış, gelişen teknoloji nedeni ile kentlerde olduğu kadar kırsal kesimde de beden hareketi gerektiren yaşam biçiminin azalması, fazla tüketimi körükleyen alışkanlıklar ve ucuz ancak fazla kalorili gıdalar obezitede artışa neden olmaktadır. Obezite diyabeti, diyabet ise kalp hastalıkları ve inme riskini artırmaktadır” dedi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, hızla artan diyabetin önlemesi için yaşam tarzımızın mutlaka düzeltilmesi gerektiğini belirterek, bu konuda toplumun tüm katmanlarının biraraya geleceği bir eylem planı oluşturulmasının önemine değindi. Bu kapsamda medya, Sağlık Bakanlığı, toplum, Milli Eğitim Bakanlığı ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içerisinde çalışmasının şart olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karşıdağ, “Araştırma sonuçları yeni diyabet geliştiren hastaların %70’inde metabolik sendrom, %50’sinde hipertansiyon, %70’inde obezite, %26’sında ise fazla kilo problemi olduğunu gösterdi” dedi.

Şişli Etfal Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Yüksel Altuntaş, her 6 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu ve diyabet hastalarının %80’inin kontrol edilemediğini belirtti. Türkiye’de insanların sedanter (oturarak) yaşam sürelerinin arttığını soyleyen Prof. Dr. Altuntaş, Türk insanının günlük ortalama oturma süresinin 6 saati aştığına dikkat çekti. Prof. Dr. Altuntaş, “İyi tedavi edilmeyen diyabet, sağlık ekonomisi ve insan sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır” dedi.

Ankara Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sadi Güleç ise “Ülkemizde hipertansiyonu olan her iki kişiden biri hipertansiyonu olduğunun farkında dağil, tedavi edilmeyen hipertansiyon sebebiyle pek çok kişide kalp krizi ve inme gelişmektedir, bu nedenle hipertansiyon sinsi katil olarak adlandırılır” dedi.

Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Ahmet Temizhan, hipertansiyonundan haberdar olan kişilerde tedavi oranlarının yüksek olduğunu belirterek bu kapsamda ülke çapında düzenlenecek farkındalık çalışmalarının önemini vurguladı.

 PURE Verileri Şöyle:Obezite Oranı %54’e Ulaştı

Obezite Tük toplumunda giderek daha ciddi bir sorun haline geliyor. Obezite oranı %54.4’e ulaşmıştır. 38-73 yaş aralığında BMİ (Beden Kütle İndeksi) 30 kg/m2 ve üzerinde olanlarla, yüksek kilolu olarak tanımlanan (BMİ: 25-30 kg/m2) olan %33’lük kişiler de eklendiğinde, toplumda bu yaşlarda sadece %12.5’luk bir kesimin normal kilo sınırlarında yaşadığı belirtilmelidir.

 

Metabolik Sendrom İki Kişiden Birinde Görülüyor

Toplumumuzda (38-73 yaş aralığında) her iki kişiden birinde metabolik sendrom var.

Metobolik sendrom sorunu olanların oranı 2009’dan bu yana %6.3’lük bir artışla %49.9 olmuştur.

Birçok hastalığa davetiye çıkaran ve metabolik sendrom vakalarını ciddi biçimde arttıran bel çevresi genişliği ortalaması, Türk toplumunda 38-73 yaş arası kadınlarda 93 cm, erkeklerde ise 97 cm’dir. Oysa sağlıklı oranlar, kadınlarda 80 cm ve erkeklerde 94 cm’nin aşağısı olarak ilan edilmiştir.

Son üç yılda yeni diyabet geliştiren kişilerin %70’inin sağlık geçmişlerine bakıldığında diyabet öncesinde de metabolik sendrom sorunu olduğu görülmüştür.

60 Yaş Üzerindeki 3 Kişiden Biri Diyabetli

Türkiye’de 38-73 yaş arasındaki her 5 kişiden biri diyabet gelişmiş durumda. Altmış yaş üzerinde bu oran 3’te 1’e çıkıyor. Diyabet hastalarının %80’inde kan şekeri kontrolü yetersiz.

Türkiye’de diyabet görülme sıklığı 2009’da %13 iken 2012’de %17.9’a yükselmiştir. Açlık kan şekerine göre ölçülen bu verilere HbA1c ölçümleri de eklendiğinde bu oran %22.3’e yükselmektedir. Ülkemizde diyabet görülme sıklığı kadınlarda erkeklere oranla ortalama %3 daha yüksektir.

Türkiye’de diyabet oranı üç yılda %20 artmıştır.

Diyabet ortaya çıkanların %70’I obez, %26’sı fazla kilolu. Normal kilolular için bu oran sadece %4.

Yeni diyabet gelişen hastaların 3 yıl önceki özelliklerine bakıldığında %70’inin metabolik sendromu, % 50’sinin hipertansiyonu olduğu gözlemlenmiştir.

HDL’si İyi Olanların Oranı Arttı

Kalp damar hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan HDL kolesterol düşüklüğünü hareketsiz yaşam, obezite ve diyabet sıklığı tetikliyor.

Sonuçlar kolesterol değerlerinde son 3 yılda önemli bir artış olmadığını ama iyi huylu kolesterolü (HDL) düşük olanların sayısında %20 artış olduğunu göstermiştir.

 PURE Hakkında

Uluslararası, ileriye dönük (prospektif), kentsel ve kırsal epidemiyolojik bir araştırma olan PURE (Prospective Urban and Rural Epidemiological Study) Projesi, toplumsal ve çevresel etkilerin; kalp damar hastalıklarına yol açan risk faktörleri ve bulaşıcı olmayan hastalıkların toplumda görülme sıklığına etkisini araştırıyor. Bunun yanında toplumsal belirteçlerle, bulaşıcı olmayan hastalıklar sonucu meydana gelen tıbbi olaylar ve seçilen kardiyovasküler risk faktörlerinde zaman içindeki değişimleri de inceliyor. 2008 yılında başlayan PURE çalışması, 2020 yılına dek Türkiye ile birlikte Kanada, Polonya, İsveç, Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Çin, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Zimbabve ve Güney Afrika’nın da dahil edildiği toplam 17 ülkede 156 bin kişi ile yürütülüyor.

Yorum eklemek için kullanıcı girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş