Kolon Kanseri: Tanı ve Tedavideki Gelişmeler

Prof. Dr. Şuayib YALÇIN
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
İç Hastalıkları Medikal Onkoloji

 

 

 

 

 

Kolon kanseri sindirim sisteminin en sık görülen kanseridir. Görülme sıklığı yaşla birlikte artar.
Türkiye’de kadınlarda meme kanserinden, erkeklerde akciğer ve prostat kanserinden sonra en sık görülen kanserdir. Ülkemizde tüm kanserlerin %8-10′unu oluşturmaktadır. Türkiye’nin giderek yaşlanan bir ülke olduğu düşünülürse gelecek yıllarda ülkemiz için önemli bir sağlık sorunu olacağı ortadadır.
Kolon kanserinin diğer kanserlerden en önemli farkı, tıpkı meme kanseri ya da rahim ağzı kanserinde olduğu gibi tarama ile erken teşhiş edilebilen ve erken teşhis edildğinde başarıyla tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Kolon kanseri ne kadar erken yakalanırsa, tedavi başarısı o kadar artar. Ülkemizde kolon kanserinin en sık görüldüğü yaş dünyada göre biraz daha düşük. Dünyada ortalama 70 yaşında daha sık görülmesine karşın bizim ülkemizde 60 yaş civarında daha sık görülmektedir. Türkiye’de ortalama yaşam süresi 71′i aştı. Yaşam beklentisi arttıkça, bu kanserin görülme sıklığı da 2-3 kat artabilir. Bu nedenle Türkiye’de mutlaka, bireylerin kolon kanseri riski konusunda dikkatli olmaları, riski önleyici yaşam tarzına dönmelerini ve mutlaka koruma programlarından yararlanmalarını gerekir. Türkiye’de kolon kanserinin tedavisi Dünya ülkeleri ile karşılaştırıldığında üst standartlarda olmasına karşın ülkemizde, “kanser fobisi” nedeni ile doktora başvurma oranı düşüktür. Buna bir de kolonoskopi yaptırma konusunda gösterilen çekingenlik eklenince, kolon kanserinin erken teşhisi konusunda sıkıntı yaşanmaktadır.

Kolon Kanserinin Belirtileri
Kolon kanserinin başlangıç evresinde karında dolgunluk hissi, hafif ağrı, iştah kaybı, kilo kaybı, çabuk yorulma ve ishal ortaya çıkar. Ayrıca kabızlık da olabilir. Kullanılan ilaçlara rağmen kabızlık devam edebilir. Bu evrede barsak henüz daralmamıştır ve belirtiler bağırsak kanseri tanısı koymak için yeterli değildir. Fakat hastada bu tip şikayetlerin olması hastanın mutlaka incelenmesini gerektirir. Görüntüleme yöntemleri kalın bağırsaktaki herhangi bir anormalliği ortaya koyar. Böylece herhangi bir hastalık varsa erken tanı konmuş olur ve hastaların geleceği açısından çok önemlidir. En sık yaşanan belirtilerden biri de ileri yaşlarda görülen demir eksikliği anemisidir. Bu durumda mutlaka kalın bağırsağın detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.
Beslenme bozukluğu yaşayan büyüme çağındaki çocuklarda, doğum yapan, kanaması fazla olan fertil genç kadınlarda demir eksikliği anemisi görülmesi normal kabul edilebilirken, 40′lı yaşlardan sonraki demir eksikliği anemisinin ciddiye alınması gereklidir. İleri yaşlarda görülen demir eksikliği anemisinin gastrointestinal sistemden kaynaklanabileceği düşünülmeli ve araştırmaların bu yönde yapılması gereklidir. Dışkıda gizli kan bakılması ve kolonoskopi yapılması önerilmektedir.

Kolon Kanseri’nde Risk Faktörleri
Kolon kanseri yaşla birlikte artan bir hastalık olduğu için en önemli risk faktörü yaştır. Kolon kanseri tanısı konmuş hastaların %90’nından fazlası, kolon kanseri tanısını 50 yaşın üzerinde almıştır. Diğer önemli risk faktörü poliplerdir. Polipler kalın bağırsağın iç duvarından kaynaklanırlar. Kolon polipleri 50 yaşın üzerinde sıktır. 50 yaşın üzerindeki kişilerde kişilerin 20-25′inde polip gelişir. Poliplerin çoğu iyi huyludur, fakat bazı polipler kanserleşebilir. Ailede kanser öyküsü varsa poliplerin kanserleşme riski artabilir. 10-12 yıl içinde poliplerin %2’si kanserleşir. Her polipin kanserleşme riski yoktur ancak poliplerin tespiti ve çıkarılması kolon kanseri riskini önemli ölçüde azaltır.
Ailede kolon kanseri hikayesinin olması: Yakın akrabalarında kolon kanseri hikayesi olan kişilerde kolon kanseri gelişme riski artmıştır. Özellikle akrabalardaki kolon kanseri genç yaşlarda başlamış ise bu risk daha fazladır. Eğer birden fazla yakın akrabada kolon kanseri hikayesi varsa kolon kanseri olma riski çok daha fazla artmıştır. Ailesel non-poliposiz kolon kanser sendromu (HNPCC) genetik olarak geçen kolon kanserleri içinde en sık olanıdır. Tüm kolon kanserleri içinde oranı %2’ye kadar ulaşır
Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi kolonun enflamasyonu ile giden hastalıkların uzun yıllar devam etmesi durumunda kolon kanseri riski artmaktadır.
Diğer risk faktörleri, obezite, yağlı ve yüksek enerjili beslenmedir. Çalışmalar göstermektedir ki, besinlerinde düşük oranda lifli yiyecek tüketenlerde, az sebze ve meyve tüketenlerde kolon kanseri riski artmaktadır. Kişinin kilosu iyi olsa bile yüksek kalorili ve çok yağlı besleniyorsa, çok havyansal protein tüketiyorsa (özellikle kırmızı et) kolon kanseri riski artmaktadır.
Obezite ve sigara içimi de kolon kanseri riskini artırmaktadır. Sigara içen bir kişide kolonda polip ve kolon kanseri gelişme riski artmıştır.

Kolon Kanserinin Erken Tanısı
Kolon kanseri tarama yöntemleri ile erken dönemde yakalanabilir ve tedavi edilebilir. Tarama testleri, polip ya da kolon kanserinin, hastada şikayet yapmadan önce bulunmasına yardım eder. Kolonda poliplerin bulunması ve bunların alınması kolon kanserini önleyebilir. Kolon kanserinin tedavisi ne kadar erken yakalanırsa o kadar etkilidir. Şikayeti olsun ya da olmasın 50 yaş ve üzerindeki herkese mutlaka bir kez kolonoskopi yapılmalıdır. Kadınlar ve erkekler 50-65 yaş aralığında mutlaka gaytada gizli kan testi yaptırmalı bir yılda bir bu testi tekrar ettirmelidir. Her 10 yılda bir kolonoskopi yapılmalıdır. Eğer ailede kolon kanseri varsa 40 yaşından sonra 5 yılda bir kolonoskopi yapılmalıdır. Eğer kolonoskopi yapılamıyorsa diğer görüntüleme yöntemleri denenmelidir. Bunlar;
Çift kontrastlı baryum enema grafisi: Bu tetkikte hastaya baryumlu bir solüsyon içirilir ve rektumdan içeriye hava pompalanır. Bu işlem sonrasında peş peşe rontgenler (x-ray) çekilerek tüm kolon ve rektum görüntülenir. Bu işlemle polipler ve kolon kanseri yakalanabilir.
CT (tomografi) Kolonoskopi: Diğer bir adı da Virtual kolonoskopi. Yeni bir yöntem. Kalın barsağın seri halde x-ray grafilerini çekip, bilgisayar ortamında bu x-ray görüntülerinden kalın barsağın iç yüzeyinin 2 ve 3 boyutlu olarak görüntülerinin elde edilmesidir.
Kapsül kolonoskopi: Bu yöntemde hasta kapsül şeklinde etrafının fotoğrafını çekebilen bir kapsül yutar. Bu kapsül kalın barsakta ilerledikçe çok sayıda fotoğraf çekmektedir.
Kolon kanseri erken yakalandığı zaman tıbbın en fazla tedavi seçenekleri sunduğu kanser türlerinden biridir. Ne kadar erken yakalarsak, tedavi başarısı o kadar artar. Ancak kolon kanserinin çok azı dörtte biri ya da beşte biri çok erken dönemde yakalanmaktadır. Büyük oranda ilerlemiş olarak hekime ulaşmaktadır. Erken dönemde yakalanan kolon kanserinde tedavi cerrahidir. Genellikle hastaların %50′sine, 75′ine hatta cerrahi olarak çıkarılabilir evrede tanı konulabilmektedir.

Kolon Kanserinin Tedavisinde Yeni Gelişmeler Var
Son yıllarda kolon kanserinin hem cerrahi hem de farmakolojik tedavisinde gelişmeler yaşanmıştır. Kolon kanserinde en büyük gelişme ileri evrede ortaya çıktı. Artık tedavi ettiğimiz hastanın hastalığını daha iyi tanıyoruz. Hem görüntüleme yöntemleri ile hem genetik testlerle hem de tümörün birtakım patolojik özelliklerine bakarak kişiye özel tedavi verebiliyoruz. Kolon kanserinde hedefe yönelik ajanlar geliştirilmiştir. Bunlardan en önemlileri bevasizumab ve setuksimabtır. Bevasizumab Türkiye’de ileri evre kalın barsak kanserinde 5-fluorourasil ve irinotekan ve okzaliplatinli kemoterapi ile birlikte kullanmak üzere onaylanmıştır. Bu ilaçla daha önce hastalarda kullanılan fluorourasil, irinotekan ve okzaliplatin gibi ilaçların etkinliği artmıştır. Bevasizumab tümörün kanlanmasını azaltır ve kemoterapi ilaçlarının etkinliğini arttırmaktadır. Setuksimab ise kanserin oluşumunda ve devamında etkili olan epidermal büyüme faktörü yolunu bloke eder. Eskiden bu kanserde tedavi ancak çok erken evrede mümkünken artık güncel yeni tedavilerle tedavi edilebilen kanserlerin en önde gelenlerinden birisidir. Bunun yanında cerrahi yapılan hastalarda da nüks riskini azaltmak için adjuvan tedavi dediğimiz ilaç tedavileri yapıyoruz ve hastalığın tekrarlama riskini azaltıyoruz.
Epidermal growth faktor antikorlarından kimin daha çok fayda göreceği kimin daha çok fayda görmeyeceğine dair bir test de var. Bu testle K-Ras mutasyonuna bakılıyor. Özellikle hastaların k-ras pozitif olduğu zaman epidermal growth faktor antikorlarından yararlanmadığını biliyoruz. Eğer bunlar mutasyon yoksa yararlanabiliyor. Bunun testi çok rahatlıkla yapılabilmeye başlandı. Ülkemizde böylelikle bu tür tedavilerden yararlanabilecek hastaları da seçebilme ve bu ilacı daha etkin kullanabilme olanağına kavuştuk.
Kolon kanserindeki bir başka gelişme, özellike ileri evre olup tedaviye iyi yanıt veren hastaların bir kısmında potansiyel olarak iyileşebilecek cerrahilerin yapılması mümkün olmaktadır. Diğer evrelerde hastalık kaybolmamış olsa bile bu hastalarda sağkalım eskisine göre çok anlamlı şekilde artmaktadır neredeyse kronik hastalık haline gelmektedir.

Yorum eklemek için kullanıcı girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş