Kanserle sofrada mücadele edin

Prof. Dr. Canfeza Sezgin

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Canfeza Sezgin, doğal, bitkisel ve organik gıdaların kanserden korunmada çok etkili olduğunu belirtiyor. Sezgin, “Kanser hastalarının nasıl beslenmesi konusunda ne yazık ki herkes bilgi sahibi. Ancak paylaşılanların çoğu yanlış bilgiler oluyor. Örneğin her kanser türüne faydalı gelen farklı bitkiler var. Pankreas kanserinden koruyan bir bitkiyi farklı bir kanser türünden korunmak için önermiyoruz” diyor.

Düzensiz beslenme kanseri tetikliyor mu?
Kanserlerin % 35’inin beslenmeyle ilişkisi olduğu tahmin edilmektedir. Kırmızı et veya işlenmiş et ürünlerinin düzenli ve sık tüketilmesi, meyve ve sebzenin az tüketilmesi, tütsülenmiş veya tuzlanmış gıdaların tüketilmesinin kanser riskini arttırdığı net olarak gösterilmiştir. Endüstriyel olarak üretilmiş tam yağlı süt ürünlerinin kullanılması meme kanseri gibi hormon ilişkili kanserlerin görülme sıklığında artışa neden olur. Yağda veya mangalda pişirme ile et ve balıkta karsinojenlerin oluşumuna neden olur. Etlerin marine edilmesi karsinojenlerin oluşumunu azaltır. Trans yağ, früktoz şurubu veya basit şekerli gıdaların yoğun tüketilmesi aşırı kalori alımı sonucu çeşitli kanserlerin riskini arttıran şişmanlığa neden olur. Çocuklarımızın hareketsizlik ve sağlıksız gıdaların tüketimi nedeni ile şişmanlamaları ileride kanser, kalp – damar hastalıkları riskinde artışa neden olacaktır. Bebeklikten başlayan dengeli beslenme eğitimi sağlıklı nesilleri yetiştirmemizin ve ülke kalkınmasının en önemli yoludur.

Her gün doğal ve organik beslenerek kanserden korunabilir miyiz?
Günümüzde verimliliği ve dayanıklılığı arttırmak için zirai ilaçlar, kimyasal gübreler, hormonlar, genetiği değiştirilmiş organizma (GDO)’lu tohumlar yoğun olarak kullanılmaktadır. Doğanın işleyişine aykırı yapay müdahalelerle kirlenen gıdaların insan vücuduna ilk girdiği andan itibaren değişikliğe neden olacağı aşikârdır. Ayrıca ağır metaller de gıdaları kirleterek kanser riskini arttırabilmektedir. Kimyasal kalıntıları olan gıdaların tüketilmesi ile özellikle çocuklarda daha fazla olmak üzere ileride şişmanlık, kısırlık, şeker hastalığı ve hormon bağımlı kanserlerin gelişimi riskini arttırır. Son araştırmalar bağırsaklarımızda bulunan trilyonlarca flora bakterisinin dengesinin bu gıdalarla bozulabileceğini ve sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor. Yeni bir araştırma sağlıklı hücrelerimize bağırsakta bulunan bakterilerden DNA geçişi olabileceğini göstermiştir. Ayrıca kanser hücrelerinde bakterilere ait DNA parçaları bol miktarda bulunmuştur. Flora dengesizliği floraya yabancı bakterilerden normal hücrelere yabancı DNA transferine, bu da kanser tetiklenmesine neden olabilir. Yeni çalışmalar sağlıksız veya GDO’lu gıdaların bozduğu bağırsak florasının insanın DNA’sını ve bağışıklık sisteminin çalışmasını bozabileceği ile ilişkili endişeleri arttırmıştır. Doğal ve organik beslenme bu olumsuzlukları en aza indirgeyerek kanserden uzak sağlıklı bir hayat sürmemize yardımcı olur. Özellikle bitkisel gıdaların kanserden koruyuculuğu hayvansal gıdalardan daha fazladır. Sebze ve meyveden zengin, kırmızı et ve hayvansal yağdan fakir, et olarak balığın tercih edildiği beslenme şekli kanserden korunmada en faydalı tercihtir.

KANSER İLAÇLARININ YARISI BİTKİSEL
Kanser tedavisinde doğru bilinen yanlışlar nelerdir?
Kansere bıçak değdiği veya biyopsi yapıldığı zaman kanser daha hızlı yayılır inanışı en yaygın doğru bilinen yanlıştır. Bu nedenle birçok insan gerekli tedavileri yaptırmakta geç kalmakta ve hayatlarını kaybetmektedir. Tam aksine kanser tanısı için doğru teknik ile biyopsi yapılıp tanı konması hızlı tedavi kararını vermede çok önemlidir. Ayrıca kanserin doğası gereği ameliyat olunsa bile başka organlarda metastaz yapma riskinin yüksek olması nedeni ile ameliyattan bağımsız bu süreç görülebilir. Ameliyat ne kadar erken evrede yapılırsa başarısı o kadar artar. Başka organa sıçramış kanseri olanlarda veya sıçrama olmasa da cerrahi olarak cerrahi sınırları temiz olarak çıkarılamayacak kadar büyük olanlarda öncelikli tedavi cerrahi olmayıp sistemik tedaviler öne geçer. Bir diğer doğru bilinen yanlış ise bitkisel ilaçların kullanımının ilaç endüstrisi tarafından engellendiği söylemidir. Günümüzde en sık kullanılan kanser ilaçlarının yarısı doğal ürünlerden oluşur. Porsuk ağacı kabuğundan paklitaksel, sakkaromiçes bakterisinden doksorubisin, Çin mutluluk ağacından kamptotekinler, Cezayir menekşesinden vinka alkaloidleri ve deniz canlısından trabektedin elde edilmiştir ve kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Bitkisel ve doğal kanser ilaçları sadece onkoloji uzmanları tarafından kullanılmaktadır.

Doğal, bitkisel ve organik beslenmenin kanser tedavisindeki önemi nedir?
Endüstriyel gıdaların çoğu trans yağ, früktoz veya glikozdan zengindir. Bu gıdalar lifi az, kaloriyi yüksek miktarda içerirler, glisemik indeksleri fazladır. Ayrıca sağlık için gerekli doğal antioksidanlardan fakirdirler. Kanserde ihtiyaçtan fazla kalori alınması kanser hücrelerinin çoğalması için bol yakıt bulması anlamına gelir. Kanser metabolizmasının veriminin düşük olması, çok daha fazla şeker molekülüne ihtiyaç duymasına neden olur. Bu da kanser hücrelerinin zarında daha fazla şeker taşıyıcı reseptörlerinin bulunmasına neden olur. Kan ş ekerinin hızlı yükselmesine neden olan besinlerin tüketilmesi de kanser hücrelerinin yapısal üstünlükleri nedeni ile sağlıklı hücrelerden daha fazla şekeri tüketerek metabolizmalarını hızlandırmalarına neden olur. Araştırmalar şekerden zengin gıda tüketiminin metastaz gelişme riskini arttırabileceğini göstermektedir. Doğal ve organik besinlerin lif içeriklerinin daha fazla olması, glisemik yüklerinin daha az olması, insülin direncine daha az neden olmaları nedeni ile kanser hastalarının beslenmesinde büyük avantajları vardır. Kilo alımının bazı kanser türlerinde yaşam süresi üzerine olumsuz etkilerinin olması doğal beslenmenin önemini gösterir. Gıdaların doğal ve organik olmaları besin değerlerinin de daha kaliteli olmasını sağlar. Kersetin bitkisel ürünlerde bol bulunan doğal bir bileşen olup kanser hücrelerinin çevresindeki sağlıklı hücreleri köleleştirmesini engeller. Organik besinlerde daha fazla bulunan beta karoten, likopen, A, C ve E vitamini gibi antioksidanlar tedavilerin vücutta yaptığı harabiyetin giderilmesinde önemli katkı sağlar. Bitkilerde bulunan gingerol bileşeni kanser tedavisinde kusmayı azaltırken, kurkuminoidler ilaç direncinin kırılmasında, silibinin karaciğerin desteklenmesine, polisakkaritler bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine katkı sağlar.

Hangi kanser türüne karşı hangi bitkileri öneriyorsunuz?
Kansere karşı temel hedefimiz korunmadır. Çünkü kanserin en etkili tedavisi korunmadır. Sağlıklı yaşam önerilerine uyulduğu zaman kanser % 70 civarında engellenir ve üzücü süreçler yaşanmaz.

Akciğer kanseri: Likopen seviyesi yüksek olan insanlarda akciğer kanseri riski düşüktür. Domateste bol bulunan likopenin daha fazla emilmesi için pişmiş domates, salça gibi gıdaların az miktar zeytinyağı ile tüketilmesi yararlıdır. Çilek, yabanmersini ve ahududu gibi meyveler C vitamininden zengin olup küçük hücreli dışı akciğer kanseri, mesane, deri ve meme kanseri riskini azaltır. Mevsiminde günde 100 gram organik tüketilmelidir. Günde 4 fincan yeşil çay tüketimi akciğer, kalınbağırsak ve pankreas kanseri riskini azaltmaktadır. Ayda en az 5 porsiyon brokoli, haftada 2-3 porsiyon pişmiş kabak, haftada 2-3 adet papaya tüketilmelidir.

Meme kanseri: Domates içerdiği yararlı fitokimyasallar ile yağ ve şeker metabolizmasına yardımcı olarak aşırı kilolu kadınların meme kanserinden korunmasına destek olur. Domates üzerinde 5 adet karsinojen olabilecek, 16 adet de hormonsal dengeyi etkileyebilecek pestisit ilaçlarının kalıntıları olabilmesi nedeni ile organik tüketilmesi, mümkün değilse mevsiminde kabukları soyularak tüketilmesi önerilir. Erik ve şeftalideki klorojenik asit gibi doğal bileşenler meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını engeller. Şekersiz reçellerinin yapılması, kurutulmuş eriğin saklanarak diğer mevsimlerde şekersiz komposto olarak da tüketilmesi yararlıdır. Haftada 4 veya daha fazla porsiyon çiğ veya hafif pişmiş lahana, lahana turşusu tüketilmesinin meme kanseri riskini %74 azaltmaktadır.

Kolon kanseri:   Zerdeçal polip oluşumunu ve kalınbağırsak kanseri gelişme riskini azaltır. Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal kökü tozu bir tatlı kaşığı zeytinyağı veya yumurta sarısı ile karıştırılıp tüketilebilmektedir. Zencefil bağırsaklarda kanserleşmeye neden olabilecek süreğen iltihabi süreci azaltarak kanser riskini azaltabilmektedir. Günde 1-2 fincan zencefil çayı yararlı olabilir. Kırmızı soğanda bol miktarda bulunan kuersetin kanserden korunmada yararlı olup polipleri olanlarda zerdeçal ile beraber günde 1-2 adet tüketilmesi tavsiye edilir. Üzüm kabuğu resveratrol, üzüm çekirdeği proantosiyanidin isimli antikanser bileşenlerden zengin olup diş sorunu olmayanlar siyah üzümü çekirdekleriyle birlikte mevsiminde bir avuç günlük olarak tüketebilir. Organik olanlar tercih edilmelidir. Folik asit, hücrelerin sağlıklı büyümesi için gereklidir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, yumurta, kuşkonmaz, mantar ve narenciye ürünlerinde bol bulunur.

Yorum eklemek için kullanıcı girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş